Denktaş soruyor: Selâmet mi,felâket mi?"

loading
4 Haziran, Perşembe
£

8.47

7.57

$

6.75

A- A A+

Denktaş soruyor: Selâmet mi,felâket mi?"

Denktaş soruyor: Selâmet mi,felâket mi?"
Ben de soruyorum...

Lider ve de KKTC'nin ilk Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş gibi ben de soruyorum: Rumlarla gizli saklı mı görüşülecek? Hadi Meclis merak etmiyor ama benim adıma görüşecek olanları ben ve Kıbrıs Türkü de bilmeyecek mi? Hedef ne? Komitelerin görevleri ne ola? Anlaşma hakları var mı?

Biz bunun şeklini, yapısını,sonucunu ne zaman öğreneceğiz? Hadi biz haykırmaya devam edeceğiz,ya şu Meclisteki Milletvekilleri ve Partiler, Kıbrıs Ulusal davamızı bilmediğimiz kişilere emanet ederek evlerinde rahat uyuyacaklar mı? Bizim sabrımız kalmadı; acaba bunların sabrı hâlâ var mı?

Denktaş'a dönelim.O soruyor:
1.Görüşmeler başlıyor;hangi şartlarda ve hangi maksat için?
2.Garantiler devam edecek mi?
3.Kıbrıs'ta asker kalacak mı?
4.Kıbrıs üzerinde Türk-Yunan dengesi korunacak mı?
5.İki toplumlu federasyonun oluşumundaki Kurucu Devletler, egemen devletler mi, yoksa Annan Plânında öngörülen vilâyetler mi?
6.Ruma göre bunların çoğunluğa dayanan üniter bir devlette, idari tasarruf olarak algılandığı, AB normları gereğince genel dolaşım, mülk edinme ve yerleşim serbestisi altında Rumların eski yerlerine dönme hakkının tanınacağı bir sistem olduğu aşikârdır. Bunu kabul ediyor muyuz?"

Ve de deneyim yüklü, dava adamı, Lider Denktaş şöyle bağlıyor:

"Sorduğumuz sorulara KKTC makamlarından ve Türk Hükümetinden tatminkâr bir yanıt gelmediği takdirde bilelim ki, gidişat selâmette değildir.Felâkettedir.Dost acı söyler.Ve biz kendimizi hem Kıbrıs'ın, hem Anavatan'ın dostu olarak görmekteyiz. Bir halkın ömür boyu verdiği, Türkiye'nin güvenliği ile ilgili bir namus ve şeref davasında endişelerimizi açıklamak gereğini duyuyoruz. Çünklü çıkılan yolun geri dönüşü olmayan bir yol olduğunu görüyoruz."

Ben buna ek olarak şunları söylemek istiyorum: Cumhurbaşkanı Talat elini bizlere kapalı tutuyor. Yandaşları ile paylaşıyor. Ana politikanın ne olduğunu bilmiyoruz. Meclisten yetki alınmadı. Hükümet kırmızı hatlarımızı açıklamadı. Ana politika belli değil. Bırakınız Cumhurbaşkanı ve Hükümetin Meclisten yetki almayışına, şimdi de yetkisiz olarak Komiteler oluşturulmakta ve geleceğimiz emanet edilmektedir. Değil politika o Komitelerde görev yüklenenleri bilmiyoruz. Bizden, halktan saklanmaktadır. Nerede muhalefet Partileri?

Ve de söylemeliyim: Buna KKTC Cumhurbaşkanın bile hakkı yoktur. Elbette geriye kalanlar, tavırlarını buna göre ortaya koyacaklardır. Kıbrıs Ulusal davası kimsenin tekelinde veya zilyedinde değildir...

&&&


TÜRKİYE'NİN ÇORAPLARI

Komutan-Yazar-dost Hüseyin MÜMTAZ, yine Kıbrıs'ı yazdı; yine acı duyarak yazdı. Ben ötekileri Türkiye'de yetkililere bırakıyorum ama Kıbrıs bölümünü buraya aktarıyorum. Sağır Sultanlar okusunlar veya duysunlar diye...İşye O yazıdan Kıbrıs bölümü::

"Türkiye'nin başına çoraplar örülüyor, rengârenk, allı-yeşilli-morlu..
Çorapların ölçü ve niteliklerini görebilmek için ancak dışarıdan bakmak gerek.

Özal zamanında Jivkov'dan kurtarmak için bir gecede kucak açtığımız 500.000 "soydaş"ın, 20 yıl sonra Bulgaristan'ın AB'ye girmesi söz konusu olunca kuru bir teşekkürü bile çok görerek arkalarına bakmadan çıktıkları "tersine göç"lerine hâlâ makûl ve mantıklı bir cevap verebilmiş değilim.

Aynı vefasızlığın, Kıbrıs'ta da sergilenme ihtimalinin işaretleri can sıkıyor.
KKTC; önünde engel gibi gösterilen "yerleşikler", "Türk askeri" ve "Türkiye'nin uluslar arası garantörlüğü" "kamburlarından" sıyrılarak Rum'un kolunda Türkiye olmadan da AB'ye girebilmenin düşünsel alıştırmalarını mı yapıyor?

Türkiye'nin içinde olmadığı "8 Temmuz Komisyonları", Türkiye'nin garantörlüğü ve askerini nasıl konuşabilir?
"Gumbaro" Hristofiyas koltuğa oturduğu gün batıya, "Ben yoldaşım Talât ile anlaşırım, siz Türkiye'yi halledin" dememiş miydi?İlk buluşmada bunun ne demek olduğunu sormuş mudur Talât? Hristofiyas dün gene "anlaşmazlığın tek kaynağı Ankara'dır" demedi mi?

Cenevre'de kamuoyundan gizli Anayasa Konvansiyonu görüşmeleri yapılıyor, Paris'te Costas Carras'lı Magosa-Varoşa pazarlıkları yürütülüyor, CTP hükümeti kuzeyin Türk patateslerinin güneyin Rum limanlarından ihracına göz yumuyor. Böylelikle "izolasyonlar kaldırıldı" görüntüsü verilerek Türkiye'nin de limanlarını Rum bandıralı gemilere açmasının yolu yapılıyor.

"Tıpkı Annan Plânı'nın gizli saklı hazırlandığı dönemi yaşıyoruz. Halktan korkanlar, peçe takarak ada dışına sızmakta ve arkamızdan iş düzmektedirler..." "Garantör" Türkiye'nin bulunmadığı Cenevre-Paris ve "arabölge" toplantılarında Türkiye'nin garantörü olduğu KKTC'nin
Anayasası ve geleceği konuşuluyor.

Türkiye'de olayları seyreden bizlere de..Örülen bu çorapları giymek kalıyor.
Ayağımıza veya başımıza.. "

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.