Ana Sayfa >> Yazarlar Prof. Dr. Ata ATUN | 8 Şubat 2009, Pazar
Şartlı Tahliye Ve Suç Patlaması
Paylaş  
17
33
9

Nerden çıktı bu “Şartlı Tahliye” ile ilgili Tüzük hiç anlamadım.

Ya bu hükümet ayda yaşıyor ya da insanımızın isteklerinin ve düşüncelerinin farkında değil.

İnsanımız, bu dünya güzeli küçücük ülkemizde işlenen ve yeni yeni duymaya başladığı yüz karası suçlardan ürkmüş ve bıkmış durumda.

Yargıçlardan verdikleri cezaları arttırmasını beklerken, ayda yaşayan hükümet aniden bir “Şartlı Tahliye” kararı çıkartıverdi.

Bu kaçıncı indirim.

Bu kaçıncı cezaları düşürtme.

Mahkemelerimizin verdiği cezalar azaltılacağına, suç işlemeyi caydırmak için arttırılması gerekmektedir.

Bu güne kadar biz hiç üniversitenin bahçesinde yürüyen bir kıza, tecavüz edildiğini mi duymuştuk.

Kendi öz kızına tecavüz edeni mi görmüştük.

Yoksa küçücük erkek çocuklarına tecavüz eden sapıklar mı yetiştirmiştik yüzyıllardır da haberimiz olmadı.

Sinemaya gider gibi adaya sabah feribotla gelip, evleri soyup soğana çevirdikten sonra akşam kaçmaya yeltenen mi istersin, 30-40 yıl çalışıp biriktirdikleri ile hayatlarının son yıllarında rahat etmek ve huzur içinde yaşamak için KKTC’de ev alıp yerleşen yabancıları hem öldürüp hem de evlerini talan edeni mi istersin, her gün artış eğilimi gösteren uyuşturucu kullanımı ve satışını mı istersin, yoksa namusu ile çalışan bir dövizciyi parası için öldüren, yanında çalışıp ekmeğini yiyen nankörleri mi istersin.

Hangi birini sayayım. Bunların benzeri onlarca değişik ve bu güne kadar hiç  duymadığımız suçlar ve bu suçları işleyenler türedi aniden.

Yakalananların hepsi de hapishanede.

Kıbrıslı Türkler artık bu canilerden ve suç makinelerinden nefret etmektedirler.

İçinde olduğumuz ekonomik felaketten dolayı da suç işleme sayısının artış göstereceği kesin. Bunun tedbiri de cezaları artırmakla ve mahkumiyet süresini de uzatmakla alınabilir ancak. 

Zaten bu suçlular daha mahkemede cezaları kendilerine yargıçlar tarafından okunurken, kafalarında “CEZA İNFAZ YASASI”na göre cezalarından kaç gün bağışlanacağını hesap etmektedirler.

Mahkeme tarafından 10 yıl hapis cezasına çarptırılan bir suçlunun cezası, daha ilk günden “İyi hal ve tavır” göstermesi karşılığında “CEZA İNFAZ YASASI”na göre altıda bir (1/6) oranında indirime uğrar.

Yani 10 yıl (120 ay) ceza alan mahkumun cezası neredeyse otomatikman 1 yıl 8 ay (20 ay) indirime uğrar ve daha ilk günden 10 yıllık ceza, 8 yıl 4 aya düşer.

Arkasından mahkumun hapishanedeki tavırları göz önüne alınır ve “TERAKKİ BAĞIŞ”ı veya “ÖZEL BAĞIŞ” adı altında bir indirim daha yapılır. Mahkumiyetin uzunluğuna bağlı olarak ortalama her bir yıllık mahkumiyete 1 aylık indirim de buradan verilir ve Mahkeme tarafından 10 yıl (120 ay) hapislik cezası ile cezalandırılan bu mahkumun cezası kendi başına “2 yıl 8 ay”lık bir indirim sonrasında, yedi yıl dört aya düşer (88 ay). 
 
