Ana Sayfa >> Yazarlar Yrd Doç Dr N BERATLI | 5 Ocak 2017, Perşembe
Tezler mi değişti?
Paylaş  
42
68
31

Sayın Akıncı, yeni yıl konuşmalarından birinde, “Henüz ortada bir metin yokken, hayır kampanyalarına girişmek; Kıbrıs Türk halkına fayda getirmez!” dedi… Çok doğru… Ama tersi de doğru! “Henüz ortada konuşulacak bir metin yokken”, evet kampanyalarına girişmenin de bir faydası yoktur!

Aylardır görüşme yapılır, “bitti, bitiyor” diye demeçler verilir, her iki taraf da kendi elli yıllık tezlerini terennüm ederken;   görüşme heyetinin dışında olan hiç kimse, neler olduğu hakkında gerçek bilgiye ulaşamıyor! “Çözüm” diye karşı tarafın kadim ulusal tezleri duyulunca,  güvensizlik oluşuyor…

 Kıbrıs Sorunu’nun politik geçmişini bir hatırlayalım…

Adada yaşayan iki büyük halktan biri, ülkeyi kendi ulus devletine katmak için, 1796’dan beri ayaktadır. Öteki ise kısa bir süre ve utangaçça “bizimkine katalım, sahibine geri verilsin” dedikten sonra, “ Hiç değilse, egemenliğinin yarısı da bize aittir; adanın kaderi hakkında bizim katılmadığımız bir düşünce gerçekleşemez” demiştir ve demeye devam ediyor. Beriki, “Ben çoğunluğum, benim dediğim olur” derken!

1958 Haziran’ında başlayan vuruşma o kadar kanlı olmuştur ki her iki anavatan oturup, 1958 Aralık’ta Zürih’te bir ortaklık devleti plânladılar. Averof, Zorlu’nun önerdiği “Dönüşümlü Başkanlık”ı reddetti ama iki anavatanla, İngiltere’nin garantörlüğünü kabullenmek zorunda kaldı!  İngiltere de Zürih’teki anlaşmayı kabul edince, 1959 Şubat’ta Londra’da iki Kıbrıslı Halkın temsilcilerinin de katılımı ile, iş imza atmaya kaldı. Makarios, Türkiye’nin Garantör olmasına karşıydı. 19 Şubat günü, kalktı gitti… Konferans, dağılıyordu! O gece ne olduysa oldu, 20 Şubat sabahı geldi, imzayı attı… Kıbrıs Cumhuriyeti böyle kuruldu… Kıbrıs Helen politikası da ilk günden itibaren bu Garantörlük sistemi ve İttifak Anlaşması’na karşı olduğunu, açıkladı. Neden? Egemenliğe aykırı… Tek başına Egemen olup, ne yapacak? Açıkça söylenmekteydi ki halk oylaması ile ENOSİS yapılacak… “Gel egemenliği paylaşalım”… Ohi!

1963 Aralık’da olaylar başlayınca, toprağı bol olsun Makariotate’nin ilk açıklaması: “ İttifak Anlaşması ve Garantiler’i feshettim” … 23 Aralık günü…  25 Aralık’ta KTKA’yı kampından çıkıp, Gönyeli’de mevziye girer. Türk uçakları da Lefkoşa üzerinde uçmaya başlar. Hazret, kararını değiştirir: “ Garantileri kabul ettim!” Endaksi…

1967’de Grivas’ın kışkırtması ile Patris gazetesi, Akritas Planı diye bir plan yayınlar… Orada da ikinci madde : “Garantileri kaldıralım”… Dördüncü madde de malûm: ENOSİS…

1968’den 74’e kadar, Türk tarafı “Gelin kantonal bir federasyon kuralım” demektedir! Kıbrıslı Helen politikası, “Ne federasyonu? Devlet işte burada, gelin, katılın! 1960 Anlaşmalarını revize edelim, gül gibi geçiniriz…” Anladınız tabii: “Garantiler kalksın”…

