Avrupa Birliği Kıbrıs'ta başaktörlüğe mi soyundu?

loading
1 Haziran, Pazartesi
£

8.41

7.57

$

6.81

A- A A+

Avrupa Birliği Kıbrıs'ta başaktörlüğe mi soyundu?

Emrederek istediklerini yaptırmak istiyorlar. Çünkü "Kıbrıs AB'ye lâzım" demişlerdi. Şimdi de olayı iki pencereden görüyorlar.Öncelikle ortaya çıkartılan Balkan Devletleri gibi Kıbrıs'ın tümünü AB sınırlarına katmak;ama her durumda yeniden Haçın Yönetimine giren Kıbrıs'ı geriye Ayyıldıza iade etmemek esastır. Avrupa'dan kovulan Osmanlıyı yeniden Avrupaya, bu kez "Türkiye Cumhuriyet'i" olarak almamak da temel nedendir. Öyle olmasa Fransa, AB'ye yeni üye alımını Referandum koşuluna bağlamazdı. Bu Türkiye'yi dışlamayı hedeflemektedir. Fransız halkı red kararı verecektir. Yunanistan'da kamu oyu yoklamaları da %67 Türkiye'nin AB üyeliğine olumlu bakılmadığını
göstermektedir.

Haftayı kapatırken işte bunları yansıtan haberlere boğulduk. Avrupa Birliği öncelikle KKTC Cumhurbaşkanı M.A.Talat'a ve ana hedef olarak da Türkiye'ye, "Kıbrıs'ta anlaşma için "Kırmızı çizgilerini ortadan kaldır" diyor. Bunun başında da "Anlaşma hâlinde Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti'nin ortadan kaldırılması ve yerine "Yeni Ortaklık Devletinin oluşturulması" koşulunun gelmemesi içn baskı yapmaya başladı. Çünkü Atina çok önceden bunu reddetti. Bunu böyle istiyor.

AB HABER, "AB'den Kıbrıslı Türklere mesaj", başlığı altında yayınladığı haberde, Rum ve Yunan tezinin şimdi de Avrupa Birliği tarafından açıktan desteklendiği belirtilmektedir. Bakınız AB ne diyor:

"Eğer Kıbrıs sorununa bulunması istenilen çözüm, partenojenez(Bakire doğum) ürünü olursa, o zaman "Birleşik Kıbrıs", Hırvatistan'dan sonraki sırayı alarak, yeniden AB üyeliği için başvuruda bulunmak zorunda kalacak. Şu anda perde arkasında ifade edilen bu görüşün Avrupa Birliği tarafından açıkça da belirtilmesi halinde, Kıbrıs sorunundaki sahne tamamıyla değişecektir:

Kıbrıslı Rumların böyle bir şeyi kabul etmeleri mümkün değildir, çünkü uzun bir sürece yeniden girmeleri gerekecek. Ayrıca AB'nin 27 üyesinden herhangi biri tarafından veto edilme tehlikesi de var. Üstelik Euro'yu benimseyerek, ekonomik birleşmenin katı çekirdeği içinde bulunan bir ülkenin, çıkıp da birkaç yıl sonra yeniden üye olmak amacıyla lirayı benimsemesi mümkün değildir. Eğer Kıbrıslı Türkler, biçim değiştirmede değil de partenojenezde ısrar ederlerse, gerçekte bu, Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasını istemediklerini söylüyor gibidir."

AB HABER bu çizgideki haberlere Olli Rehn cephesini de ekledi. İşte o notlar: "Türk tarafı yıllardan beri partenojenezle(Bakire doğum) ilgili İngiliz esinli formülün ilerletilmesini ve hayata geçirilmesini istiyor. Türkiye'nin stratejik hedefi yıllardan beri Kıbrıs Cumhuriyeti'nin dağıtılması ve Adada iki ayrı devlet mevcudiyetinin kurulmasıydı. Bu istek, bir formüle dönüştürüldü ve bu formül Kıbrıs sorununa olumsuz damgasını bırakan dönemin güçlü İngiliz diplomatı Lord Hannay tarafından sunulmuştu.

AB-Türkiye Karma Parlamenterler Komitesi çerçevesinde bir tartışma yapıldı ve bu tartışma sırasında bu kritik mesele AB'nin genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn'e de soruldu.

