
YAGA Direktörü Ayşe Dönmezer,”Bugün, tabi ki Hükümetin eşel-mobil sisteminde getirmek istediği değişiklik bütçede giderlerin yönetimi ile ilgili olduğundan desteklenmelidir. Eşel mobil sistemindeki düzenleme ile birlikte, tüm sorunlarımızı içeren ve tüm tarafların katkısı ile hazırlanacak bir Ekonomik Programın yürürlüğe konmasının gerekli olduğu da açıktır. Devlet politikalarımız, kamu maliyemizdeki, bütçemizdeki çoğu sorunu çözmemiz, borçlanma gereğimizi azaltarak her doğan çocuğumuzun daha az borçla doğması, bizlerin ve gelecek nesillerin daha kaliteli bir hayat yaşamaları için gerekli girişimlerin başlatılması gereklidir. “ dedi.
Ekonominin Sesi Gazetesi’ne Bütçeyi değerlendiren Ayşe Dönmezer’in yazısı şöyle:
BÜTÇEMİZ VE EŞEL MOBİL SİSTEMİNİN FATURASI
Ülkemizde, Annan Planı tartışmaları ile birlikte inşaat sektöründe yaşanan patlama beraberinde birçok alt sekörü harekete geçirmiş, bununla birlikte Türkiye’deki istikrar ortamının etkisi ile reel sektör gelişmiş ve ülkemiz yüksek büyüme hızları yakalanmıştır.
Ancak, bu olumlu gelişmeler gerek iç gerekse dış olumsuz gelişmeler nedeniyle 2007 yılından itibaren değişmeye başlamıştır. İnşaat sektörü kaynaklı yüksek büyüme trendleri çeşitli nedenlerle dış talebin de düşmeye başlaması ile düşme trendine girmiştir. Bu duruma gelinmesinde tabi ki Dünya’da yaşanan morgage krizi, petrol fiyatlarındaki sürekli artış, ciddi boyutlarda yaşamaya başladığımız kuraklık, Türkiye ekonomisinde istikrarsızlık işaretleri ve siyasi dalgalanma, iç piyasada gerek bütçe gerekse yapısal sorunlarımızla ilgili gerekli tedbirlerin alınamaması nedeniyle ülkemizde yüksek büyüme trendleri olumsuz etkilemeye başlamıştır.
Bilindiği üzere, ülkemizin çeşitli sektörlerine ilişkin sistemlerimizde varolan yapısal sorunlar yıllardır tartışılagelmiştir. Sosyal güvenlik, tarımsal destekleme gibi belli başlı sistemlerimizin artan finansman ihtiyaçları, kamu iktisadi teşebbüslerinin, belediyelerin sürekli artan borçlanma gerekleri gibi uzun yıllardır devam eden, bu sistemlerin yapısındaki aksaklıklar sürdürülemez boyutlara gelmiştir.
Bu nedenle, herzaman söylediğim vurgulamaya çalıştığım hususu şu şekilde özetlemek isterim: gerek iç gerekse dış olumsuz gelişmelerin, ekonomimizi minimum düzeyde etkilemesi; ancak ekonomimizdeki yapısal sorunlarımızı çözmemiz, kaynak tüketen kara deliklerimizi kapatmamız ve kamu sektörü reformu ile birlikte özel sektörün gelişminin önünü açarak verimlilik ile üretmeye odaklanmamız ile mümkün olabilecektir.
Sonuçta, çeşitli hükümetler tarafından bazı geçici etkili düzenlemeler yapılmakla birlikte sorunun kaynağına yönelik herhangi bir düzenleme yapılamamıştır. Bugün Bütçemizdeki yapısal sorunların, yıllar itibarıyle artarak devam etmesi; buna ilave olarak iç ve dış gelişmelerin bütçe giderlerinin bütçe gelirlerinden daha fazla artmasına yol açması Hükümeti kaçınılmaz olarak bazı tedbirleri almaya itmiştir. Bu tedbirlerden bir de Eşel-Mobil sistemine ilişkindir. Bu sisteme göre Kamu sektörü maaşlarına iki ayda bir hayat pahalılığının yansıtılamakta iken bugün bunun ödenme periyodlarının Bütçe gelirlerindeki gelişmeye bağlı olarak Bakanlar Kurulunun yetkisine bırakılması öngörülmektedir.
Hep birlikte tekrar hatırlarsak; Dünya Bankası uzmanlarının raporunu çok tartıştık, ancak yine de gerektiği gibi tartıştığımızı sanmıyorum. Bu rapor, hükümetlerin iki seçeneğinin olduğunu ortaya koymakta idi. Bunlar:
1-Ülkemizde gerekli reformların hemen yapılması seçeneği: Rapor bunun zor bir süreç olduğunu ve kısa dönemde fedekarlık gerektireceğini belirtmekle birlikte bu reformların, ülkede ekonomik büyüme yaşandığı dönemlerde yapılması halinde bu sürecin daha kolay geçeceğini ifade etmektedir.
