Ana Sayfa >> Yazarlar Prof. Dr. Ata ATUN | 10 Aralık 2008, Çarşamba
Rumların Resmi Dili Rumca Mıydı

Rumların Resmi Dili Rumca Mıydı 

Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti AB’ye girerken resmi dilini İngilizce olarak beyan etmişti. Bunu yapmaktaki amaçları da 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasına göre resmi dillerden bir tanesi olan Türkçenin AB’nin resmi dillerinden birisi olmasını önlemekti.

Nitekim başardılar da.

Biz ise bu konuda hiçbir itirazda bulunmadık.

Yol geçen hanına dönen AİHM’ye bile başvurmadık.


Bayramın ikinci veya üçüncü günü tatilden istifade Rum tarafına gidecek olan bir arkadaşıma bir devlet dairesine gitmesini ve Kıbrıslı Türk olduğunu söyleyip yapmak istediği işlemle ilgili olarak birkaç başvuru formu almasını istedim. Telefonu ile de çaktırmadan yapabilirse, duvarlardaki “Sigara içmek yasaktır” gibi veya “ödediğiniz para için makbuz alınız” gibi yazıları da çekmesini rica ettim. 

Bu formları ben alamaz mıydım, bu resimleri ben çekemez miydim?

Elbette alabilirdim de, çekebilirdim de.

Ama ben gittiğimde bana çok farklı davranıyorlar. Alnımda adım yazıyor olmalı ki nedense nereye gitsem beni hemen tanıyorlar.

En son Ledra Palas barikatı çıkışından sonraki trafik çemberinden sağa, CYTA’nın önündeki caddeye dönünce, biraz ilerdeki Rum Meclisini geçtikten birkaç yüz metre sonra yer alan Yunanistan Elçiliğine gitmiştim.

Yunanistan’daki uluslararası bir konferansta konuşmacıydım ve bu nedenle de Yunanistan vizesine gereksinimim vardı. Erken erken başvurursam ancak vizeyi alırım niyeti ile de 45 gün evvelsinden Yunanistan Elçiliğine gittim.

Üstelik o gün de Yunanistan Dışişleri Bakanı Bayan Theodora Bakoyanni adadaydı ve hem yollar polis kaynıyordu hem de neredeyse Yunanistan Elçiliğine girmek olanaksızdı.

Elimde, T.C. Lefkoşa Büyükelçiliğinin biz Kıbrıslı Türklere verdiği Türkiye Cumhuriyeti pasaportu ile Elçiliğe girdim ve vize almak için başvurmak istediğimi söyledim.

Aslında niyetim vize başvurusu için ne istediklerini öğrenip, koçan gibi (taşınmaz mal mülkiyet belgesi), banka cüzdanı, Yakın Doğu Üniversitesi maaş bordrosu gibi benzeri belgeleri hazırlayıp tekrar gelmekti. Zaten Elçilik de barikattan yayan olarak on dakikalık mesafede olduğundan birkaç kez daha gitmek pek de sorun olmaz diye düşünmüştüm.

Görevli polisler veya korumalar beni hemen yan kapıdan üst kattaki vize bölümüne çıkardılar. Sonradan Konsolos olduğunu öğrendiğim bir bayan yanıma geldi ve güler bir yüzle “Galosorisede Giriye Atun” (Hoşgeldiniz Atun Bey) diyerek bana elini uzattı.

Utanmasan ve orası biraz da kalabalık olsaydı, bu bayan kime sesleniyor diye dönüp arkama bakacaktım ama orada bir ben vardım bir de Konsolos hanım. Beni hemen odasına davet ederek çay ikram etti ve ne istediğimi sordu. Elimdeki Konferans davetiyesini gösterip, vize için başvurmak istediğimi söyledim. Pasaportumu aldı, masasının üstüne koydu ve  “Biz seni ararız, merak etme” diyerek çayımı bitirmemi bekledi sonra da beni kapıya kadar uğurladı.

Ben ne olduğunu hiç anlamadım. Niye pasaportumu aldığına da hiç bir mana veremedim. Herhalde başvurumu inceleyecek ve sonra da beni çağırıp elime bir liste tutuşturacak, listeyi tamamlayabilirsem ve de bana inanırlarsa vize verecekler diye düşündüm. Vize vermezlerse de konferansı düzenleyen üniversiteye niye gelemediğimi de nasıl yazacağımı daha orada kararlaştırdım.    

Aynı günün gecesi Ledra Palas’ta bir resepsiyon vardı ve davetli olduğum için oraya gittim. Her ayın belli bir çarşambasında birlikte toplantı yaptığımız Rum siyasi parti liderlerinin tümü de oradaydı. Cumhurbaşkanı Talat ve Hristofyas da. Yanıma genç biri geldi ve bana bir zarf uzattı. Birçok ülkede hükümet dairelerinin yazışmalarda kullandıkları kahveye çalan sarı renkli zarflardan. Sol üst köşesinde Yunanistan Devleti arması, armanın altında da Yunanistan Büyükelçiliği yazıyordu. İçinde pasaportum olduğunu tahmin ettim ve “anlaşılan başvurumu reddettiler” diye düşündüm. Adama bozuk bozuk baktım ve merakımdan da zarfı açtım. Zarfın içinde aynen düşündüğüm gibi pasaportum vardı ama   sayfalarından bir tanesine de bir Şengen vizesi yapıştırılmıştı. Hayretle adamın yüzüne baktım. Kafamdan geçenleri anlamış olmalı ki, “Konsolos hanım sizi çok iyi tanıyor Ata Bey” dedi. “Sizin başvuru yapmanıza bile gerek yok” diyerek merakımı yatıştırdı.

