Ana Sayfa >> Yazarlar Doç. Dr. N. BERATLI | 5 Ocak 2017, Perşembe
Tezler mi değişti?
Paylaş  
54
92
41

Sayın Akıncı, yeni yıl konuşmalarından birinde, “Henüz ortada bir metin yokken, hayır kampanyalarına girişmek; Kıbrıs Türk halkına fayda getirmez!” dedi… Çok doğru… Ama tersi de doğru! “Henüz ortada konuşulacak bir metin yokken”, evet kampanyalarına girişmenin de bir faydası yoktur!

Aylardır görüşme yapılır, “bitti, bitiyor” diye demeçler verilir, her iki taraf da kendi elli yıllık tezlerini terennüm ederken;   görüşme heyetinin dışında olan hiç kimse, neler olduğu hakkında gerçek bilgiye ulaşamıyor! “Çözüm” diye karşı tarafın kadim ulusal tezleri duyulunca,  güvensizlik oluşuyor…

 Kıbrıs Sorunu’nun politik geçmişini bir hatırlayalım…

Adada yaşayan iki büyük halktan biri, ülkeyi kendi ulus devletine katmak için, 1796’dan beri ayaktadır. Öteki ise kısa bir süre ve utangaçça “bizimkine katalım, sahibine geri verilsin” dedikten sonra, “ Hiç değilse, egemenliğinin yarısı da bize aittir; adanın kaderi hakkında bizim katılmadığımız bir düşünce gerçekleşemez” demiştir ve demeye devam ediyor. Beriki, “Ben çoğunluğum, benim dediğim olur” derken!

1958 Haziran’ında başlayan vuruşma o kadar kanlı olmuştur ki her iki anavatan oturup, 1958 Aralık’ta Zürih’te bir ortaklık devleti plânladılar. Averof, Zorlu’nun önerdiği “Dönüşümlü Başkanlık”ı reddetti ama iki anavatanla, İngiltere’nin garantörlüğünü kabullenmek zorunda kaldı!  İngiltere de Zürih’teki anlaşmayı kabul edince, 1959 Şubat’ta Londra’da iki Kıbrıslı Halkın temsilcilerinin de katılımı ile, iş imza atmaya kaldı. Makarios, Türkiye’nin Garantör olmasına karşıydı. 19 Şubat günü, kalktı gitti… Konferans, dağılıyordu! O gece ne olduysa oldu, 20 Şubat sabahı geldi, imzayı attı… Kıbrıs Cumhuriyeti böyle kuruldu… Kıbrıs Helen politikası da ilk günden itibaren bu Garantörlük sistemi ve İttifak Anlaşması’na karşı olduğunu, açıkladı. Neden? Egemenliğe aykırı… Tek başına Egemen olup, ne yapacak? Açıkça söylenmekteydi ki halk oylaması ile ENOSİS yapılacak… “Gel egemenliği paylaşalım”… Ohi!

1963 Aralık’da olaylar başlayınca, toprağı bol olsun Makariotate’nin ilk açıklaması: “ İttifak Anlaşması ve Garantiler’i feshettim” … 23 Aralık günü…  25 Aralık’ta KTKA’yı kampından çıkıp, Gönyeli’de mevziye girer. Türk uçakları da Lefkoşa üzerinde uçmaya başlar. Hazret, kararını değiştirir: “ Garantileri kabul ettim!” Endaksi…

1967’de Grivas’ın kışkırtması ile Patris gazetesi, Akritas Planı diye bir plan yayınlar… Orada da ikinci madde : “Garantileri kaldıralım”… Dördüncü madde de malûm: ENOSİS…

1968’den 74’e kadar, Türk tarafı “Gelin kantonal bir federasyon kuralım” demektedir! Kıbrıslı Helen politikası, “Ne federasyonu? Devlet işte burada, gelin, katılın! 1960 Anlaşmalarını revize edelim, gül gibi geçiniriz…” Anladınız tabii: “Garantiler kalksın”…

