Deliye her gün bayram!
Herkesin elinde,herkesin köşesinde bir AİHM kararıdır gidiyor. 5 Mart günü açıklanan AİHM kararı,uzun zamandan beri dıştan destek ve takdir görülmediği için herkesi heyecanlandırdı.Sayın Rıza Tüzmen'e göre mal-mülk konusuna yeni bir boyut getirdi.Halen Mahkemenin önünde bekletilmekte olan 1550 dava bu şekilde binası KKTC'de bulunan "Mal Tazmin Komisyonuna" doğru ötelendi."Git hakkını orada ara;olmazsa..." dendi.Bazılarına göre bu kararla Türkiye'nin milyarlarca Euro'dan kurtuluşu ve tazminatların dar alana itilişidir.Bazılarına göre tam bir fiyasko yaşıyoruz.
İlk yorumu yapanlardan derlediğim notlar şöyle:
1.AİHM'in bu kararına göre artık "Mal Tazmin Komisyonuna" başvurmadan ve oradan karar almadan AİHM'e gidilemeyecek;
2.MTK'nun etkili yol olduğu AİHM tarafından seçilen 8 pilot dava ile kanıtlanmış oldu.
3.Bu kararla artık Kıbrıs'ta mülkiyet sorununun nasıl çözümleneceği kesinleşmiş oldu.
Karşı yorum ise şöyle özetlenebilir:
1.Bu ne tarihi, ne de diplomatik zafer değildir.Bu kararla KKTC tanınmamaktadır.Aksine Türk Halkı ve KKTC yok sayılmakta ve Türkiye işgâlci konumuna itilmektedir.
2.Karar Loizidu davasındaki belirli idialara da yer vermektedir ki bu da adanın kuzeyinin Türk Silâhlı Kuvvetlerinin işgâli altında olduğu,BM Güvenlik Konseyinin 541 sayılı kararı ile KKTC'nin yok sayıldığı,Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tanındığı ve egemenlik ve toprak bütünlüğünün kabul edildiği aynı kararda yer almaktadır.
3.Kararla Kıbrıs sorununun Kıbrıs Cumhuriyeti ile Türkiye arasında olduğuna da yer verilmektedir.Nerede ise KKTC'nin tasarrufları Türkiye'nin omuzlarına yüklenmektedir. İşgâl, bu kararın omurgasını oluşturmaktadır.
4.Bu karar adada iki halk,iki devlet, iki ayrı demokrasi vardır savına da aykırıdır. Kaldı ki Türkiye için de işgâlci güç tanımlaması, kararının nereden kaynaklandığını anlatmaktadır.
5.Karar, deneyimli diplomat ve yazar dostumuz Em.Büyükelçi Tugay Uluçevik tarafından şöyle tanımlanmaktadır: "Türkiye'de ve KKTC'de zafer şeklinde dahi değerlendirilmiş olan karar,Türkiye'yi Kıbrıs'ta işgâlci gören;KKTC'yi yok hükmünde sayan;TMK gibi, KKTC'nin kurumlarını dahi Türkiye'nin hukuk yolu olarak kabul eden bir zihniyetin ürünüdür...AİHM kararını zafer olarak niteleyip alkışlayanlar içindeki sakat unsurları da kabul etmiş olurlar."
Türkiye ve KKTC Hükümet yetkilileri de sakıncaları görmekle beraber AİHM'den bir dereceye kadar kurtulmanın başarı olduğu üzerinde durdular.Bir nokta önemlidir; onca sakıncaya rağmen TMK, yeni bir yol ve yöntem getirdi.Bunun kararlarının AİHM'de geçerli oluşu önemlidir.Eksiklik TMK Yasasındadır.Oraya "Güneydeki Türk malları" hakkında da başvuru yolunu açmak üzere girişim gerekir.Rumlar tazminata da hükmekmeden "Anlaşma sonuna" erteleme oyunu oynuyorlar.TMK da bu kararları örnek göstererek aynı yola başvurabilir.
&&&
MÜTEAHHİTLER KİMDEN ŞİKÂYETCİ?
Dün her türlü inşaat aletleri ile aramıza dalan müteahhitler,bizim oralarda etrafı yıkıp,devirdiler.Halk hayretle bakıp sorulara yanıt aradı.Çünkü inşaatları durduran ve hatta Hristofyas' a, "Ruma ait mal üzerine inşaat yapılmaması" sözü verip bunu uygulayan; Karpaz'ı bakir olarak Ruma teslim için o yöreye elektrik bile sokmamakta direten Cumhurbaşkanı Talat ve CTP iktidarı idi.
Oysa müteahhitler şimdiki UBP Hükümetinden hesap soruyorlar. Adres yanlış değil mi? Rumun malına dokanma diyene,inşaatları durdurmak için kararname üstüne kararname çıkaran ve de Rumla gizli saklı anlaşan kimdi?
Herkes hem Ruma teslim olacak hem de hak arayacak?! Olacak iş mi bu?
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.