O gün bu gün, çok dikkat etmeğe başladım. Gerçekten de tanıyorlardı.

Bu nedenle de bu sefer herhangi bir daireden birkaç başvuru formu almasını arkadaşımdan rica ettim.

Gelen formlar hep Rumcaydı.

Üzerlerinde ne bir İngilizce yazı, ne de bir tek kelime Türkçe vardı.

Bırakın bir Kıbrıslı Türk’ü, AB üyesi bir devletin herhangi bir vatandaşı bu dairelere başvurduğunda nasıl iletişim kurup da bu formları dolduracak.
 
KKTC hükümetinin, AB’ye bu konuyu şikayet etmesi gereklidir.

Eğer Rumlar Avrupa Birliğine resmi dillerinin İngilizce olduğunu beyan etmişlerse, bu formların baştan aşağı İngilizce olması gerekmektedir.

Yok AB’ye 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti anayasasına göre kurulmuş Kıbrıs Cumhuriyeti olarak başvurmuşlarsa, o vakit bu formların hem Rumca, hem de Türkçe olması gerekmektedir.           

Niye biz hiç şikayet etmek hakkımız kullanmıyoruz.

KKTC hükümetine çağrı yapıyorum. Lütfen bu konuyu AB’ye şikayet edin, AİHM veya ABAD’da da dava açmak için hazırlıklara başlayın. 

Yorum Yaz     Paylaş Share/Bookmark    
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
11 Aralık 2008, Perşembe
Hasan Hassan         - Jack. Florida
Sayin Atun, biraz gec deyilmi? maalelesef Rumlar,Turklerden daha akilli,daha acik goz ve dikketli.Bizim mentalitimizle, onlarla hicbir zaman basa cikamayiz.Sayin Talat daha esnek olmalari icin yalvariyor,bu nasil cagri? hic yakistirmadim.Bizim onlarla masa etrafina oturup bir anlasmaya varmak arzumuz sebep olacak ,bu kurnaz Rumlar tum Kibrisa sahip olacaklar.Oncelikle,bizim liderlerimiz kendi kendilerini bir devletin (KKTC)lideri oldugunu goremiyor (taniyamiyor)Rum liderlerini superiyor goruyor.Sanki,Rum liderlerini sinirletecekler,uzecekler gibi korku icindeler.Boyle lidershiple nasil KKTC'ye sahip cikacagiz?Sayin Atun,inanin ki Rumlar da bu gazeteyi okuyor,hele sizin gibi yazarlari;eminim,Turk vatandasli tercumanlariyle.Siz onlar icin tehlikeli bir yazarsiniz.Tabii ki sizi taniyorlar.Ben de sizi taniyorum ama hic tanismadik bak sana bir arkadas gibi yaziyorum.Dunyanin neresine gitseniz mutlaka sizi taniyan okuyucunuzla karsilasacaksiniz.Thanks to internet.Sende yazmistin.Girit adasini,oniki adalari nasil elden almislardi,kurnazlikla. Sayin Atun,daha basitini hatirlatayim;Lokum lokumi, hellim hellumi oldu.sakin bizde Turkimo olmaylim.saygilar
YAZARIN SON 10 YAZISI
24 Ekim 2014, Cuma    Pile'de Rumların yanlış uygulaması (1/2)
22 Ekim 2014, Çarşamba    Rumların alacakları önlemler
20 Ekim 2014, Pazartesi    Petroldeki düşüş yapay
17 Ekim 2014, Cuma    Anastasiadis'in denizde egemenlik iddiası
15 Ekim 2014, Çarşamba    Halk grevlerden bıkmış
13 Ekim 2014, Pazartesi    Bizim kaçırdığımız fırsatı Rumlar yakaladı
10 Ekim 2014, Cuma    Anastasiadis ve Makarios
8 Ekim 2014, Çarşamba    Huzur Evi yürekler acısı
6 Ekim 2014, Pazartesi    IŞİD mi, Esad mı?
3 Ekim 2014, Cuma    AB'nin çifte standardı

increase font size decrease font size print this page tell a friend Yorum Yaz (1)

Pile'de Rumların yanlış uygulaması (1/2)
Prof. Dr. Ata ATUN | 24 Ekim 2014, Cuma
Kıbrıs Rum Yönetimi batmanın eşiğinde.
Troyka'nın bütün gayretine rağmen iyiye giden bir şey olmadığı gibi, işaret de yok.
Zaten bu nedenle de Rum lider Anastasiadis softa şaşırtmasıyla dikkatleri başka bir yöne çek...
Rumların alacakları önlemler
Prof. Dr. Ata ATUN | 22 Ekim 2014, Çarşamba
Anastasiadis’in masadan kalkmak için üfürükten bir bahane yaratması ve Türk tarafını suçlaması sonrasında baryalarının (yakın dostlarının) ve Rum siyasi parti liderlerinin Türkleri cezalandırmak için önerdikleri önlem...
Petroldeki düşüş yapay
Prof. Dr. Ata ATUN | 20 Ekim 2014, Pazartesi
1945 yılında, II. Dünya Savaşı bittikten sonra, savaşın galipleri olan ABD, Rusya, Fransa ve İngiltere ile Çin, bir daha toplu ve kıtasal savaşlar olmasın diye yeni bir ruh ve anlayışla ve de diğer kurucu üyelerin Ant...