74 Şubat’ta, TC Başbakanı Bülent Ecevit, “ Biz, Kıbrıs’ta kantonal bir federasyonu savunuyoruz!” demek gafletinde bulundu! Makarios, “ Kesiyorum işte görüşmeleri… Ne yapabilirseniz, yapın da görelim!”  demeye gelen bir açıklama yaptı. Görüşmeler kesildi… Altı ay geçmedi, Temmuz 1974’ü yaşadık… İlgili taraflar, Cenevre’de 1. Cenevre diye isimlendirilen görüşmelere oturdular. Türk tarafı, gene “Kantonal federasyon” dedi… Helen tarafı, federasyonu kabul etmedi. İki hafta sonra, taraflar Cenevre’de bir daha buluştu! Türk tarafı “ıskontoya” gitti: “Lefkoşa-Girne üçgeni, Mağusa, Lefke ve Limasol Kantonları bizim yönetimimizde, gelin bir kantonal federasyon!” Karşı taraf, “Durun memlekete dönüp görüşelim, ondan sonra tekrar toplanıp cevabımızı verelim!” Yeni geldin zatenBir yandan da ateş devam ediyor! Zaman kazanıp, Girne’deki köprübaşını, denize dökebilirse, görüşme falan yok tabii! Beceremezse, zaten masa kurulu duruyor, “görüşür”! Bu kafayla, adanın %36’sını kaybetti… 

75 Şubatı idi galiba, birkaç ay evvel “anlaşamayan” Denktaş ve Kliridis, bu defa Viyana’da buluştular. Kliridis, hidayete erdi: “ Kantonal federasyonu kabul ediyoruz!”dedi…  Üç ay evvel kabul etseydin de hem bu kadar kan dökülmese hem de adanın yarısı elinden gitmese idi ya? Bir daha dağılıp, birkaç ay içinde, bir daha buluşuldu: 2. Viyana… Bu defa, coğrafi federasyonu da kabul etti… O gün bugündür, “federasyon” konuşuluyor!

Denktaş-Makarios (1977) ve Denktaş- Kiprianu (1979) Zirve toplantılarında da onaylanan, “İki bölgeli, iki toplumlu, eşitliğe dayalı bir federasyon” . Son Eroğlu-Anastasiadis Çerçeve Anlaşması’na kadar, her belgede bu yazılıdır… Bütün BM belgelerinde de aynı kriter ilk ilkedir…

Ne dönüşümlü başkanlık bugün ortaya çıktı, ne Garantiler ne de federasyon!1959’dan beri hepsi de  masada… Ne oluyor? Tarih mi değişiyor? Tezler mi?

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
15
 
0
 
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
6 Ocak 2017, Cuma
mehmet s.özakın         - lefkoşa
nazım abi bırak tezleri bezler bile değişti.inşallah konjonktür bizi cafer bez getir pozisyonuna sürüklemez.

YAZARIN SON 10 YAZISI
16 Ocak 2018, Salı    Gene başkanlık sistemi üzerine (3)
15 Ocak 2018, Pazartesi    Gene başkanlık sistemi (2)
14 Ocak 2018, Pazar    Gene başkanlık sistemi üzerine 1
10 Ocak 2018, Çarşamba    Kıssadan hisse
6 Ocak 2018, Cumartesi    Yarın seçimi kim kazanır?
4 Ocak 2018, Perşembe    Nasıl oy verelim da yanmasın?
2 Ocak 2018, Salı    Komayın da Türkçe tükeniyor...
1 Ocak 2018, Pazartesi    Komayın da Türkçe tükeniyor…
28 Aralık 2017, Perşembe    Hronia Bollâ be Horgane…
18 Aralık 2017, Pazartesi    Türk kimliğinin parolası

Gene başkanlık sistemi üzerine (3)
Doç. Dr. N. BERATLI | 16 Ocak 2018, Salı
(Dünden devam)

24 Mart 2011yayınladığım yazıda da çekincelere değinmişim…
“Başkanlık Sistemi, ABD’de demokrasi üretirken, uygulandığı bazı başka ülkelerde, diktatörlük üretiyor. Özellikle Güney Ame...
Gene başkanlık sistemi (2)
Doç. Dr. N. BERATLI | 15 Ocak 2018, Pazartesi
(Dünden devam)

23.10.2011 günkü yazımızda, bizde neden ikide bir başkanlik sistemi tartışması çıktığını anlatmaya çalışmıştım. Ertesi gün de Başkanlık Sistemi’ni anlatmaya çabalamışım… Tek adam yönetimi m...
Gene başkanlık sistemi üzerine 1
Doç. Dr. N. BERATLI | 14 Ocak 2018, Pazar
Aslında çok daha eski zamanlardan beri yazıp söylüyorum ama, bu gazetenin arşivine bakarsanız, (Yeni Düzen’inki kayboldu, Yeni Demokrat ve Yeni Kıbrıs için de gidip Milli Arşiv’de çalışmak lâzım ve zamanım yok!) görür...