Karamanlis'ten geriye kalan

loading
30 Mayıs, Cumartesi
£

8.42

7.57

$

6.82

A- A A+

Karamanlis'ten geriye kalan

İçerde "Türban" şamatası sürerken,Türkiye egemenlik haklarından verilmekte olan ödünlerle ilgilenmemektedir. Yunan Başbakanı Karamanlis'in Türkiye'ye yaptığı ziyaret nerede ise ABD Başkanının ziyareti düzeyinde önemsendi ama kaçırılan fırsatları, ne muhalefet partileri, ne de medya dikkate almadı. Hatta ayak üstü beyanatlarla, verilen ödünleri hesaplayan olmadı. Basını taradım ve ancak üç yazarın olayın bu yanı ile ilgilendiğine tanık oldum.

Yunanistan Türkiye'ye, 50 yıla yakın sürede Başbakan düzeyinde resmi ziyaret yapmayarak bir şeyler anlatmak istedi. Buna Yunan kamu oyunu engel olarak işaret ederek bunun arkasına sığındı. Dışişleri Bakanları dahil, uzun süre Ankara'ya Bakan düzeyinde de bu ziyaretler yapılmadı. Atina'dan bakıldığında nerede ise Türkiye ile sürdürülmekte olan bir savaş hâlinden söz edilebilirdi. Basında pompalanan da buydu. Havada uçakların it dalaşı, Ege'de karşı karşıya gelen savaş gemileri, nihayet Kardak krizi, bilinerek ve istenerek tezgâhlanan oyunlardı.Türkiye ise hep alttan alarak barışçı tutum sergilemiştir. Yunanistan 'ın terkettiği NATO'ya dönüşü de bu tutuma dayanmıştı.

İşte bunların ardından, Karamanlis Yunan Tanrıçası olarak Ankara'ya resmi ziyaret yapmak cesaretini gösterdi. Nerede ise Atina'dan kalkıp savaş cephesine gitmiş kadar oldu(!)...Ziyaret tamamlandı ve Başbakan ülkesine döndü. Buna bakarak geç kalan bir yazı yazmıyorum. Taşları toplamak ve değerlendirmek istedim. Çünkü Türkiye'de Karamanlis'in geçtiği yollara nerede ise ekümeniklik, Kıbrıs,Vakıf malları "güllerle" birlikte döşendi...

Başbakan Erdoğan ve daha sonra Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın, Lozan antlaşmasından habersiz görünerek, "Rum Ortodoks Kilisesinin Ekümenlik" konusunun Ortodoks dünyasının kendi içsorunu olduğunu" söyleyerek, Türkiye Cumhuriyeti'nin bu konuda varolan haklarından nerede ise vazgeçtiğini işaret ettiklerine tanık olduk.

Yetmedi; Yunan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni, bu ödünü aldıktan sonra süsleme yaptı ve " Ben Türkiye'nin, Avrupalı Türkiye için en iyi Büyükelçinin Istanbul'un Ekümenik Ortodoks Patriği olduğunun farkına varması gerektiğine inanıyorum" dedi ve Heybeliada Ruhban Okulunun yeniden açılması ve yeni kuşak rahip yetişmesinin ne iyi olacağını anlattı. Bana göre bu, Osmanlıda, Yunanlı Vezir atanmasına benziyor. Onların neler yaptığı merak ediliyorsa, Balkan bozgunu tarihi iyice okunmalıdır. Türkiye'ye türban giydirilirken, gerçekten Lozan haklarımızdan vazgeçerek, Rum Ortodoks Kilisesi Başpapazına, Ekümenik ünvanını hibe ederek, AB Türkiye Büyükelçiliği vermek isabetli olmaz mı(!)?...

Gerek Karamanlis ve gerekse Bakanı Bakoyanni,Türkiye'ye yeni kılıf giydirirken, bu arada da Kıbrıs unutulmadı. Karamanlis "Bölünmüş Kıbrıs'ın artık birleşme zamanının geldiğini" ileri sürdü ve de bunun üzerinde anlaşma istedi. Dışişleri Bakanı Babacan da "Ortak irade vardır" buyurdu...Yunan ve Rum tezi zaten "Türk askeri çıkıp giderse, işgâl sona erer ve Kıbrıs konusu çözümlenir" şeklinde olduğuna göre, Kuzeyi (KKTC denmiyor), "Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'ne" birleştirince, sorun ortada kalmaz. Eh Ege'den de tası tarağı toplayan Türkiye ile Yunanistan arasında sorun kalmaz!...Yunanistan ise bir türlü AB'ye üye alınmayan Türkiye'nin yoluna timsah gözyaşları akıtır...

Bu ne cömertlik yarabbi? Istanbul'un nufusu 15 milyon. Şu Yunanistan'ın nüfusu 9.5 milyon. Yunanlının isteklerine ve AKP Hükümetinin tutumuna bakınız? Bir Ayasofya'nın yeniden Kilise yapılması sayılmadı. Gerisi tamam, onu da daha sonra programlarlar ...

Ey Türkiye,ey Türk Ulusu tamam mı? Sen bu zillete evet diyor musun?
&&&
Öte yandan KKTC Cumhurbaşkanı M. A.Talat, Türkiye'ye yaptığı ziyaretten sonra, Rum basınına "Türkiye ile iki kurucu devletin eşit statüsü temelinde yeni bir ortaklık devleti çözümü üzerinde mutabık kaldık" demiş. Sakın bu "Kurucu Devlet "sözcükleri Annan Plânındaki "Eyaletler" olmasın. Ne dersiniz? Sayın Talat Cumhurbaşkanı olarak KKTC'ye bir açıklama borçlu değil mi? Çünkü Karamanlis'le Sayın Babacan, böyle bir yapıdan söz etmediler. Karamanlis, Ankara'da buna yanaşmadı. Onun söylemi bizim Ruma yama olmamızdan başka birşey değildir.

Kaldı ki AİHM'de, KKTC ve Türkiye'ye kazık atma görevini tamamlayıp dönen Rum Yargıç Lukis Kukiyadis de baklayı ağzından attı. Karamanlis ve Papadopulos'un farklı konuştuğuna biz tanık olmadık.Onun için bu işareti ciddiye alıyoruz. Lukaidis açıklamasında; Rumların, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin mücadelesinin "iki toplumlu, iki kesimli bir federasyon çözümü yönünde değil, bütün Kıbrıslıların tüm insan haklarının yeniden sağlanması yönünde olması gerektiğini" söyledi. Lukaidis; iki toplumlu, iki kesimli federasyonun; "temel insan haklarını kısıtladığını, ırk ayrımcılığını yasallaştırdığını ve insan hakları ile uluslararası hukuka saygıyı öngören Avrupai bir çözüme uygun olmadığını" iddia etti.

Ben bu açıklamanın Karamanlis ve Bakoyanni'nin açıklamalarından da farklı olduğunu düşünmüyorum. Onlar kapalı söylediler Lukaidis apaçık alnımıza vurdu.

2008 yılında büyük oyunlar bekleyiniz. Ne acı ki bizim namımıza en gerçekçi açıklamayı Türk Bayrağını çalan ünlü AB Parlamanteri Matsakis yapmaya başladı. O bile "İki Devlet temeline dayalı çözümle AB'ye giriş " dedi. Elbette onunki de dolaylı yoldan KKTC'yi yutma. Ama iki devlet bile diyebiliyor...

Lefkoşa ve Ankara, bu halka, ana poltikayı saklamadan açıklamak durumundadır.Annan Plânı gibi gizli papaz olmaz...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.