Ana Sayfa >> Yazarlar Prof. Dr. Ata ATUN | 8 Şubat 2009, Pazar
Şartlı Tahliye Ve Suç Patlaması

Nerden çıktı bu “Şartlı Tahliye” ile ilgili Tüzük hiç anlamadım.

Ya bu hükümet ayda yaşıyor ya da insanımızın isteklerinin ve düşüncelerinin farkında değil.

İnsanımız, bu dünya güzeli küçücük ülkemizde işlenen ve yeni yeni duymaya başladığı yüz karası suçlardan ürkmüş ve bıkmış durumda.

Yargıçlardan verdikleri cezaları arttırmasını beklerken, ayda yaşayan hükümet aniden bir “Şartlı Tahliye” kararı çıkartıverdi.

Bu kaçıncı indirim.

Bu kaçıncı cezaları düşürtme.

Mahkemelerimizin verdiği cezalar azaltılacağına, suç işlemeyi caydırmak için arttırılması gerekmektedir.

Bu güne kadar biz hiç üniversitenin bahçesinde yürüyen bir kıza, tecavüz edildiğini mi duymuştuk.

Kendi öz kızına tecavüz edeni mi görmüştük.

Yoksa küçücük erkek çocuklarına tecavüz eden sapıklar mı yetiştirmiştik yüzyıllardır da haberimiz olmadı.

Sinemaya gider gibi adaya sabah feribotla gelip, evleri soyup soğana çevirdikten sonra akşam kaçmaya yeltenen mi istersin, 30-40 yıl çalışıp biriktirdikleri ile hayatlarının son yıllarında rahat etmek ve huzur içinde yaşamak için KKTC’de ev alıp yerleşen yabancıları hem öldürüp hem de evlerini talan edeni mi istersin, her gün artış eğilimi gösteren uyuşturucu kullanımı ve satışını mı istersin, yoksa namusu ile çalışan bir dövizciyi parası için öldüren, yanında çalışıp ekmeğini yiyen nankörleri mi istersin.

Hangi birini sayayım. Bunların benzeri onlarca değişik ve bu güne kadar hiç  duymadığımız suçlar ve bu suçları işleyenler türedi aniden.

Yakalananların hepsi de hapishanede.

Kıbrıslı Türkler artık bu canilerden ve suç makinelerinden nefret etmektedirler.

İçinde olduğumuz ekonomik felaketten dolayı da suç işleme sayısının artış göstereceği kesin. Bunun tedbiri de cezaları artırmakla ve mahkumiyet süresini de uzatmakla alınabilir ancak. 

Zaten bu suçlular daha mahkemede cezaları kendilerine yargıçlar tarafından okunurken, kafalarında “CEZA İNFAZ YASASI”na göre cezalarından kaç gün bağışlanacağını hesap etmektedirler.

Mahkeme tarafından 10 yıl hapis cezasına çarptırılan bir suçlunun cezası, daha ilk günden “İyi hal ve tavır” göstermesi karşılığında “CEZA İNFAZ YASASI”na göre altıda bir (1/6) oranında indirime uğrar.

Yani 10 yıl (120 ay) ceza alan mahkumun cezası neredeyse otomatikman 1 yıl 8 ay (20 ay) indirime uğrar ve daha ilk günden 10 yıllık ceza, 8 yıl 4 aya düşer.

Arkasından mahkumun hapishanedeki tavırları göz önüne alınır ve “TERAKKİ BAĞIŞ”ı veya “ÖZEL BAĞIŞ” adı altında bir indirim daha yapılır. Mahkumiyetin uzunluğuna bağlı olarak ortalama her bir yıllık mahkumiyete 1 aylık indirim de buradan verilir ve Mahkeme tarafından 10 yıl (120 ay) hapislik cezası ile cezalandırılan bu mahkumun cezası kendi başına “2 yıl 8 ay”lık bir indirim sonrasında, yedi yıl dört aya düşer (88 ay). 
 
Zaten insanımız yıllardır bu “CEZA İNFAZ YASA”sına ve mahkemelerimizin verdiği düşük cezalara karşıydı ve artırılmasını istemekteydi.

Her sene “ADLİ YIL” başlangıcında yapılan törenlerde Yüksek Mahkeme Reisi yaptığı konuşmasında Meclisten yardım ister ve işlenen suçların sayısının ve çeşitliliğinin artmış olmasını vurgulayarak, cezaların arttırılmasını, mahkumiyetlerin de ağırlaştırılmasını talep eder. Ama siyasiler bunu duymaz ve üstünden de çıkarak “Yetki onlarda. Arttırsınlar cezaları” diyerek bu isteği yerine getirmezler.   
     
Şimdi bir de, “CEZA İNFAZ YASA”sı ile indirilen mahkumiyet sürelerine “ŞARTLI TAHLİYE” eklendi.

 “ŞARTLI TAHLİYE”, Cinsel saldırı veya tecavüz, Silahlı soygun, Taammüden adam öldürme ve Uyuşturucu satıcılığı ve kullanımı suçlarından mahkum olanlara uygulanmaması kaydı ile yürürlüğe girdi ama, CEZA İNFAZ YASA”sı ile zaten “2 yıl 8 ay” indirilmiş mahkumiyet süresine bu ŞARTLI TAHLİYE, 2 yıl 4 ay daha indirim sağlayarak, mahkumun mahkemede 10 sene mahkumiyet cezası almış olmasına rağmen, toplam 5 yıl yani 60 ay hapiste yattıktan sonra tahliye edilmesini sağlayacaktır.
 
KKTC halkının vicdanına bu ŞARTLI TAHLİYE uygulaması ile büyük bir sızı girmiştir. Cezaların ağırlaştırılması beklenirken, tam tersine mahkumiyet süresinin kısaltılmasını hiç kimse tasvip etmemiştir.

