Alternatif çözüm "Barış içinde yanyana yaşamaktır"

loading
7 Haziran, Pazar
£

8.57

7.64

$

6.77

A- A A+

Alternatif çözüm "Barış içinde yanyana yaşamaktır"

Nükleer tehlikenin kenarına gelen dünya bu felâkete çare bulmakta zorlanmadı.İlk yok olacak devletlerden ABD ve zamanın Sovyetler Birliği, düğmeye basmadan ne yapabileceğinin hesabını yaptılar. Çare elbette anlaşmaktı ama nasıl anlaşma olacağını kimse bilmiyordu. Kruşçov BM Genel Kurulunda konuşurken bile ayakkabısını çıkarıp kürsüye vurdu ve tehdit salladı. Tehditten çare çıkacağını bilerek bunu yapmıştı.

ABD yanıt vermekte gecikmedi.Sonuçta "Barış içinde birlikte

yaşama" formülü işledi. İki ülke başkanı arasında "Kırmızı telefon hatları" çekildi. Danışma,haber verme mekanizmaları işletildi.Dünya bu iki gücün arasında paylaşılmıştı.Gerisi buna uymakta idi.Bu noktadan başlayan ilişki, gün gele nükleer silâhların büyük bölümünün imhasına kadar uzandı.Hatta bu Sovyerler birliği'nin tarihe karışmasını getirdi.

Rusya bu yolda yeniden tarihteki yerini aldı. Artık savaşta kazanmaya odaklanmış,tehdit eden ve dünyaya Komünizmi ihraç etmeyi amaç edinen Sovyetler bilriği yoktu. Aksine ortaya çıkan Rusya, halkının refah ve mutluluğunu, ülkenin zenginliğini hedef olarak öne çıkaran kuralların üzerine oturtuldu. Bugün Arap ülkeleri gibi petrol zengini bir Rusya ve yıllarca halkına ucuz petrol sağlayan ama bugün KKTC fiyatlarına petrol satmak zorunda kalan ABD ortaya çıktı.

İki kutuplu dünya "Barış içinde birlikte yaşamayı" kural edinmişti. Dünya nükleer tehlikeden böyle kurtarılmıştı.Tek kutuplu dünya dense de petrol zengini ülkelerin elinde oyuncak olanlarla, bugün bu oyunu oynatanlardan söz edebiliriz. Nükleer tehdit değil, zengin kaynaklara sahip olan kalkınmış ülkelerden, üretip satanlardan ve bunu satın almak zorunda olanlardan söz edebiliriz.

&&&

KIBRIS'A GELİNCE; yıllardan beri konuşmalar yapılmakta, plânlar hazırlanıp dayatılmakta, dıştan Kıbrıs Türk ve Rum Halklarına don ve pantolon biçilmektedir. 15 kez yapılan çözüm önerilerinin işlememesi, gerçeklere uyum göstermemesindendir. Türk ve Rum Halkı farklı düşünmekte, farklı çözümleri özlemektedir."Kıbrıs Cumhuriyeti'nin" kısa ömürlü oluşu buna en büyük kanıttır.Akridas Plânı bunun gerçekçi belgesidir. Eski Lider Papadopulos'un dediği gibi "Akridas Plânı" bir savunma plânı değil, bir saldırı,imha ve adanın tümünü ele geçirerek adayı Yunanistan'a bağlama plânı idi. Bunu saklamak sahtekârlıktır. Gerçeklere uymamaktadır.

4 Haziran 1878'de İngiliz askeri Lârnaka'dan adaya çıktığında, Rum Başpiskobos'un konuşması, adanın Yunanistan'a teslimine davetiye çıkaran konuşma idi. İstek "Enosis" idi. Tarihi Rum-Yunan belgelerinde, Kıbrıs 13 ncü ada olarak hep Yunanistan'a bağlanmak istenmektedir. Bu kısa köşe yazısında yıllarca sürdürülen "Enosis" mücadelesinin çeşitli yıllardaki yansımalarını yazmak olanağı yoktur. Herkes tarih kitaplarına bakabilir. Hatta bugünkü Rum ve Yunan okul kitapları bunu açıkça ortaya koymaktadır.

1 Nisan 1955'de, EOKA mücadelesi "Enosis hedefi" için başlatılmıştı. Bunun kanıtları etraftta uçuşmaktadır. Binlerce Türk bu yolda katledildi. Türk köyleri yakıldı, yıkıldı. Cami ve okullar yerle bir edildi. Mezarlıklar bile bu vahşetten kurtulamadı. Bunu bundan önce Girit'te aynen görmekteyiz.