Olli Rehn, "Eğer siyasi irade varsa, o zaman Hristofyas'ın ve Talat'ın anayasa uzmanları, herhangi bir çözüme uygun hukuki formülü bulmakla kalmaz, aynı zamanda daireyi kareye bile dönüştürebilirler' dedi ve konu hakkında net bir tutum belirlemekten kaçındı.
&&&

TALAT'IN KAFASI KARIŞIK

Kendi kendini KIb rıs konusunda "Tek Seçici" ilân eden KKTC Cumhurbaşkanı M.A.Talat, düz çizgi yerine eğri çizgiyi tercih ediyor. Kafası hayli karışık. Örneğin MİLLİYET'te Kadri Gürsel imzası ile yayınlanan söyleşisinde "Kıbrıs Rum kesimindeki çözüm karşıtlaırnın Rum Lider Hristofyas'a zorluk çıkarmaktadırlar;Rum tarafaında koşullar müzakereleri başlatmak için şu an çok elverişli değil" dedi.

Komitelerde anlaşma olmadığını söyleyerek bir araya geldiler. Oysa biraraya geldiklerinde umulmadık sür'atle, ödünler vererek ortak metin bile yayınladılar.Hatta 2008'de çözüm olacak diyen Talat,bu görüşünü koruduğunu da teyit etti. Ardından çözümü 2009 yılıan aktardı.

İtalyan "APCOM" haber ajansına yaptığı açıklamalarda " Kıbrıs'ın birleştirilmesi konusunda Rum kesimi Cumhurbaşkanı ile karşılıklı müzakerelere önümüzdeki haziranda başlanması ve yıl sonunda bir sonuca varılması ümidini hala taşıyor. Brüksel'de AB dışişleri bakanlarıyla görüşmeler yapan Talat, adanın ikiye ayrılmasına bir son vermek için yapılan görüşmelerde şimdiye kadar tıkanıklık yaratan görüş ayrılıklarının aşılacağı konusunda iyimser olduğunun altını çizdi".

Amerşakn "Associated Press" haber ajansına verdiği beynatta ise Talat, şu açıklamalarda bulundu: "Son derece memnun olduğumu söyleyebilirim, çünkü Kıbrıs Rum kesiminde bir değişiklik oldu. 2008 yılı bitiminde bir sonuca ulaşmamız mümkündür."dedi.

Acaba biz mi yanlış okuyoruz;yoksa içe başka dışa başka açıklama mı yapılıyor? Bana gore Talat büyük ve de gizli bir oyun oynuyor. Bu giidş son derece tehlikelidir. Çünkü herşeyden once kafasının karışık olduğu açık.
&&&
İNGİLİZ DOSTLARIMIZA TEŞEKKÜRLER

KKTC'de huzur bulan ve burayı yaşanacak toprak olarak seçen İngilizler, şimdi de Mehmetcik Vakfına katkı yapmak üzere faaliyete geçtiler. 31 Mayıs 2008 Cumartesi günü, Girne'de bir kermes düzenliyorlar. Kermes'te elde edilecek gelirin bir kısmını TSK Mehmetçik Vakfı'na bağışlama kararı almışlar.
Türk Ulusu'nun ve Kıbrıs Türkü'nün Türk Silahlı Kuvvetleri'ne duyduğu güven ve şehitler verilirken bağrının yandığı, kampanyalar düzenleyerek Şehit Mehmetçiklerin ailelerinin yardımına koştuğu herkes bilmektedir Ancak; aynı duyguların KKTC'de yaşayan İngilizler tarafından paylaşılması,özellikle içinde yaşadığımız dönem bakımından oldukça anlamlıdır

Bu tercihi; ateşkes şartlarının sürdüğü bir ortamda güvenli bir yaşam sürme arzusuyla ve kendilerinin tabiriyle ''görünmeyen ordunun - invisible army'' sağladığı güven ortamında yaşama arzusuyla KKTC'de yaşamayı tercih etme olarak tanımlıyorlar.

Anımsanmacağı gibi Toros -2007 Tatbikatı'na yaklaşık 500 İngiliz'in katılımı ile bu duygularını sergilediler; şimdi, Mehmetçik Vakfı'na bağış yapıyorlar.Yeni bir çözüm sürecinin yaşandığı bugünlerde, bazı AB sözcülerinin ''Türk Ordusu adadan çekilirse, çözüm kolaylaşır'' iddialarına rağmen, AB vatandaşı olan ve KKTC'de yaşayan İngilizlerin, AB sözcülerine ders verecek ve adadaki gerçekleri gözler önüne serecek şekilde Mehmetçik Vakfı'na bağışta bulunmaları anlamlıdır.

CTP parti kurultayında İstiklâl Marşı söylemezken , Türkiye ve KKTC bayraklarını kurultay salonuna asmaktan kaçınırken ve kendilerine göre ''Demokrasi Şehitleri''(!) için saygı duruşunda bulunurken; KKTC'de yaşayan yaşayan İngilizlerin Kermes alnına giden yolu Türk. ve KKTC bayrakları ile donatmaları ve Mehmetçik Vakfına bağışta bulunmaları anlamlıdır. Türkiye ve Türk Ordusu düşmanlarına duyurulur...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.