Kölelikle mücadele ve ötesi...

loading
22 Eylül, Salı
£

9.77

8.98

$

7.66

A- A A+

Kölelikle mücadele ve ötesi...

(Londra)

Gelişen haberleri yetişebilmek ve görüş sunmak bazan zorlaşıyor. Ayrı ayrı ele almak da zaman alıyor. Biz yazarlar, bazan kısa kısa sunup ona uygun yorumu yapmakla yetinmek zorunda kalıyoruz. Bugün bunlardan birini tamamlamak zorundayım. Çünkü önemine bakarak belirli konuları ihmâl edemiyorum.

ŞU KÖLELİK KONUSU

TAK haberine göre, ''Prologue Conssulting, Kadından Yaşama Destek Toplum Merkezi (KAYAD)'' ile ''Haklar ve Özgürlükler Derneği'nin'' işbirliğiyle organize edilen "Köleliğe Son Kampanyası" başladı. İnsan trafiği, insan kaçakçılığı ve fuhuş gibi suçlar hakkında toplumda bilinç yaratmak için başlatılan kampanya, 6 ay sürecek ve bu süre içinde çeşitli bilgilendirme aktiviteleri düzenlenecektir.

KAYAD Başkanı Meral Akıncı, kampanyadaki amaçlarının farkındalık yaratmak olduğunu, 6 ay sürede çeşitli bilgilendirme aktiviteleri düzenleyeceklerini anlattı.
''Prologue Danışmanlık Merkezi'' Direktörü Mine Yücel de, günümüzde yaygın bir suç olduğu bilinen "insan trafiği" konusunun, KKTC'de de çok yaygın olarak görüldüğüne dikkat çekerek, bunun yanında KKTC'de insan kaçakçılığı ve fuhuş suçlarının da görüldüğünü söyledi. Yücel, bu amaçla "Köleliğe Son" adı altında bir kampanya başlattıklarını kaydetti.

Kampanya süresince çeşitli yerlerde belgesel gösterimleri yapılacağını, www.koleligeson.com ismiyle web sitesi oluşturacaklarını ve el ilanları da dağıtacaklarını anlatan Yücel, kampanyanın hedefleri hakkında da bilgi verdi.
İlgili yasaların Meclis'ten geçirilmesi için çaba gösterilmesi gerektiğine de işaret eden Yücel, konu hakkında halkın ve yasa koyucuların bilinçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.''

YORUM: Bu girişimi yapan her iki kuruluşu da kutlarım. KKTC köleliğe tenezzül etmeyecek kadar temiz olmalıdır. Rum hücumlarına ve ezgisine dayanan ve özgürlüğün bedelini en ağır şekilde ödeyen ve de özgürlüğünü mücadele ederek elde eden Kıbrıs Türk Halkı, KKTC topraklarında ''insan ticareti'' yapılmasına, kadının alınıp satılmasına, açıkça fuhuşu gelir kaynağı, iş olanağı addeden tutum ve düşünceleri reddetmek durumundadır. FUHUŞ TİCARETİNE son verilmelidir. Herkes bilmekte ama gereken yapılmamaktadır. Kimse makamlarda oturup bizleri aptal yerine koymasın. Bu kampanyanın bu olumlu sonuç doğurmasını dilerim.
&&&
BU KEZ KARAYALÇIN HAKLI

Türkiye eski Dışişleri Bakanı Murat Karayalçın, Anadolu Ajansına yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Kıbrıs'ta yeni müzakere sürecinin başlaması konusunda inisiyatif kullanması ve istekli görünmesini doğru bulmadığını ve bunun risk oluşturduğunu işaret etti. Kıbrıs konusuna değinen Karayalçın, ''AB'nin Gümrük Birliği Ek Protokolü çerçevesinde liman ve havaalanlarının Rum gemi ve uçaklarına açılması'' talebine, Türkiye'nin önce KKTC'ye verilen sözlerin yerine getirilmesi gerektiği yönünde karşılık vermesini çok yanlış bulduğunu söyledi. Karayalçın, hukuki bir durumun pazarlık konusu hâlinde ortaya konulduğunu ve bir siyasi denklem kurulmaya çalışıldığını söyledi.

Türkiye'nin Kıbrıs'ta yeni müzakere sürecinin başlaması konusunda inisiyatif kullanması ve istekli görünmesini de doğru bulmadığını ve bunun risk oluşturduğunu kaydeden Karayalçın, şöyle devam etti: "Annan planı, Rumlar tarafından reddedilmiştir. Herkes bilmektedir ki, Güney Kıbrıs Rum yönetimi Türklerle birlikte olmayı istemiyor. Tüm bunlar böyleyken bizim yeniden bir çaba sergilememizin çok fazla gerekli olmadığını düşünüyorum. Biz vereceğimizi fazlasıyla verdik ve şu anda haklı durumdayız. Bunu niye biz talep ediyoruz? İstiyorlarsa onlar talepte bulunsunlar, bakarız, değerlendiririz. Bizim taleplerimizin unutulacağı bir sürecin yavaş yavaş örülüp önümüze getirilmesi olasılığını düşünmemiz gerektiği kanısındayım."

YORUM: Sayın Karayalçın gerekçelerini sıraladı ve görüşünü kesin çizgilerle ortaya koydu. Doğru söze ne denir? Türkiye'nin ve KKTC'nin ortaya koyduğu yeni Kıbrıs poltikaısnı anlamak olası değil. Rum ve Yunanlı, Annan plânını reddettikten sonra bu plânı bile yeterli bulmayarak yeni ödünler istemişlerdi. Şimdi ortamı hazırladıkları için masaya oturmak istiyorlar. Türk tarafının da buna omuz vermesi hayret uyandırmalıdır. Bizim verecek ödünümüz kalmadı. AB bu konunun suçlusudur. İşgâlci Rumu AB üyeliği ile ödüllendirmesi, Avrupanın ayıbıdır. Kaldı ki BM Referandum sonucunu bile Güvenlik Konseyiden karar olarak geçirecek güce sahip değil...Bunlardan ne beklenebilir ki?!...Durumumuzu güçlendirmek tek seçenektir. Yani bağımsız KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.