Biri bu halka hesap verecek mi?

loading
4 Haziran, Perşembe
£

8.47

7.57

$

6.75

A- A A+

Biri bu halka hesap verecek mi?

Rum kesiminden kopan şamataya gelmeden, içimizdeki hatayı işaret etmek istiyorum. KKTC Cumhurbaşkanı M.A.Talat, her konuda yetkisi var gibi önce Rumlarla görüşmelere karar verdi; sonra da kendi buyruğu ile Komisyonlar oluşturdu. Bunlara da kendi kendine atamalar yaptı ve görev dağılımı sağladı. Milletvekili olan Nami'yi de kendi temsilcisi atadı. O da oradan kaynaklanan yetkiye dayanarak, Ulusal davanın kökünü kazıyan açıklamalar yapmaya başladı.

Gidişin nereye olduğu artık belli oldu. Bu temas yasal bir yere dayandırılmadı. Meclis devre dışı bırakıldı. Geçmişte Cumhurbaşkanı Denktaş eleştirildi ama o kalkıp Meclise gidip yetki aldı. Bu birkaç kez yinelendi. Yetmedi sık sık gizli oturumda Meclise bilgi verdi, belge sundu. Oradan yetki aldı. Eleştirilerden yararlandı. Görüş aldı. Oysa şimdilerde böyle bir girişim gereksiz kabul ediliyor. Parti temsilcileri ile Cumhurbaşkanlığında toplantı yapmak, Meclisle bir tutuluyor. Hata yapılıyor.

İşte bu kargaşa içinde iken Rum kesiminden de toplu ateş altındayız. Neyi budamak istiyorlarsa onu öne çıkarmakta, Uluslararası Camiadan müdahale istemektedirler. Amaç Türkiye'yi bertaraf etmek, "Enossis" yolunda en büyük engel olarak gördükleri Türkiye'yi saf dışı bırakmaktır. Her tezimize karşı, karşı tezle çıkmakta bizimkinin gereksizliğini işlemektedirler.

Sık sık örnekler veriyoruz ama işte yine Rumların sıraladıkları:

"Türkiye bizim aleyhimize olan politikasını her gün yüksek sesle dile getiriyor. İşgâlin(?) gerçekliğine boyun eğmemizi, iki farklı halk ve iki demokrasinin varlığını kabul etmemizi ve eşit(Türkiye'nin eşitlikten kastı Atillâ'nın(!) garantör-müdahaleci haklarıdır); iki kesimli, iki kurucu devlet şekline boyun eğmemizi istiyor. Türkiye'nin hedefleri şunlardır:

1.Kendi imzamızla "İşgalin gerçeklerini"(?) kabul etmemiz.
2.Tüm temel özgürlükleri ve insan haklarını ihlâl etmemiz ve Türkiye'nin kastettiği kendine özgü eşitliği kabul etmemiz.
3.Türkiye Cumhurbaşkanının geçen Eylül ayında işgâl bölgesinde(?) söylediği gibi iki devlet, halk, din ve dilin olduğunu kabul etmemiz;
4.Yeni bir federal devletin yaratılması,Uluslararası tanınmış "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin"(?) fizyolojik değişime uğramış şekliyle değil de tamamen yeni bir devlet şeklinde olması(Bakir doğum) gibi Türkiye'nin isteklerine boyun eğmemiz.
5.Garanti antlaşnalarını yürürlükte tutarak, Türk müdahalesine kapıyı açık bırakmak"

İşte Rumun gerçek yüzü. Ne hak arzu ediyorsak vermemek için bahaneleri hazırdır. Çünkü arzu ve hedefleri Kıbrıs Türkünü varolan Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti'ne yamamaktır. Siz masaya otururken ilkelerinizi adam gibi ortaya koymazsanız, işte bugünkü gibi ıvır zıvırla uğraşır, ödün üstüne ödün vermek için çırpınırsınız. Bu arada da sizi Uluslararasında bağlarlar, kabul ettiğinizi kayda geçirirler.

Annan Planı ile ilgili referandumda gelinen sonucu unutmayınız. Evet diyen taraf suçlu sandalyesine oturtuldu. Suçlu muamelesi gördü. Hayır diyen AB üyesi yapıldı ve 1963 darbesi yasallaştırıldı.Çünkü haçın girdiği yerden çıkması söz konusu değildir.

Bugün bundan farklı bir durum yoktur. "Aman bu anlaşmazlık da uzun sürdü. Anlaşma olmalıdır" diyenler, konunun etrafında dolananlardır. İçindekiler de bunun Türke kazık atmak olarak görenlerdir. KKTC kanadı davaya daha fazla zarar vermeden kendini toparlamalı ve halka gerçekleri açıklamalıdır.

Sonrasının geri dönüşü olmayacak ve davaya zarar verecektir. Uyarıyoruz ama ciddiye alınmak istiyoruz."Denktaş da Meclisten yetki almadı" diyerek kimse tarihi gerçekleri saptırmasın. Denktaş, defalarca Meclise bilgi verdi,defalarca yetki aldı. Bunu inkâr ederek bir yere varılamaz.

Biz aramızda tartışmayacağız diye Rumun oyununa gelmeyelim; yeter...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.