İş çığırından çıktı

loading
22 Eylül, Salı
£

9.80

9.00

$

7.66

A- A A+

İş çığırından çıktı

Üç gün yurt dışında kaldım. Bu arada KKTC'deki gelişmeleri Internet veya telefonla izlemek gerekti.Bir kaç gün yazmayacağımı belirtmediğim için de telefonla soranlar oldu. Onlardan özür dilerim. Hem Türkiye, hem de KKTC ateş içinden geçmekte olduğu için herkes son derece dikkatli. Bunu da olumlu olarak yormak gerek.

Yine de Kıbrıs konusundan başlamak durumundayım. Burada birden çok bilinmez yan vardır. Bize eksik açıklama yapılıyor. Eksik bilgi veriliyor. Oysa perde gerisinde çok da inceleme yapılmadan bunların kabulü veya uygulanması yeğlenmektedir. İşte "Egemenlik hakkı" gibi dev bir konunun ayak üstü olarak kabulünün tarihi hata oluşu, buradan kaynaklanmaktadır.

Kıbrıs sorununu amatörce ellemek olanağı yoktur.Devletin geleceği söz konusu olduğunda "Devlet" tüm yapısı ve kadrosu ile işin içinde olmalıdır. Yani resmi tutanakların Hükümete, Meclise ve hatta ana muhalefet parti başkanına, mutlak surette verilmesi gerekir. Kıbrıs görüşmelerinin tutanağını isteyen Meclis üyesi okuyabilmelidir.

Bu geçmişte böyle idi. Milli Lider Rauf R.Denktaş, görüşme tutanaklarını sür'atle ilgililere ulaştırır, görüşlerini sunar,bu tutanakların tamamı Hükümete, Meclise gönderilirdi. İsteyen bunu gizlilik ilkesine uyarak okur ve de Milli Dava konusunda nerede olunduğunu görür ve hatta isteyen yazılı veya sözlü olarak bu makamları ziyaret ederek görüş sunardı.

Şimdi aksi resmi tutanak o düzeyde dağıtılmıyor;görüşler arkadan geliyor. Hazırlıksız kişilerin neleri kabul ettiklerini sonradan öğrenip sadece eleştiri yapılabiliyor.Önlem almak olanağı olmuyor.Hata yapılıyor.Sonra da hatayı yapanlar savunmaya geçiyorlar.

Tek Lider sultasına girildiği görülmektedir. Bu yol hatalıdır. Bu Milli maçlardaki "Tek seçici Fatih Terim" yolu olur ki hata yaparsınız. Çünkü futbol karşılamasının bir ikinci devresi veya başka bir rövanşı olur ama Kıbrıs söz konusu olduğunda rövanş olmaz; Girit gibi tarihi hata olur. Boynunuz da altında kalır...

&&&

MİLLİ KONSEY egemenlik hakkı konusunda işlenen cinayeti dikkate alarak hafta içinde uyarı yaptı.Önce o uyarıyı okuyalım:

"Egemenlik hakkımızdan vazgeçilmesi anayasamıza göre suçtur. Bu haklardan vazgeçen Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın bu suçu işlediğini ve halkın, kimseye anayasa üstü yetki vermediğini 9 nolu bildirimizde belirtmiştik. Kim olursa olsun; bu suçu işleyenlerin karşısında olacağız.

Önceki bildiriden sonra cumhurbaşkanı medyada yaptığı açıklamada KKTC'nin devam edeceğinden ve egemenliğin paylaşılacağından söz etti.Halkımızın egemenlik konusundaki güçlü tepkisi karşısında, Talat; Annan Planı tartışmaları döneminde yaptığı gibi, şimdi de medya turuna çıkıp, imza attığı mutabakatlarda var olmayan egemenliği savunma ve inkâr gayretine soyundu. Ancak Annan Planı tartışmaları döneminde halkı aldatamayacağını anlayınca egemenlik konusundaki gerçek düşüncesini "Egemenlik uğrunda ölünecek Leyla değildir" diye dile getirmişti.

Mutabakatlarda tek egemenlik, tek vatandaşlık, tek devlet, tek siyasi temsiliyet prensiplerine imza attıktan sonra şimdi;
- Yeminine sadık kaldığını,
- KKTC'nin tasfiyesinin söz konusu olmadığını,
- Egemenliğin paylaşılacağını,
- KKTC'nin gelişip güçleneceğini, uluslar arası boyut kazanacağını ve dünya ile bütünleşeceğini,
- Yaptığının KKTC'yi yüceltmek olduğunu,
- Ortak devlette endişe edecek hiçbir şey bulunmadığını,
İddia ederek Kıbrıs Türk Halkını bir kez daha aldatmaya çalışmaktadır.

Hâlbuki bu söylediklerinin ve iddia ettiklerinin hiçbiri, Hristofyas'la anlaştığını açıkladığı mutabakat metinlerinde yoktur. Cumhurbaşkanı Talat'ın radyolarda veya TV ekranlarında ne söylediği değil, mutabakatlardan ve 1 Temmuz görüşmesinden sonra yapılan ortak açıklamalar önemlidir.

Milli Konsey olarak kırmızı çizgilerimizden asla vazgeçmeyeceğiz. Ulusal davadan ödün verenlere en şiddetli tepkiyi göstereceğiz. KKTC'nin sonsuza dek yaşatılması için her türlü mücadeleyi sürdüreceğiz.
Milli Varoluş Konseyi olarak biz, hemen şimdi erken seçime gidilerek, milletvekili ve Cumhurbaşkanı seçimlerinin yenilenmesi gerektiği inancındayız".

Sayın Talat ve görevlendirdiği ekibin ev ödevletini yapmadıkları veya yanlış yaptıkları bellidir. Hesap "CTP-AKEL'e" göre yapılmaktadır. Oysa bu çizgide gidilirse kıyamet kopar. AB,BM,ABD,İngiltere ve Yunanistan bu işin payandası olamaz.Onlara dayanarak Türkiye'ye emrivaki yapmak intihar olur. Rum sözcüler bile Hristofyas'ın Talat'a neleri kabul ettirdiklerinin davulunu çalıyorlar.

Biz görmezden gelemeyiz. Çünkü bu çizgide Kıbrıs Türk Halkının ve Türk Ulusunun çıkarı söz konusu değildir.Tablo ortaya çıkınca kavga başlar ve de büyük olur. Geri dönme olanağı kalmaz. Ben artık bu noktadan sonra halka gitmenin yararı üzerinde duruyorum. İktidar tatlıdır ama felâket de geliyorum diyor. Yabancılar erken seçimi istemiyorlar. Çünkü Talat ve Hristofyas'a isteklerini dikte etmektedirler. Onlar da o çizgiden çıkmıyorlar. Ama bu Türkiye'ye santajdır. Yunanlı ise işin içindedir. Ben Erken seçim kaçınılmaz oldu diyorum.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.