Türkiye’de yıllar önce çıkarılan RAHŞAN AFFI’nın olumsuz sonuçları ortadadır.       

Umarım bizde de, “Nasıl olsa Mahkemenin verdiği cezanın yarısını yatacağım” mantığı ile suç patlaması yaşanmaz. Yaşanırsa, bunun hesabı bu kararı alan kişilere ahrette de olsa sorulmalıdır.

Yorum Yaz     Paylaş Share/Bookmark    
YORUMLAR
5
ONAY BEKLEYENLER
0
28 Şubat 2009, Cumartesi
yurtsever         - lefkoşa
keşke hepsini tahliye edip sınırdışı etseler.
11 Şubat 2009, Çarşamba
Mehmed Kim         - Lefkoşa
Gazetelerden öğrendiğime göre, ceza evinde yaklaşık 350 hükümlü bulunmaktadır.Bumlardan 80 hükümlü KKTC,diğer hükümlüler ise TC uyrukludur.Bu bilgiler ışığında,halen gerçek tedbirler alınmayıp,ceza evini büyütüp, kapasitesini artırmak için hükümet planlar yapmaktadır.Gerçek tedbir gelmiş,geçmiş,şimdiki KKTC hükümetleri tarafından alınmadı alınamaz.Bu tedbir ancak,avrupa insan hakları mahkemesinin belirttiği şekliyle, ''KKTC Türkiye'nin bir alt yönetimi'' olduğundan Türkiye tarafından alınabilir.Kıbrıs bir ada,burada tedbir almak çok kolaydır.Ama niyet önemli.Türkiye'den gelip burada suç işliyenlerin kabahati yok.Zaten gelenler alt kültürden ve suça açık insanlar.Haydi gerçek yetkililer bu küçük sorunu çözün.Kıbrıs insanı mutlu olmak ister.
11 Şubat 2009, Çarşamba
_cypriot_         - -------
Bence suç işleyenlere adli sicil kaydı yapılıp Kıbrıs'a girmeleri engellenmeli ve başta bayanlara taciz olmak üzere,gasp,uyuşturucu ve darp adam yaralama gibi suçlarda 3 günlük göz altından sonra doğru Girne limanından özel bir kapı yapılıp gönderilsinler.Her suçun bir bedeli vardır ada bir art niyetle gelenler için cennet olmasın.Alın teri için gelenlere lafımız yok tabiki.saygılar,selamlar.
9 Şubat 2009, Pazartesi
ibrahim         - londra
sinemaya gider gibi sabah feribotata binip adaya soyguna geliyorlar.acaba bunun sorumlusu kim?
9 Şubat 2009, Pazartesi
HBDemirci         - Farkedermi?
Sevgili Hocam,hukumetimizin bu konularla simdilik zamani yok.AB'ye girmek icin elerinden geldigi kadar Kibrislirum kardesleriyle ugrasiyor.Avrupanin ulkelerinde yazdiklariniz mevcut degilmi?Sn Baskan Soyerin de daima soyledigi bizim yerimiz AVRUPADIR.!!!Eeee avrupanin kalitesine uymak lazim AB'den yakinda madalya alirsa hic sasmamak lazim.Degerli yorumlarini okumaya devam ediyoruz.Saygilar.
YAZARIN SON 10 YAZISI
22 Ağustos 2014, Cuma    KKTC'nin Bıktıran Bürokrasisi (2/2)
20 Ağustos 2014, Çarşamba    KKTC'nin Bıktıran Bürokrasisi (1/2)
18 Ağustos 2014, Pazartesi    Rumlara Güvenmek
13 Ağustos 2014, Çarşamba    Rum ekonomisi batma yolunda
11 Ağustos 2014, Pazartesi    Papa'nın çifte standardı
11 Ağustos 2014, Pazartesi    Papa'nın çifte standardı
8 Ağustos 2014, Cuma    Rum-Yunan ortak politikası (2/2)
6 Ağustos 2014, Çarşamba    Rum-Yunan Ortak Politikası (1/2)
4 Ağustos 2014, Pazartesi    BM Güvenlik Konseyi'nin UNFICYP Raporu
1 Ağustos 2014, Cuma    Toplumsal Direniş

increase font size decrease font size print this page tell a friend Yorum Yaz (5)

KKTC'nin Bıktıran Bürokrasisi (2/2)
Prof. Dr. Ata ATUN | 22 Ağustos 2014, Cuma
Çalışma izni almak veya da yenilemek için yaratılan bıktırıcı prosedürün ne denli insanlık dışı ve çalışanları aşağılayıcı olduğunu anlamak için yakın bir tanıdığımla birlikte daireleri gezerek, her aşamayı yaşadım ve...
KKTC'nin Bıktıran Bürokrasisi (1/2)
Prof. Dr. Ata ATUN | 20 Ağustos 2014, Çarşamba
Dünya güzeli bu küçücük ülkemizde devlet daireleri ile işi olanlardan duyduğum şikayetler gerçekten diz boyu, yaşananlar inanılmaz ve çok düşündürücü. Vatandaşı düşünmemenin bu boyutlarda olduğunu hiç tahmin edemezdim...
Rumlara Güvenmek
Prof. Dr. Ata ATUN | 18 Ağustos 2014, Pazartesi
İçinde bulunduğumuz Ortadoğu’nun yanma ve Kıbrıs adasının da birleşmesi/birleştirilmesi süreci içinde Rumlarla, Birleşmiş Milletler’e(BM) veya da Avrupa Birliği’ne (AB) ne kadar güvenebiliriz, ne kadar güvenilirdirler...