Yakınları kıyıma uğrayanlar,"Kıbrıs Cumhuriyeti'ni" ve..

loading
1 Haziran, Pazartesi
£

8.41

7.57

$

6.81

A- A A+

Yakınları kıyıma uğrayanlar,"Kıbrıs Cumhuriyeti'ni" ve..

Yakınları kıyıma uğrayanlar,"Kıbrıs Cumhuriyeti'ni" ve
sorumluları dava etmelidir

Yıllarca önce yapılması gerekeni dünkü yazımda ileri sürdüm. Cinayetleri, yolsuzlukları, haksızlıkları, beceriksizlikleri, barış düşmanlığını, olduğu gibi Kıbrıs Türk Halkının omuzuna yıkmaya kalkan, varolan kanıtlara rağmen Rum Liderliğini akkaşık olarak sunan ve KKTC'yi ve öncesini lekelemeyi marifet sayan üç beş haddini bilmeze bakarak, artık bu davaların bekletilmemesi gerektiğine inanmaktayım.

1960'da Türk ve Rum Halkı,Uluslararası antlaşmaların ışığında "Kıbrıs Cumhuriyeti" denilen ortaklık devletini kurarak birarada, barış içinde yaşamaya karar verdi. Rumlardan alınan belgelerle de sabittir ki, bu Devletin "Cumhurbaşkanı" ve üstüne üstlük Başpiskobos olan Makarios, devlet ilânının hemen ertesinde bu devleti yıkmak için engel olarak gördüğü Türkleri etkisiz hâle getirmek için çete oluşturulmasına emir verdi. "Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı" Makairos'un bu emrini, "Temsilciler Meclisi Başkanı" Kleridis, "İçişleri Bakanı" Yorgacis, "Bakan" Papadopulos, "Bakan" Nikos Koççis, "Polis Komutanı", "Jandarma Komutan Yardımcısı", görevi "Garanti Antlaşmalarında yazılan yapıyı korumak olan "Yunan Alayı Komutanı" ve Devletin önemli mevkilerinde oturmakta olan birçok kişi, "Akridas Plânını" hazırladılar.

"Akridas Plânı" ilkin Grivas'ın sahibi olduğu "PATRİS" gazetesinde 21 Nisan 1966 tarihinde tam metin hâlinde yayınlandı. Yıllarca varlığı tartışıldı. Sonra Meclis Başkanı, daha sonra Devlet Başkanı ve Rum kesiminin görüşmecisi olarak görev yapan Glafkos Clerides, "Cyprus: My Deposition" isimli kitabının ilk cildinde, sayfa 207'den başlayarak bu belgeyi aynen yayınladı ve varlığını kabul etti. Bu belge silâhlı çete oluşturulmasını açıkça emretmektedir.Kaldı ki bu güce ek olarak, kendini Sosyalist ve Parti başkanı olarak sunan Lissaridis'in yeşil bereli silâhlı çetesi ve Nikos Samson'un çetesi de vardı.

"Akridas Plânı", "Kıbrıs Cumhuriyeti'ni" Türklerden arındırma ve devleti ele geçirme belgesidir. Hedef Kıbrıs Cumhuriyeti'ni yıkmak ve Girit gibi yabancı güçlerin gölgesinde Türk Ordusunun müdahale etmesine olanak tanımadan adada Türklere kıyım yapmak ve zaman geçirmeksizin, "Enosis" yani adanın Yunanistan'a bağlanmasını öngörüyordu.

Plân,silâh teminini, çete oluşturulmasını,çete üyelerinin eğitimini, bu çete mensuplarının nerede ve ne zaman görev yapacaklarını ve nerede, ne zaman Türklere saldıracaklarını içermekte idi. Plânın hedefi 24 saattte öldürülebildiği kadar Türk öldürmekti. Geçenlerde bir EOKA'cı, bunun 100 bini hedeflediğini açıkladı.

