|
Kıbrısla ilgili haberler okunmuyor ... Ve Türkiye’ye dönük politika pazarlama
Bizde tanıtım ve düşünce aktarımında genelde yanlış adresler hedef kitle seçilir. Turizmi git Türkiye’de tanıtıp pazarla... Aynı şekilde üniversitelerimizi de... Ama Kıbrıs sorununda düşünce pazarlamasını Türkiye’ye dönük yapmaya kalkarsanız götürü riski gerisinden kat kat fazla olur.
İSTANBUL- Kıbrıslı Rum ve Yunanlı gazetecilerle birlikte önceki gün Sabah Gazetesi ve atv’yi ziyaret ettik. Sabah gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı Doğan Satmış, bizlere Sabah’ı anlattı, sorularımızı yanıtladı... Kıbrıs’la ilgili haberlerin gazetede ne kadar yer aldığı ve okuyucunun ilgisinin bu haberlere ilgisinin ne olduğu, sorusu da soruldu...
Doğan Satmış’ın yanıtı çok netti... “Kıbrısla ilgili haberler okunmuyor, okuyucunun ilgisini çekmiyor.”
Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum arkadaşların yüzlerine baktım... Bu bilgi sanki de üzüntüye neden olmuştu...
Aslında ilk anda önemsenmeme duygusunun psikolojik yansıması içinize düşer gibi oluyor.
Yıllardır Kıbrıs, Türkiye, Yunanistan ve dünya basınında yer buldu... Bu yer buluşun neredeyse bir tekinde insanların mutlu bir şekilde Kıbrıs’a ilgi duymasına sağlayacak içerik yoktu.
Ya çatışmalar haber oldu ya da Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili gelişmeler...
***
Yıllar evvel bir uluslararası toplantıda Yunanlı gazeteci arkadaşa Doğan Satmış’a önceki gün sorduğumuz sorunun benzerini sormuştum. Yanıtı neredeyse bire bir örtüşüyordu.
Yunan kamuoyunun gündeminden Kıbrıs sorunu, Türkiye’den önce düştü. Kıbrıs sorununun Türkiye ve Yunanistan kamuoylarının gündeminden düşmesi Kıbrıs sorunu bakımından üzüntü nedeni değil tam tersi sevinç nedeni olmalıdır.
Yunanistan’da milliyetçilik rüzgarı dinmişe benziyor.
Atina’da her yüksek noktada Yunan bayrağı dikkat çekse de milliyetçiliği ateşi yıllar öncesine göre oturmuştur.
Türkiye için aynı yaklaşımı ortaya koymak olası değil.
***
Türkiye’de çok sağlıklı, çağdaş anlamda ulusalcı bir çizgiye itirazım olamaz.
Fransız’ın da, Yunan, İngiliz, Alman, İtalyan’ın da ulusal duyarlılığı var. Türkiye’de de ulusal duyarlılık olmalı...
Ancak kamu oyu tepkilerine baktığınız zaman Türkiye’de DOLDURUŞ MİLLİYETÇİLİĞİ var.
Türkiye’de milliyetçiliğin düğmesi var, oraya basılır ayağa kalkılır, ter yönde basılınca da milliyetçililik tansiyonu aşağıya kayar.
***
Bir başka yazı konusu olduğu için bugün konumuza yakın bir başka noktaya dokunup geçmek isterim...
Türkiye’de ulusal duyarlılıkla korunması gereken pek çok kurum ala una ala düe yabancılara satılıyor... Yabancı yatırımcı olacak ama Türkiye’de çok stratejik noktalar elden çıkıyor... Türkiye’nin kaderiyle ilgili ipin ucu elden kaçıp yabancıların eline geçiyor ama Kıbrıslı ilgili aslan kesilen o “milliyetçilerden” etkili ses çıkmıyor...
Kimse yanlış anlamasın çağdaş özden yoksun bir milliyetçilik var Türkiye’de...
Ulusal duygular ve değerler o denli istisamara açık ki, gözlerimle tanık oldum bazı insanlar küçücük, avuç içi kadar kağıttan Türk bayrağı satar gibi görünerek dileniyor... Dilenmenin kamuflajı, örtüsü bile olabiliyor Türk bayrağı ve kimsecikler de “Kardeşim nedir senin yaptığın?” diye sormuyor.
***
Kıbrıs sorununun Türkiye’de basında tiraj, ekranlara reyting yapmaması iyi haber.
Aman bu gidişat değişmesin.
Değişmesi için Kıbrıs’tan dürtmeye de gerek yok.
Kıbrıs sorunu, “Milli Dava “ olarak işaret edilip, kabul gördüğü sürece, çözüme enegel olacak baskı gruplarının etkisi yüksek olacak her zaman. Milli Dava olarak görülen Kıbrıs sorununda görüşmeci de Milli Dava Avukatıdır.. Milli Dava Avukatı’nın Kıbrıs sorununda tarafların karşılıklı beklentilerine yanıt verecek bir çözüme katkı koyması olası mı?
“Dava ve avukat” tanımla sınırlarından kurtulunamadığı zaman görüşmeciler köprü üzerindeki iki inatçı keçiden farklı olamaz.
***
Bizler gazeteciyiz...İçte ve dışta gezip gördüklerimizi, biraz da yorum katarak sizlere taşırız... Sizler, derken sorumlu konumda olsun ya da olmasın herkesi tanımlıyorum.
Hiç kuşku yok, sorumlu konumda olmayan okuyucular bunları okuyup, ortaya konulan görüşleri sorgulayarak kendi fikrini netleştirip, sohbetlerinde kullanabilir.
Sorumlu konumda olanların birden fazla okuyup üzerinde birazcık daha fazla durması gerekir.
Bizde tanıtım ve düşünce aktarımında genelde yanlış adresler hedef kitle seçilir.
Turizmi git Türkiye’de tanıtıp pazarla... Aynı şekilde üniversitelerimizi de...
Ama Kıbrıs sorununda düşünce pazarlamasını Türkiye’ye dönük yapmaya kalkarsanız götürü riski gerisinden kat kat fazla olur.
KKTC’nin seçilmişleri Türkiye ile eşgüdüm içinde olacak... Buna sözümüz yok... Ama Kuzey Kıbrıs’ı her bakımdan Türkiye’nin matematiksel tanımlamayla alt kümesi yapan, Kuzey Kıbrıs’ı Türkiye evinin bir odası kabul eden anlayıştan kurtulmak istiyorsak özellikle Türkiye kamu oyuna çok ölçülü ve mesafeli yaklaşmak gerekir.
Lobicilik yapılacaksa bunun adresi Avrupa’dır Amerikadır... Türkiye’deki lovbicilik kaş yapayım derken göz çıkarmak, dolaylı olarak Türkiye’den her türlü müdahaleye kamu oyu desteği sağlamaktır...
Konuyla ilgili düşüncelerimin bir bölümünü bugün sizlerle paylaştım. Bu yaklaşımlarımla Türkiye’den kamu oyu şirketi tutmayı, Türkiye’den grup grup gazeteciler getirip bilgilendirme çalışması yapılmasını en yalın tanımlamayla FAYDALI DEĞİL ZARARLI BULUYORUM....
Günün sözü: Bütün mesele kaşı yaparken gözü çıkarmamaktır
|