Biri bize söylesin: Hangisi gerçek?

loading
2 Haziran, Salı
£

8.51

7.58

$

6.81

A- A A+

Biri bize söylesin: Hangisi gerçek?

Dün sabah 34 yıl öncesinin havasını yaşadım.Kalkıp Toros'lara baktım; uzansam tutacaktım. Ilgıt ılgıt esen rüzgâr Anavatan kokusu taşıyordu. Radyolarda,Televizyonlarda 34 yıl öncesinin öyküleri ve marşlar, türküler…Beşparmak dağlarına baktım,uzansam yakalayacaktım bir tutam bulutu. Denizle dağ arasında 34 yıl öncesi gözümün önünden film şeriti gibi geçti…

İşte kızılca kıyametin koptuğu o tarihi gün…Milli Lider Rauf Denktaş'ın Bayrak Radyosundan okuduğu mesaj yeni tamamlanmıştı."Türk Ordusu şu anda adanın her tarafından, havadan ve denizden Kıbrıs'a çıkmaktadır…." Bu kurtuluşun müjdesi idi. Sabaha kadar daktilo başında hazırlamıştık. Kaleme alınan metnin aslı arşivimde "Rauf Denktaş'ın" özel olarak imzaladığı şekliyle duruyor. Denktaş konuşmasını tamamlarken, rahmetli Bülent Ecevit'in konuşması başlamıştı: "Adaya barış götürüyoruz!"… Rauf Denktaş, Osman Örek, Erol Andaç,Nejat Konuk,Rüstem Tatar'la birlikte, Başkanlık ve Bakanlar Kurulu karargâhı olarak hazırladığımız Kooperatif Merkez Bankası binasından çıkıp sokakta, Beşparmaklara bakıyor, Gönyeli-Hamitköy ovasına atlayacak Mehmetcikleri gözlüyorduk…Bundan daha büyük mutluluk olur muydu? Kaç kişiye nasip oldu bu? 1963'den başlayarak hemen hemen her gece Canbulat Radyosundan "Gel Mehmedim gel" diye haykırışım geldi aklıma…Onca mücadele et, Anavatan Türkiye'ye seslen ve gün gele Mehmetcikle kucaklaş…

&&&
"EMRE ÖLDÜ MÜ?"

İşte 34 yıl sonra filmin bu bölümünü anımsadım. Ama radyoda içparalayıcı öykü anlatılıyordu…Cem Emre, yaşamını aktarıyordu öyküsünde. GaziMağusa'da, Namık Kemal Lisesi ile Evkaf Apartmanlarının savunmasının öyküsü, nerede ise Silistre Savunması kadar vardı. Öğretmen,Öğrenci ve Mücahit'in destanıdır o. Rum silâhlıların dün bu halka nasıl ölüm kustuklarının, yarın da kusacaklarının kanıtıdır o öykü ;o öykü minnacık yavruların kurşunladıklarının öyküsüdür.."Türk Ordusu adaya çıkıyor. Haber geldi coşku mevzilere yayılıyor ama Rum son anda intikam almakta kararlı. Surlar içine havanlarla ölüm kusuyor. Sur dışındaki Baykal,Sakarya, Karakol,Boğaziçi,Namık Kemal Lisesi ve Evkaf Apartmanları savunmasını ve tüm mevzileri yerle bir etmek için saldırıyordu…Emre iki buçuk yaşında; Rum silâhları ölüm kusarken, sivil halka Mağusa sur içine sığınmak tek çare kalmış. Baba ve Mücahitler mevzide. Sivil halkın kale içine çekilmesine karar verilmiş. Kadınlar, yaşlılar, çocuklar döküm saçım…Cem, almış kucağına iki buçuk yaşindaki Emre'yi, Annesi öteki kardeşini…Koşuyorlar koşabildikleri kadar. Ama Rumun kurşunları vızırdıyor kulaklarının dibinden…Vurulan düşüyor. Cem sıcaklık hissediyor elinde; yaralandığını sanıyor. Rumlar sivil dinlemiyorlar. Kurşun yağdırıyor.Cem, sızan kanla ayıldı; baktı küçük Emre vurulmuştu. İki buçuk yaşında Rumun kurşunu ile tanışmıştı…Sağda solda koşanlar vardı. Kaleye ulaşıldığında artık Emre yoktu…Cem annesine ölü gözlerle baktı ve sordu "Anne Emre öldü mü?"… Yürek dayanmaz bu öyküye. 20 Temmuz 2008 sabahını ağlayarak kucakladım…
Unutmamak üzere…