2-Kıbrıs Sorununun Çözümünü beklemek, yani hiç birşey yapmamak seçeneği: Bunun ise mali anlamda Turkiye’ye bağımlılığın yani Türkiye’den alınan borç tutarının artmasına veya iç borçlanmasının daha da artmasına ve sonuç olarak güney Kıbrıs ile aramızdaki ekonomik farkın daha da büyümesine yol açacağı belirtilmiştir.
Raporun, Kamu Maliyesi ile ilgili bölümünü okurken, geleceğimiz için geleceğimizi sahiplenmek adına ekonomik arenada atmamız gereken adımların kabul görmesi için ülkemizde kamu bütçesinin öneminin, toplumumuzun tüm kesimleri tarafından yeniden hatırlanarak, toplumun bu konuya eğilmesinin sağlanmasının ne denli önemli olduğunu düşündüm.
Bütçe, devletin, vatandaşlardan topladığı kaynakları, kamu faaliyetlerinin sürdürülmesi için nasıl harcayacağına dair, devletle halk arasında imzalanmış bir sözleşmedir
Bugün baktığımızda, yıllar öncesinden, bütçemizde harcama ve gelirler arasındaki ilişkinin ve önceliklendirmenin bozulmuş olduğunu görüyoruz. Personel harcamaları, sosyal güvenlik sisteminin açıkları, tarım sektörüne yapılan transferler, Kamu İktisadi Teşebbüslerinin, Kurumlarının açıklarının karşılanması, belediye transferleri sürekli artış trendi gösterdiğinden ve bütçe gelirleri yeterli düzeyde artmadığı için diğer alanlara gerekli, yeterli kaynak kalmamaktadır. Yani başta eğitim, sağlık, çevre politikaları gibi şimdiki ve gelecekteki nesillerin daha kaliteli bir hayat yaşamaları için gerekli olan en önemli devlet politikalarının etkinleştirilmesi için yeterli kaynak kalmıyor.
İşte, bu notkada, bütçemizin stratejik karar alma özelliğini yitirdiğini görüyoruz. İyi bir bütçe sistemide devlet; mali disiplini sağlar, kaynakları önceliklere göre tahsis eder, kaynakları en az maliyetle amacına uygun bir biçimde kullanır ve kullandığı kaynağın hesabını en iyi şekilde vermektedir. Bu şekilde Devlet stratejik kararlarını bütçe kanalıyla yürütmektedir. Devletin hizmet kalitesi ancak bu yolla iyileşebilir. Gelişmiş ülkelerin devlet politikalarında, insana ve çevreye yapılan yatırımlar ve insanlara kaliteli hayat sunma gayretleri ön plandadır. Bu da ülkelerin, ülkelerini sahiplenmesinin en önemli göstergesidir.
Hükümetin harcamaları ile birlikte doğal olarak borçlanma gereğinin sürekli artması ve aynı zamanda, gerek iç gerekse dış borçlanma imkanlarının daralması sonucunda bütçe harcamaları ve gelirlerine ilişkin birtakım tedbirlerin alması kaçınılmaz bir hale gelmiştir.
Ancak, Türkiye dahil birçok gelişmekte olan ülkede yaşanan örnekler; alınan tedbirlerin kalıcı sonuçlar doğurması için tüm sorunların birlikte ele alınması ve bütünlüklü bir yaklaşım güdülerek ekonomik tedbirlerin net bir şekilde ortaya konarak uygulanması halinde başarılı olunabileceğini göstermektedir.
Bugün, tabi ki Hükümetin eşel-mobil sisteminde getirmek istediği değişiklik bütçede giderlerin yönetimi ile ilgili olduğundan desteklenmelidir. Eşel mobil sistemindeki düzenleme ile birlikte, tüm sorunlarımızı içeren ve tüm tarafların katkısı ile hazırlanacak bir Ekonomik Programın yürürlüğe konmasının gerekli olduğu da açıktır. Devlet politikalarımız, kamu maliyemizdeki, bütçemizdeki çoğu sorunu çözmemiz, borçlanma gereğimizi azaltarak her doğan çocuğumuzun daha az borçla doğması, bizlerin ve gelecek nesillerin daha kaliteli bir hayat yaşamaları için gerekli girişimlerin başlatılması gereklidir.










Başbakan İrsen Küçük’ün eşi Gülin Küçük, Sosyal Hizmetler Dairesi Lefkoşa Çocuk Yuvası’ndan kaçan S.K ve D.A ile ilgili bilgi almak için yuvayı ziyaret etti.
Maliye Bakanı Ersin Tatar, Bülent Ecevit Rehabilitasyon Merkezi’ni ziyaret ederek, hastalara gıda paketleri sundu.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Şerife Ünverdi Sosyal Hizmetler Dairesi Lefkoşa Çocuk Yuvası’ndan geçtiğimiz Cumartesi izinsiz bir şekilde kaçan S.K ve D.A ile ilgili süreci en başından beri yakınd...