Hani nerede o yatırımcıyı elinde mumla bekleyenler?

loading
2 Haziran, Salı
£

8.45

7.53

$

6.73

A- A A+

Hani nerede o yatırımcıyı elinde mumla bekleyenler?

Bugün KKTC'den başlayıp,Türkiye'deki "Afrika toplantısına" oradan da Tanzania'ya kadar uzanmak ve yatırımları konuşmak istiyorum.Yatırım iklimi yaratmak lâfazanlığı kolaydır da iktidara gelince kılı kırk yararak, içteki veya dıştaki yatırımcıyı özendirmek,destek olmak, para, emek,bilgi ve yatırımı biraraya getirmek herkesin yapacağı iş değildir.Önce kapımızın önünü süpürelim.

Anımsıyorum,1960 Türkiye'sinin ortaya koyduğu "Devlet Plânlama Teşkilâtı" o günlerin flâş olayı idi. 1974 sonrasında seçim, yeni Meclis, Mecliste çalışma düzeni, Meclis Komisyonlarında ortaya konması gereken emek ve alınteri. Sık sık "Yasa Önerisi" yaptığımı anımsıyorum. Önemli olanlardan biri "Kıbrıs'ta Üniversite Kurulmasına ilişkin Yasa Önerisi" idi. Defalarca kadük oldu. Sonuçta 1985'de Yasalaştı.Bugün Üniveriste Ülkesiyiz. Bunu başaranları,orada görev alanları kutlarım.

O günlerde önemli bulduğum ikinci "Yasa Önerisi" ise "Devlet Plânlama Örgütü Yasası" idi. Artık Türkiye gibi yatırım plânlaması yapmak,ıstatistik derlemek,nufus sayımı yapmak,halkın niteliklerini saptamak,ülkeyi refaha taşıyacak yatırımları plânlamak, programlamak,kaynakları israf etmemek ana neden ve hedef idi. O günlerin modası "Sosyal Demokrasi" idi. Yasa kabul edildi. Buna ek olarak "Uzun Vadeli Klakınma Plânının Korunmasına ilişkin Yasayı" da yaptık. Bu 1960 dünyasının ve de Türkiye'sinin 1974 sonrasında bile Kıbrıs'ta tercih edilmesi idi. Üç kez, beşer yıllık Uzun Vadeli Plân yapıldı. Sonra tembel iktidarlar bunu "Yıllık Plâna ve geçiş plânlarına" yeğleyip uzun vadeli plân yapmayı unuttular.Zaman da
düşünceleri törpüledi.

Dünya değişti, girişim özgürlüğü ağır bastı, kişilerin ve firmaların yatırımının önünde "Devletin" durmasına artık gerek kalmadığı görüldü. Bugünlerde "DPÖ'nün" modası geçti.Ne acı ki iktidardaki CTP eski görüşlerine saplanıp kaldı, yeni yasa yaparak taşları yerinden oynatmaya cesaret edemiyor. Oysa ihtiyaç tam da budur. Devlet artık özendirecek, yasaklarla uğraşmayıp, yatırımların ve dış satımların önünü açma görevini yapacaktır. Dünyada balyoz politikalarına son verildi. Dünya başka koridora girdi. Oysa KKTC 1960'lı yılların eseri olan "Plânlama Yasası" ile bir yerde durup beklemektedir. Bunu o yasayı kaleme alan,savunan ama bugün artık güncelleşmesinin gereğini işaret eden ben yazıyorum.Kalıptan çıkılmalıdır.

&&&

KKTC'ye yatırım için gelenler kolaylık değil zorluk bulmaktadırlar.Serbest Liman ve Bölge'de Şirket kuranlar ise nerede ise dışlanmaktadırlar. Arazi yok,arazi özel firmalara toptan ihale edilmiş; fiyat bindirilmiş; Turizmde yatırım yapmayacaklara arazi dağıtılmış;Sanayi bölgeleri parsellenmiş.

Bu yetmiyormuş gibi yabancı firmalara oluşturdukları şirketlere personel getirmek için "İnşaat İşçisi statüsüne" sokulmaktadırlar.Oysa Serbest Bölge Yasası uzman kişilerin kolaylıkla istihdamını gerektirmektedir. Her Bakanlık parmak sokuyor sonuçta orası mezbeleliğe dönüşüyor.

&&&

Son birkaç gün Istanbul'da " Afrika rüzgârı"esti. Türkiye'de birileri akıl etmiş,ülkenin kabuğunu kırmak istemiş. TC Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Ertuğrul Apakan'ın konuşması cesaret verici idi. Tüm Afrika Ülkelerini bir araya toplanmış.Bunca yıl beklediğim bu girişimin gerçekleşmesini hayranlıkla izledim. Temenni edelim, iş konuşmada ve dosyalarda kalmamış olsun. Çünkü Türkiye Afrika'yı besleyecek, ayağa dikecek orta boy sanayi,tarım ve eğitim yapısına sahiptir.Askeri eğitimi de yabana atamayız.Afrika'da Türkçe eğitim veren okulları unutmayalım.İşte bu ciddi bir girişimdir.Temenni edelim gerisi gelsin.

Ben iki yıl önce Tanzania'da yapılan "Dünya Basın Konseyleri Birliği" toplantısına, Dünyada resmen tanınan tek KKTC Örgütü olan "Kıbrıs Türk Basın Konseyi" Başkanı olarak Mesut Günsev'le birlikte katıldım.Sayın Oktay Ekşi de Dünya Basın Konseyleri Birliği Başkanı olarak orada büyük ilgi gördü.Osmanlı'dan ötürü Türklere olan ilgi koltuklarımızı kabarttı.

Alman geldi,İngiliz geldi,Fransz geldi, halkı zincire vurup, köle ticareti yaptı. Osmanlı ise kendi tab'ası olarak kucakladı. Doğu Afrika bunu unutmuyor. Cami,medrese ve kapalı çarşıları arttıran Araplar değil, Osmanlı oldu.

İşte orada gördüğüm buydu. Türkiye oralarda destek bulur.Yatırım yapabilir,malını satabilir. Afrikayı doyurabilir, eğitebilir.Batı oradaki halkın sırtından köle ticareti yaptı; Türk kalkındırabilir.Bunu nükleer güçle kıyaslamak veya uzaya gitmekle ölçmek gerekmez. Türkiye tüm dünya'da 300 milyonu bulan Türk Ulusu ile Afrika ve Asya'da yer bulur,emek ve alınteri akıtır.Onları kalkındırır kendine yeni bir dünya kurar. Rahmetli İnönü'nin dediği gibi.Oralara sadece "Türk aekerini Barış Gücü" olarak göndermek yetmez.

Ben Tanzania'da bunu gördüm.Afrika beni hep heyecanlandırır. Bunu Tanzania'a, Libya,Mısır ve Nil deltasında Afrika içlerine seyahat ederken de yaşadım. Orası bir başka…Elimizi uzatırsak,kimse koparmaz.Orada elimizi samimi dostlar sıkarlar…Kalkınmalarına yardım eder, karşılıklı yardımlaşırız. Istanbul'da bu başlangıcı görmek beni heyecanlandırdı. Doğal hayat orada vardır ve dünyaya yetecek her türlü üretim yapılabilir.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.