Bakoyanni'ye: Ne sana,ne Hristofyas'a,

loading
22 Eylül, Salı
£

9.77

8.98

$

7.66

A- A A+

Bakoyanni'ye: Ne sana,ne Hristofyas'a,

Bakoyanni'ye: Ne sana,ne Hristofyas'a,
ne Yunanistan'a ve ne de AB'ye
güvenimiz yoktur!

Kıbrıs Türkü ve Anavatan Türkiye, AB'yi silâh olarak kullanmakta olan yeni bir "Haçlı Ordusu" ile karşı karşıyadır. "Türk Ordusuna yumruk çekemeyeceğini" kavrayan Bakoyanni, 45 yıldan beri adada işgâl ordusu olarak bulunan Yunan Ordusunu ve silâhladıkları 100 bin kişilik Rum Çetesine dayanarak, AB kartını kullanıp, adaya tek başına egemen olmaya çaba harcamaktadır. AKEL ve CTP'den memnun olmalı ki, bu iki Partiye Türkiye'nin müdahale etmemesini salık vermektedir. Ona göre kendileri buna uyuyorlar ve de geriye kalanlardan da aynını istiyorlar.

Kıbrıs(Rum)Cumhureiyeti'ni ziyaret ederek oyunun ikinci perdesini oynamak isteyen Bakoyanni'nin hedefi, Atina'da Hristofyas'la birlikte saptanan politikadan sonuç almaktır. Orada saptanan, "İşgalin sona erdirilmesi,Garanti antlaşmalarının ortadan kaldırılması ve adanın tümünün "İki Toplumlu" olarak AB'ye üye alınmasıdır. Ve de bunu yaparken cin gibi bir de şerh koyuyor. Bu "AB antlaşmaları silsilesi içinde "DEROGASYONLARIN" olamayacağıdır...

Burada durup nefes alalım ve son derece önemli noktaya işaret edelim. .Sonra Bakoyanni'nin öteki hezeyanlarına döneriz. Geriye dönüp, Annan Plânının Kıbrıs Türk Halkına dayatıldığı günlere gidelim. Bırakınız "Güzelyurtlulara, olmayan Havuzlu Villa" rüşvetini, Kıbrıs Türk Halkının güvencesi ile ilgili çeşitli kuralları Annan Plânına yerleştirme girişimlerinde "Bu derogasyondur, kabul edilir ve sonra AB safhasında garantiye alınır" denmişti. CTP ve paralel güçler bunun tellâllığını yapmışlardı. Ekranda söylendi, basında yazıldı... Sonra bunun yalan olduğu referandum sonrasında anlaşıldı.

İşte Yunan Dışişleri Bakanı Bakoyanni, bu kez peşinen, "AB kuralları gereği Kıbrıs'ta varılacak antlaşmaların derogasyon içermeyeceğini" peşinen duyurdu: "AB'nin yeniden birleşmiş bir Kıbrıs'ın Avrupa'da olup bitenlere sonuç getirici şekilde katılmaısnı güvence altına almak için kendi rolünü oynayacaktır. Bir üye ülke için kalıcı derogasyonlar anlaşılabilir değildir"...Yani Türk Halkına kâğıt üstünde haklar verilse de, bunun AB üyeliği ile ortadan kalkacağı apaçık yüzümüze söylenmektedir. Bu kez daha cesurane davranıyorlar. Acaba bu gücü ve cesareyi kimden alıyorlar dersiniz? KKTC Cumhurbaşkanı M.A. Talat, masadan kalkamayacağını temin etti de ondan mı?!

Konumuza devam edersek; önce İnghiliz balyozu geldi.1960 Gartantörlerindfen biri boğazımızı sıktı. Üslerini sağlam kazığa bağladığını sandı. Yunan Ordusuna fit oldu ve Kıbrıs Türkünün aleyhine, Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti" ile antlaşma yaptı.Memorandumla biiz arkadan vurdu,haklaırmıız çiğnedi. Ardından Bayan Bakoyanni endamını gösterdi.İşte hezeyanları:

1.Türk işgâline son vereceğiz. (Nasıl? Türkün önünde tarihi boyunca savaş kazanamamış Yunan Ordusu ile mi? Hristofyas'ın çapulcuları ile mi? O AB Ordusuna güveniyorsanız da yaya kalırsınız...)

2."Garantiler ve müdahâle hakları, modası geçmiş bir mantıktır. Çağdaş bir Avrupa ülkesi, AB'nin büyük kalkanına büyük güvenliğine sahiptir. (Biz 1963'de daha büyük kalkan olan BM Turizm Gücünü de gördük.Onların yardımı ile katledilen Şehitlerimizi kuyulardan çıkarmaktayız. Yollardan alınıp kaybedilenlerin toplam sayısı 2800...Ha ben Bosna'da Sreprenica'da tam 110 bin Şehidin toplu mezarını ziyaret ettim. AB Generallerinin onları teslim ettikleri fabrika binası, bu toplu mezarın tam karşısındadır...Hollandalı Genaral ile Sırp katillerin daha sonra, aynı yerde, kurşuna dizilen esirleri tesliminden sonra şampanya kaldırdıkları resimler Avrupanın utanç belgesi olarak arşivde durmaktadır...Bize AB ordusu masalı anlatmayınız. Bu Ordu(?) mu bize güvence sağlayacak ve enosisi önleyecek olan? ..Şarlatan Fransız Başkanı ile yaptığınız antlaşma gereği yapmakta olduğunuz tatbikat işin rengini göstermiyor mu? Bu yasa dışılıkla mı Türk Halkına güvence sağlayacaksınız? Gidi köfterhorlar!)

3."Avrupa ilkelerine uyum perspektiflerine engel olmaması gerekir. Derogasyonlar olmayacaktır. (Hangi AB ilkeleri;hangi AB ülkelkeri? Türk Halkının haklarını çiğneyerek Kıbrıs Rumunu tek yanlı olarak üye yapanlar mı? O hâlde 1960 antlaşmaları için iki buçuk yıl yetmişti.Şimdi yoldan çıkmanız için tek bir gün yetecektir. Birleşik Federal Kıbrıs Cumhuriyeti'ni işgâliniz ve AB'ye Rum Cumhuriyeti olarak sokmanızdan sonra KKTC'yi yıkıp topraklarımızı da bir gecede AB toprağı addetmek sarhoşluğunu özlüyorsunuz demekltir...Ama yaya kalırsınız.).

&&&

İngiliz "memorandumu", Bakoyanni'nin gösterdiği hedefler, Hristofyas'ın hergün ortaya koyduğu Türk karşıtı koşullar hâlâ KKTC kanadını temsil edenleri masadan
kaldıramamışsa, bunun arkasında bir iş var demektir. Bizden söylemesi...Neyse ki bizler, Milli davaya gönül verenler, ne Bakoyanni'ye,ne Hristofyas'a ,ne İngiltere'ye ve de ne Yunanistan'a güvenmiyoruz. Biz kim miyiz? Kıbrıs Türkünün, Milli davasına bağlı ve Türkiye'yi Anavatan bilen ezici çoğunluktaki güçleriz...Bu topraklarda, dün vardık, bugün varız, yarın da varolacağız...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.