Aklınızı peynir ekmekle mi yediniz?
Aklınızı peynir ekmekle mi yediniz?
Hiç kuşku yok ki CTP'nin erken seçim kararı alması isabetli oldu. Bırakınız mali ve ekonomik sektördeki darboğazdan gelen zorlamayı, Kıbrıs görüşmelerinde yaşanan gelişmeler de içaçıcı olmadığı için halkın hakemliğine gereksinim vardır. Çünkü "Masadan kalkmamak" uğruna Rumun ayaklarına serilen haklarımızın geri alınması bu safhada söz konusu değildir. Binici değişmedikçe atın başka vadilere sürülmesi olanaksız olup tehlikeli vadilerde yürüdüğü görülmektedir. Yani CTP Kıbrıs'ta bulamadığı desteği bir yerde Ankara'dan da bulamadı.Yani buraya kadar
Milli Güvenlik Konseyi'nde alınan ve açıklanan karar, KKTC Cumhurbaşkanı M.A.Talat'a destek değil, anlayana O'na yapılan uyarı niteliği taşımaktadır. Belki amaç Rum ve Yunanlıya sopa göstermektir ama MGK'nın kırmızı çizgileri Talat'ın çizgileri ile örtüşmemektedir ver günün sonunda Talat'ın çizgilerinde varılacak bir anlaşma MGK nezdinde destek bulamayacak gözümektedir. Artık bu ortaya dökülmüş görünmektedir.
İki halk yerine iki toplum; iki kurucu devlet yerine nerede ise eyelet; iki halkın sahip olduğu egemenlik hakkı yerine tek halk ve tek egemenlik; Federal yurttaşlığa paralel olarak iki devletin alt yurttaş kimliğinin kaldırılması yani tek vatandaşlık; güçlü bir Federal Merkezi yapı yerine gevşek Federasyon artık bardağı taşıran son damladır.
Kaldı ki buna "Federal Kıbrıs Cumhuriyeti'inin Devlet Başkanı, Devlet Başkan Yardımcılığı ve Hükümetle Konsey çatışması" sürmektedir.Hele Başkan ve Başkan Yardımcısının aynı oy pusulası ile Türk ve Rum seçmenlerin tüm oyu ile seçilme koşulu, uçurumun kenarına ulaşıldığının göstergesi oldu.
Yani Rum ve Yunanlı bir eli ile verdiğini öteki eli ile geri alma sanatını kullanmaktadır.Üstüne üstlük, KKTC içindeki Truva atlarından da yararlanmaya kalkmaktadır. Borazancıbaşları önce Talata'a ona parallel olarak da Türkiye'ye saldırmakta, nerede ise Hristofyas'ın sundukları ile yetinilmesini arslanlar gibi savunmaktadırlar. KTÖS ve KTOOS Rum kesimini ziyaret ederek, onlarla ortak mitinglere katılarak, adeta Rum Yönetiminin sözcüsü konumuna geçtiler. Buna başka bir örnek daha vardır.
"Kıbrıslıların sesi" palavrası ile Rumların Türk Başkan veya Başkan Yardıcmısı seçmelerine razı olmalarını masaya sürerek savunma yapanlar saçmalıklarını pazarlamaya başladılar. İşte bize gelen o başlık ve altındakilerin özeti:
"???? ??????? KIBRISLILAR'IN SESI CYPRIOTS' VOICE " başlığı ile adına teslimiyet yerine " ağırlıkllı oy sistemi " diyerek artık Türk Liderini bile Rumların seçmelerine razı olanlar yazılı savunma yapıyorlar.
Söylediklerine bakınız: "KIBRISLILAR'IN SESİ, ağırlıklı oy kullanılmasının güç paylaşımının kaçınılmaz bir unsuru olduğuna ve Birleşik Kıbrıs'ın yaşayabilmesi için şart olduğuna inanır. Ağırlıklı oy, bir toplum seçmeninin kendi toplum adayı yanısıra, diğer toplumun adayına da oy vermesini içermektedir. Bir toplumun diğer toplum adaylarının üzerindeki etkisi, iki toplum arasında gelişen güven ortamına göre değişken olması planlanabilir...."
"Kıbrıs konusunda ağırlıklı oy bir gerekliliktir. Basına verilen demeçlerinden öğrendiğimize göre, Kıbrıs Türk yönetimi geçmiş dönemlerdeki yönetimler ile aynı tutum içerisinde, bir kez daha 2008 görüşmelerinde ağırlıklı oy kullanımına temelden karşı çıkmaktadır. Oysa ağırlıklı oy kullanımı, toplumlararası işbirliğinin oluşmasına ve kendi toplumlarının ötesinde diğer topluma da hitap edebilen ılımlı adayların tercih edilmesine yardımcı olabilecektir ve Kıbrıs için son derece gereklidir."
Bu da görülmektedir ki Türk Halkının elindeki son koz, "Oy hakkı" da Rumlarla harman yapılmak ve etkisi silinmek istenmektedir. Rum-Yunan propagandası şimdi buna ağırlık vermiştir. CTP'nin ödünleri bile az bulunmaktadır.
Dolayısıyla erken seçim CTP için kurtuluş kabul edilmelidir...Gerisini "KKTC'ye inanan, bunun gerekliliğini savunan, egemenlik-özgürlük ve bağımsızlıktan" asla ödün vermeyen ve Ruma yama olmak istemeyen halk karar verir. Bırakınız Girit'i, yaşayan tarih Filistin Halkının nasıl yokedildiğine kanıttır. Rum katliam yaparken susan dünya, Müslüman oldukları için Bosna'da soykırım uygulanmasına göz yumduğu gibi, şimdi de Filistin halkının yokedilmesine göz yummakta, öldüreni cesaretlendirmektedir...
Yarın Türk ordusu saçma sapan bir anlaşma ile ada dışına çıkarılır ve AB güvencesinin yeterli oluşuna kanarsak, Ruma yama olursak, onlar yeni bir Noel kutlartken, yine bize soykırım uykulayacaklar ve onlar da bardaklarındaki viskinin bitmesini bekleyecekler...Sonra da katledilen Türkü değil, katleden Rumu savunmaya kalkıp hak vereceklerdir. Yaşadık gördük;yeniden yaşayıp görmek istemeyiz...
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.