Zaten insanımız yıllardır bu “CEZA İNFAZ YASA”sına ve mahkemelerimizin verdiği düşük cezalara karşıydı ve artırılmasını istemekteydi.

Her sene “ADLİ YIL” başlangıcında yapılan törenlerde Yüksek Mahkeme Reisi yaptığı konuşmasında Meclisten yardım ister ve işlenen suçların sayısının ve çeşitliliğinin artmış olmasını vurgulayarak, cezaların arttırılmasını, mahkumiyetlerin de ağırlaştırılmasını talep eder. Ama siyasiler bunu duymaz ve üstünden de çıkarak “Yetki onlarda. Arttırsınlar cezaları” diyerek bu isteği yerine getirmezler.   
     
Şimdi bir de, “CEZA İNFAZ YASA”sı ile indirilen mahkumiyet sürelerine “ŞARTLI TAHLİYE” eklendi.

 “ŞARTLI TAHLİYE”, Cinsel saldırı veya tecavüz, Silahlı soygun, Taammüden adam öldürme ve Uyuşturucu satıcılığı ve kullanımı suçlarından mahkum olanlara uygulanmaması kaydı ile yürürlüğe girdi ama, CEZA İNFAZ YASA”sı ile zaten “2 yıl 8 ay” indirilmiş mahkumiyet süresine bu ŞARTLI TAHLİYE, 2 yıl 4 ay daha indirim sağlayarak, mahkumun mahkemede 10 sene mahkumiyet cezası almış olmasına rağmen, toplam 5 yıl yani 60 ay hapiste yattıktan sonra tahliye edilmesini sağlayacaktır.
 
KKTC halkının vicdanına bu ŞARTLI TAHLİYE uygulaması ile büyük bir sızı girmiştir. Cezaların ağırlaştırılması beklenirken, tam tersine mahkumiyet süresinin kısaltılmasını hiç kimse tasvip etmemiştir.

Türkiye’de yıllar önce çıkarılan RAHŞAN AFFI’nın olumsuz sonuçları ortadadır.       

Umarım bizde de, “Nasıl olsa Mahkemenin verdiği cezanın yarısını yatacağım” mantığı ile suç patlaması yaşanmaz. Yaşanırsa, bunun hesabı bu kararı alan kişilere ahrette de olsa sorulmalıdır.