74 Şubat’ta, TC Başbakanı Bülent Ecevit, “ Biz, Kıbrıs’ta kantonal bir federasyonu savunuyoruz!” demek gafletinde bulundu! Makarios, “ Kesiyorum işte görüşmeleri… Ne yapabilirseniz, yapın da görelim!”  demeye gelen bir açıklama yaptı. Görüşmeler kesildi… Altı ay geçmedi, Temmuz 1974’ü yaşadık… İlgili taraflar, Cenevre’de 1. Cenevre diye isimlendirilen görüşmelere oturdular. Türk tarafı, gene “Kantonal federasyon” dedi… Helen tarafı, federasyonu kabul etmedi. İki hafta sonra, taraflar Cenevre’de bir daha buluştu! Türk tarafı “ıskontoya” gitti: “Lefkoşa-Girne üçgeni, Mağusa, Lefke ve Limasol Kantonları bizim yönetimimizde, gelin bir kantonal federasyon!” Karşı taraf, “Durun memlekete dönüp görüşelim, ondan sonra tekrar toplanıp cevabımızı verelim!” Yeni geldin zatenBir yandan da ateş devam ediyor! Zaman kazanıp, Girne’deki köprübaşını, denize dökebilirse, görüşme falan yok tabii! Beceremezse, zaten masa kurulu duruyor, “görüşür”! Bu kafayla, adanın %36’sını kaybetti… 

75 Şubatı idi galiba, birkaç ay evvel “anlaşamayan” Denktaş ve Kliridis, bu defa Viyana’da buluştular. Kliridis, hidayete erdi: “ Kantonal federasyonu kabul ediyoruz!”dedi…  Üç ay evvel kabul etseydin de hem bu kadar kan dökülmese hem de adanın yarısı elinden gitmese idi ya? Bir daha dağılıp, birkaç ay içinde, bir daha buluşuldu: 2. Viyana… Bu defa, coğrafi federasyonu da kabul etti… O gün bugündür, “federasyon” konuşuluyor!

Denktaş-Makarios (1977) ve Denktaş- Kiprianu (1979) Zirve toplantılarında da onaylanan, “İki bölgeli, iki toplumlu, eşitliğe dayalı bir federasyon” . Son Eroğlu-Anastasiadis Çerçeve Anlaşması’na kadar, her belgede bu yazılıdır… Bütün BM belgelerinde de aynı kriter ilk ilkedir…

Ne dönüşümlü başkanlık bugün ortaya çıktı, ne Garantiler ne de federasyon!1959’dan beri hepsi de  masada… Ne oluyor? Tarih mi değişiyor? Tezler mi?

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
15
 
0
 
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
6 Ocak 2017, Cuma
mehmet s.özakın         - lefkoşa
nazım abi bırak tezleri bezler bile değişti.inşallah konjonktür bizi cafer bez getir pozisyonuna sürüklemez.

YAZARIN SON 10 YAZISI
8 Ekim 2017, Pazar    İki deli Fransız
5 Ekim 2017, Perşembe    Saatler ve jetlag
2 Ekim 2017, Pazartesi    Şu biz Kıbrıslılar 3
1 Ekim 2017, Pazar    Şu biz Kıbrıslılar 2
30 Eylül 2017, Cumartesi    Şu biz Kıbrıslılar 1
29 Eylül 2017, Cuma    Şu biz Kıbrıslılar-1
24 Eylül 2017, Pazar    Yeni Osmanlıcılık
23 Eylül 2017, Cumartesi    Yeni Osmanlıcılık
16 Eylül 2017, Cumartesi    Tampon D’etat
31 Ağustos 2017, Perşembe    Otuz Ağustos

İki deli Fransız
Yrd Doç Dr N BERATLI | 8 Ekim 2017, Pazar
Mösyö Nikola Chauvin’i bilir misiniz? Veya adını hiç işittiniz mi?
Çoğunuz, duymamışsınızdır... Napolyon’un ordusunda, askermiş. Millet savaşırken bu cart curt eder, bağırır çağırır, savaştan sonra da övünürmüş. Ordu...
Saatler ve jetlag
Yrd Doç Dr N BERATLI | 5 Ekim 2017, Perşembe
Bu sene Nobel Tıp Ödülü'nü, Amerikalı üç bilim adamı aldı.  Jeffrey C. Hall, Michael Rosbash ve Michael W. Young, ödülü paylaştılar. Bilime yaptıkları katkı ne? Ortaya koymuşlar ki: Dünya denilen gezegende yaşayan can...
Şu biz Kıbrıslılar 3
Yrd Doç Dr N BERATLI | 2 Ekim 2017, Pazartesi
Hüseyin Mümtaz dostumun yazısını aktarmayı, bugün bitiriyorum. Üç yazıyı da birlikte okuyup, bir daha değerlendirmenizi öneririm… Her satırına katılmak şart değil… Hatta tamamıyla karşı da olabilirsiniz. Mesele de zat...