&&&
Türk Yıldızları göğü delerek geçtiler ve daldılar Lefkoşa'ya… Mehmetcikler, Barbarosun torunları, Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayının kahraman evlatları, Kolordunun ve Güvenlik Kuvvetlerinin seçkin muharebe birlikleri geçtiler…Yeni taşınan silâhlara bakarak, bu cepheden yana sapasağlam olduğumuzu gördük…TMT'den, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığına…

&&&

Ve de halka hitap. Başbakan R.T.Erdoğan, Kıbrıs için halka güvence verdi. Biz buraya alalım ve gelecekte de bu noktalara şöyle bakarız. Çünkü hem KKTC Cumhurbaşkanı M.A.Talat'a güvence ve destek verdiğini açıkladı; hem de kırmızı çizgilerini şöyle ortaya koydu:" Kıbrıs'ta bir çözüm, BM çatısı altında BM Genel Sekreterinin iyi niyet misyonu çerçevesinde,adadaki gerçeklere dayanan,iki eşit halk, ve iki kurucu devlet arasında oluşturulacak "Yeni bir ortaklık" ilkesi çerçevesinde bulunacaktır.…Asla azınlık olmayacağız.Asla bunu kabul etmeyeceğiz".
dedi ve Talat ve ekibinin müzakere sürecine güven beyan etti.

Baktım;Sayın Talat'ın açıkladıklaır ile örtüşmedi Sayın Erdoğan'ın açıkladıkları. Kafam karıştı. Buraya not edeyim dedim.

KKTC Cumhurbaşkanı MA.Talat, Hristofyas'la yaptığı görüşmelerden sonra yapılan açıklamalara ve BM yetkilisinin toplantı sonunda ortaya konan resmi açıklamaya rağmen, "egemenliği teslim ettiğini, halk yapısını cemata çevirdiğini, Kurucu Devleti eyaletle değiştirdiğini, azınlık hakkına razı olduğunu, KKTC'yi ortadan kaldırdığını" nerede ise inkâr etti. Hristofyas'ın "Talat'la Türk Ordusunu adadan uzaklaştırmak için anlaştık" şeklindeki sözlerini de yanıtsız bıraktı. Başbakan Erdoğan'ın sözcüklerine sığınmayı yeğledi.Hatta o sırada kendisine karşı yazılan ve de karşısına dikilen afişleri tutanları da yanıtlamayı ihmâl etmedi.

Şimdi sormak gerekiyor: Neredeyiz? Gerçek hangisidir? Başbakan Erdoğan, hem Talat'ı destekler, hem de kendi kırmızı çizgilerini ortaya koyarken hangisini kabul etmemizi istiyor? Oyun içinde oyun mu vardır? Biri bize bunu anlatmalıdır.Çünkü görüşmelerden sonra açıklamayı BM yetkilisi yapmaktadır ve onun da olmayan anlaşmayı açıkladığını kimse söyleyemez.

&&&

Ve de başka bir gerçek daha vardır. Gençlik Kıbrıs'taki haklarımızdan ödün vermeyeceğini kanıtlamak için yazdı yaftaları yüklendi ve geçti konuk tribününün karşısına. Ama hem Erdoğan'ın, hem de Talat'ın korumaları, gelip bazı yaftaları indirip aldılar. Polisin de aynını yaptığı gözlemlendi. Kimi, kimden saklıyorlardı? O yaftalarda neler yazılıyordu.Ben buraya aktarayım. Gizli saklı kalmasın.Çünkü Milli davayı savunanlar için sınır olamaz . İşte o yaftalar:

-"Tek güvencemiz ve umudumuz Türkiye bizi satıyor mu?"
-"Egemenlik yoksa azınlıksın!.
-"WE MILL DIE FOR TRNC"
-"KKTC sonsuza dek yaşatılacaktır"

20 Temmuz'u gürültülü patırtılı kutladık. Annan Plânının referanduma sunulmasından önce Türkiye'den gelen bazı konuklarımız, "Acaba bu son kutlama mı?" demişlerdi. Son olmadı. Son olmayacağı ve sonsuza dek süreceği kesin…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.