"Akridas Plânı", Kıbrfıs Cumhuriyeti'ne ihanetin belgesidir. Bu plân, Türkün imha plânıdır. Bazı aymazların okul kitaplarımıza kadar sokup yazdıkları ve şimdilerde okullarımızda öğretildiği gibi, "Kıbrıs Cumhuriyeti'ni ayakta tutabilmek için " hazırlanan plân değildi. Plânın ne olduğu, o plânın gerekçelerinde kayıtlıdır. Devlete sahip çıkması gerekenler, bu devletin vatandaşlarını koruması gerekenler, koruma ile görevli Polis ve Jandarma gücünü de kullanarak, bunlara silâhlı Rum çetecilerini de ekleyerek, Türk Halkını katletmişlerdir. Bu katledillenler, silâhsız, masûm insanlardı. Asker değillerdi, savaşta hiç değillerdi.Yollardan alındılar,evlerinden toplandılar, evleri,okulları,köyleri topa tutuldu.Yaşlı karı-koca evlerinden alınıp, kapılaırnın önün de üstlerine petrol döküp yakıldı. Türk Halkı adanın her yanında sokaklardan toplandı, katledildi, yakıldı, yakalananlar kurşunlandı. Canlı canlı mezarlara gömüldüler,kuyulara atıldılar.

BM Barış Gücü kayıtları, Kayıp kişilere ilişkin kayıtlar, bu cinayetlerin kanıtlarını içermektedir.Toplu mezarlardan çıkarılanlar, kuyularda bulunanlar, Ayvasıl'da önce kurşunlanan ve sonra diridiri toprağa gömülenlerin kanıtları BM'nin elindedir. BM yetkililerin Kıbrıs dönem raporları işin aynasıdır. Resimler, bu cinayetleri göstermektedir. Lefkoşa Rum Mezarlığına diri diri gömülen kardeşlerimize tanıklık eden Papaz, olayı BM'de anlatmış, ortaya kanıt koymuştur. Muratağa-Sandallar ve Atlılar'da evlerinden toplanan, minnacık yavrularla, ana ve babaları, topluca katledilip toprağa gömüldüler. Toplu katliamın yer aldığı Alaminyo, Taşkent unutulmadı. Bu ve buna benzer olaylarda kaybettiklerimiz asker değillerdi. Savaşmıyorlardı. Savaşta Şehit de olmuş değillerdir.

O hâlde başta Makarios, Kleridis, Yorgacis,Papadopulos, Koççis, Lissaridis, Samson, Polis Komutanları ve Jandarma Komutan Yardımcısı ve hatta o günün Yunan Alayı Komutanı ve daha sonra bu tür harekete katılan Yunan Alay Komutanları; Anayasa ve Yasa dışı oluşturulan RMMO'nun Komutanları, bu cinayetlerden derece derece sorumludurlar. Bu "Kıbrıs Cumhuriyeti" ve "Yunanistan'ın" aleyhine, yerel ve uluslararası tazminat davası açmaya yetmektedir. Onlar bilerek, plânlayarak ve belirili amacı gerçekleştirmek uğruna bu cinayetleri işlemişlerdir.

Cinayete kurban gidenleirn yakınları, KKTC makamları ve Türkiye, bu cinayetlerin hesabını, bu kez de hukuk yoluyla sormak, dünyaya duyurmak ve tazminat istemek durumundadır. İkinci Dünya Savaşı sonunda mahkemeler kurup insanlık suçu işleyenleri yargılayanlar, Bosna'da,Kosova'da kıyıum yapanları Uluslararası yargı önüne çıkarıp mahkûm edenler, "Saddam kendi halkına işkence yaptı" diyerek onu asanlar, Kıbrıs'ta Türk Halkını , plânlı şekilde kıyıma uğratanları, masûm insanları öldürenleri görmezlikten gelmemelidir. Türk Halkı ve hele yakınları, bu cinayetleri sineye çekmemelidirler.

Ben, eşini,kardeşini ve babasını, aynı anda kaybeden ailelerin; yavrusunu karnında taşıyarak kuzeye göçmen olarak sığınan ananın, o günden bugüne, o öksüz evlâdını olanaksızlıklara karşın, nasıl yetiştirdiğini gördüm, yaşadım ve acı duydum...Bu cinayeti işleyenleri deşifre etmek vatani görev olmalıdır.

Haydi "Kayıp Aileleri Örgütleri" ayağa kalkınız...Haydi kâlbinde acı duyan Hukukcularımız...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.