Yorum Yaz     Paylaş Share/Bookmark    
YORUMLAR
5
ONAY BEKLEYENLER
0
28 Şubat 2009, Cumartesi
yurtsever         - lefkoşa
keşke hepsini tahliye edip sınırdışı etseler.
11 Şubat 2009, Çarşamba
Mehmed Kim         - Lefkoşa
Gazetelerden öğrendiğime göre, ceza evinde yaklaşık 350 hükümlü bulunmaktadır.Bumlardan 80 hükümlü KKTC,diğer hükümlüler ise TC uyrukludur.Bu bilgiler ışığında,halen gerçek tedbirler alınmayıp,ceza evini büyütüp, kapasitesini artırmak için hükümet planlar yapmaktadır.Gerçek tedbir gelmiş,geçmiş,şimdiki KKTC hükümetleri tarafından alınmadı alınamaz.Bu tedbir ancak,avrupa insan hakları mahkemesinin belirttiği şekliyle, ''KKTC Türkiye'nin bir alt yönetimi'' olduğundan Türkiye tarafından alınabilir.Kıbrıs bir ada,burada tedbir almak çok kolaydır.Ama niyet önemli.Türkiye'den gelip burada suç işliyenlerin kabahati yok.Zaten gelenler alt kültürden ve suça açık insanlar.Haydi gerçek yetkililer bu küçük sorunu çözün.Kıbrıs insanı mutlu olmak ister.
11 Şubat 2009, Çarşamba
_cypriot_         - -------
Bence suç işleyenlere adli sicil kaydı yapılıp Kıbrıs'a girmeleri engellenmeli ve başta bayanlara taciz olmak üzere,gasp,uyuşturucu ve darp adam yaralama gibi suçlarda 3 günlük göz altından sonra doğru Girne limanından özel bir kapı yapılıp gönderilsinler.Her suçun bir bedeli vardır ada bir art niyetle gelenler için cennet olmasın.Alın teri için gelenlere lafımız yok tabiki.saygılar,selamlar.
10 Şubat 2009, Salı
ibrahim         - londra
sinemaya gider gibi sabah feribotata binip adaya soyguna geliyorlar.acaba bunun sorumlusu kim?
9 Şubat 2009, Pazartesi
HBDemirci         - Farkedermi?
Sevgili Hocam,hukumetimizin bu konularla simdilik zamani yok.AB'ye girmek icin elerinden geldigi kadar Kibrislirum kardesleriyle ugrasiyor.Avrupanin ulkelerinde yazdiklariniz mevcut degilmi?Sn Baskan Soyerin de daima soyledigi bizim yerimiz AVRUPADIR.!!!Eeee avrupanin kalitesine uymak lazim AB'den yakinda madalya alirsa hic sasmamak lazim.Degerli yorumlarini okumaya devam ediyoruz.Saygilar.
YAZARIN SON 10 YAZISI
9 Aralık 2016, Cuma    Müzakere döneminde hedef şaşırtma oyunu
5 Aralık 2016, Pazartesi    Rumlar niye garantilerin kalkmasını istiyor
2 Aralık 2016, Cuma    Garantiler varken neler olmuştu hatırlayalım
28 Kasım 2016, Pazartesi    Mont Pelerin'de verdiklerimiz
25 Kasım 2016, Cuma    Mont Pelerin ve sonras
21 Kasım 2016, Pazartesi    Rumlar Sadrazam'a karşıymış
18 Kasım 2016, Cuma    Rumların garantörlük yalanı
14 Kasım 2016, Pazartesi    Moldova ve Sendikal haklar
13 Kasım 2016, Pazar    KKTC ve Türkiye'de izini bırakan babam Hakkı Atun
11 Kasım 2016, Cuma    Kıbrıslı Türklerin Rum devletindeki olası hakları

Califorian
  • Slide
    Slide
    LEFKOŞA : 444 70 70
    MAĞUSA : 365 61 70
  • Slide
    Onların sağlıklı beslenmesini tabiki önemsiyoruz... Çünkü ;
    Çocuklarınız çocuklarımızdır . . .
    Slide
  • Slide
    LEFKOŞA TÜRK BELEDİYESİ
    BEYAZ YASEMİN SERTİFİKASINA SAHİBİZ . . .
  • Slide
    Menüler mevsimlik olabilir ama bizde
    LEZZET ve HİJYEN 4 MEVSİM . . .
    Slide

Müzakere döneminde hedef şaşırtma oyunu
Prof. Dr. Ata ATUN | 9 Aralık 2016, Cuma
2013 yılının Şubat ayında seçilmiş olan ve Derviş Eroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı döneminde her fırsatta yalan dolan bahanelerle masadan kaçan Rum lider Anastasiadis, 2015 yılının Nisan ayında Mustafa Akıncı’nın Cumhurbaş...
Rumlar niye garantilerin kalkmasını istiyor
Prof. Dr. Ata ATUN | 5 Aralık 2016, Pazartesi
Rumlar ve Yunanlılar ağız birliği etmişçesine, yıllardır 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası içinde yer alan Garanti ve İttifak Anlaşması ile Türkiye’nin garantörlüğünün kalkmasını ve Türk askerinin tümü ile adada...
Garantiler varken neler olmuştu hatırlayalım
Prof. Dr. Ata ATUN | 2 Aralık 2016, Cuma
Rum Kilisesi bir taraftan dini kisve altında, yasal veya hukuk dışı yollarla Kıbrıs adası üzerinde bulunan Türk topraklarına sahip çıkmaya çalışırken, diğer taraftan da Rum Hükümeti Türklerin azınlık olduğu karma yerl...