1960 Cumhuriyeti, Türkiye-Yunanistan ve İngiltere tarafından bir orta rejim olarak algılnmıştı. Yani "Barış içinde birlikte yaşamak" için Kıbrıs Cumhuriyeti oluşturulmuş ve üç ülke de bunu Garanti eden ülkeler olarak fiilen koruma rolü almışlardı.Yürüdü mü? Hayır. Cumnhuriyet'in ilk günü Makarios, "400 yıl sonra Kıbrıs eski sahiplerinin eline geçti" diye ilân etti. Bunu izleyen günlerde yıkımı ve "Enosis" yolunun açılması için Makarios'un başkanlığında plânlar yapıldı. Silâhlanma yarışı başlatıldı. Köylerde milis gücü beslendi.1960-1963 yılları bunun kanıtları ile doludur. 11 yılda ise Türk Halkının imhasına çalışıldı.

15 Temmuz 1974, "Enosis adımının" atıldığı tarihtir. Makarios'a karşı olarak sunulan bu hareket sadece koltuk kavgasının bir bölümüdür. Yoksa hedef "enosisti" ve bunu sen mi, ben mi başaracağız kavgası dışa yansıyordu. 20 Temmuz Rum ve Yunan hatasının eseridir. Girit'te bu uygulandı ama zaman içinde önlendi. Sonra Uluslararası askeri güç Osmanlıyı Girit'ten uzak tuttu.Kıyım oldu ve Girit Yunanistan'a, yabancı ellerce teslim edildi.

Kıbrıs'ta da onca plân, onca görüşme, onca öneri hep "Enosis" yolunu tıkamayacak şekilde tezgâhlanmaktadır. Annan Plânının hazırlanması, ortaya dökülmesi ve reddi, bu plânın parçasıdır. O plân "enosisi" açıkça öngörmüş olsaydı kabul görecekti. "Enosise" kapalı kabul edildiği ve Türklerin ana yönetime dönmelerini sağladığı için reddedildi. Yoksa Türklere ahım-şahım haklar sağlamıyordu."Enosis" yolunun tıkanması reddin tek nedeni idi.

Şimdi "Yoldaş" iktidarı denilerek, yapay bir çözüm ortaya konmaktadır. CTP, AKEL ile iki cemaat, tek halk formülünde, tek devlet, tek egemenlik ve tek ülke çizgisinde ortak davranış sergileneceğine inanmaktadır. Hatta buna ait imza atılırsa, CTP içinde bir grup, Garanti antlaşmalarına gerek olmadığını da ortaya çıkıp kabul edildiğinin açıklanabileceğini ve Türkiye'yi bile ortada bırakmanın olası olduğuna inanmaktadır. Oynanmakta olan oyun ikilidir ve Uluslararası camia silâh olarak kullanılmak için oynanmaktadır.Girit'te de böyle olmuştu…

&&&

Bu noktada söylemeliyim; bu adada iki devletli çözümden daha gerçekçi bir çözüm bulunamaz. Eğer o tarafta ve bu tarafta bazı kişi ve partiler, Türkiye'yi aradan çıkaracak yapı getirmek için Uluslararası alandan güç almayı umut ediyorlarsa, bu ada kana bulanacak demektir. KKTC içinde, Rumun egemenliğini, Rumun yönetimini, Türkün ikinci sınıfa atılmasını ve Ruma yama yapılmasını isteyenlerin bir kenarda "Demokrasi" oyununa kafa sallayarak oturacağı düşünülüyorsa aldanıyorlar…1955'den 1974'e kadar 2800 Şehit verdik. Kent-Köy ve mahallelerimiz,evlerimiz,işyerlerimiz, okul ve camilerimiz, hatta mezarlıklarımız yakıldı ve yıkıldı. Buna sırt dönüp Ruma yama olmaya niyetimiz yoktur.Yani bu adada KKTC'yi yıkıp da Rumun üstümüzden merdane geçirmesine razı olmayacağız.

&&&

Barış içinde birlikte yaşamanın tek yolu,"İki devletin yanyana barış içinde yaşamasıdır". Birleşme, birleştirme, ortak vatan, ortak devlet hayâldir ve olamaz. Türkiye'nin 40 mil ötesinde,Anadolunun sıcak karnında bir şer yuvası oluşması için Kıbrıs Türkü esareti kabul edemez, teslim olamaz, egemenliğinden, özgürlük ve bağımsızlığından ve de devletinden vazgeçemez…Savaş, çatışma istemeyenler, dünyada denenen yolu tercih etmelidirler. Bu da "Barış içinde iki devlette yanyana yaşamaktır…Gerisi kan ve gözyaşı getirecektir.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.