Anavatan dışında "Bayram namazları…"

Yayın Tarihi: 09/12/08 00:00
okuma süresi: 9 dak.
A- A A+

Bayram günleri sürerken biz de Anavatan Türkiye dışındaki topraklarda "Bayram namazları" için konuşmak istiyorum."Elveda Rumeli" dizisi beni hepten içlendirir. Sözcükler,algılamalar,yaşananlar,Bayram sabahlarında Bulgar ve Sırp çetelerinin kıyımı, Yunan savaşı beni etkiliyor. 1955'lere kadar geriye taşır beni. Bugünlerde kimine göre "Milliyetcilik" suçsa da, ata toprakları Kıbrıs'ta "Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni" yaşatmanın kendisi "Milliyetcilik"…Neyleyelim ki yakanızı silkmek isteyen sizler de bu milliyetcilerin ortaya koydukları mirasın üzerinde hovardalık yapıyorsunuz!

Şimdilik bu kadarla yetinerek ben yine de Bayram namazlarına döneyim… Mücadele yıllarında GaziMağusa Lala Mustafa Paşa Camiine nöbetteki gibi sıra ile gidebilir ve bayram namazına durabilirdik.Şimdilerde Mücahit ve Mehmetcik'in sağladığı huzur ve güven içinde Lefkoşa'da Selimiye Camiinde kılıyoruz Bayram namazını. Kurban Bayramında hutbeye çıkan İmam yıllardan beri işitemediğimiz sözleri söyledi ve dua okudu.Namaz sonrasında gidip ellerine sarıldım ve kutladım."Bizi esaretten kurtaran Mustafa Kemal Atatürk'e, Kıbrıs'ta Türk Ulusunu zafere taşıyan Şehitlerimize" rahmet dileyen, dua okuyan, Gazilerimizi minnetle anan ve Milli Kıbrıs Mücadelemizi orada taçlandıran İmam Efendi nerede ise yıllar sonrasında karanlıkları delerek ulaşmış Selimiye Camiine…Tanrı kendisinden razı olsun…Kulaklarımızın pası silindi…

&&&

BATI TRAKYA'DA BAYRAM NAMAZI

Dostum,Komutan-Gazeteci-Yazar "Hüseyin MÜMTAZ" yine çarpıcı bir yazı yazdı.Sizi bundanmahrum etmek istemem. O yazıdan alıntılar yapacağım.İşte o alıntı:

"Batı Trakya İskeçe Müftüsü Ahmet Mete Hac dolayısı ile bulunduğu Suudi Arabistan'dan yayınladığı kutlama mesajında Batı Trakya Türklerine sesleniyor.

"Değerli Batı Trakyalı Müslüman Türk Kardeşlerim!
Bayram mesajım vesilesiyle sizlere bazı güncel meselelerden de bahsetmek isterim. Geçtiğimiz ayda Rodos'a bir ziyaretimiz oldu. Bu ziyaretimizle burada yaşayan Müslüman Türk kardeşlerimizle tanışma, dertlerini, sıkıntılarını dinleme fırsatını bulduk. Burada gördüğümüz manzarayı ve acıklı durumu sizinle baylaşmayı uygun gördüm.
Rodos'ta 3000 civarında Müslüman Türk yaşıyor. Anlaşmalarla bırakılmış bir azınlık olmadıkları için Yunan Yönetimi 1980'li yıllarda Türk okullarını kapatmış Türkçe ve din derslerini kaldırmıştır. Neticede buradaki soydaşlarımız Türk kültüründen yoksun yaşamaya mecbur bırakılmıştır. Şimdiki tabloya baktığımızda durumlar içler acısıdır. Bunun farkında olan buradaki kardeşlerimiz tarafından Yunan yönetiminden Türkçeyi ve dini öğrenmek, dini vecibelerini yerine getirmek için defalarca talep edilmiş ancak cevap bile verilmemiş böylece problemler her geçen gün daha da artmaya devam etmiştir. Kısacası buradaki kardeşlerimiz çok perişan durumdadır. İşte burada her zaman üzerine önemle durduğumuz şu sözlerimizin ispatını açıkça görmekteyiz: -Bir milletin varlığını devam ettirebilmesi için dinine, diline, adetlerine, kültürüne sahip çıkması ve bunları muhafaza etmesi için de her zaman mücadele vermesi gerekir. Bu dinî ve millî unsurlar giderse, o millet de tarih sahnesinden silinerek yok olur-.
Sözün özü şudur kardeşlerim; Batı Trakya'da oynanan oyunlar, daha önce Rodos'ta oynanmış ve din ile dil ortadan kaldırılınca da bu oyunları büyük ölçüde tutmuştur. Son zamanlarda bizde de benzer oyunlar oynanmaya devam edilip, bizi parçalamak için Türk, Pomak, Çingene ayırımına gidilmekte, hatta bu yetmiyormuş gibi, kendilerini Yunan hisseden Pomak veya Çingeneler için dernekler açılmaktadır. Daha da ileri gidilerek bunlar için okullar da istenmektedir. Amaçlarının ne olduğu ortadadır. Sadece Yunanca eğitim verecek okullarda eğitim görecek olan evlâtlarımıza aynen Rodos'ta oynanan oyunun senaryosu sahnelenmektedir. Bu büyük tehlikeyi anlama zamanı geldi geçti bile saygı değer dostlarım. Hala anlamak istemeyenler varsa, çok büyük bir vebalin altına girdiklerini unutmasınlar. Onlar sadece kendilerine ve çocuklarına kötülük yapmış olmuyorlar, sorunların çözümünü engelleyip geciktirmekle de tüm Batı Trakya Müslüman Türklerine ihanet etmiş oluyorlar.

Aziz Kardeşlerim,
Anaokullarına gönderilen yavrularımız sadece Hıristiyan – Yunanlı öğretmenlerden Yunanca eğitim almaları son derece tehlikelidir. Çünkü anadilleri olan Türkçe'yi görmeyen ve taptaze dimağlarına kendi öz kültürleriyle tanışmayan bu yavrularımızın ileriki eğitim – öğretim hayatlarını da çok feci bir şekilde yaralayacaktır. Zaten ilkokullarımızda da durum pek farklı değildir. Türkçeden yoksun öğretmenler tarafından eğitim verilmekte ve böylece çocuklarımız başarısızlığa mahkûm edilmektedir. Bu konuda anne babalara çok büyük görev düşmektedir. Geleceğimizin teminatı olan yavrularımıza milli ve dini hasletleri yerleştirip onları en iyi bir şekilde yetiştirelim. Çünkü yarın öbür gün karşımıza Türk dilini konuşmayan, dinden haberi olmayan bir nesil çıkarsa bunun sorumlusu hem Allah indinde, hem tarih önünde bizler olacağımızı aklımızdan çıkarmayalım.

Kur'an-ı Kerim'de Allah'u Teâlâ mahşerdeki manzarayı gözler önüne sererken; insanların kendi kardeşlerinden, evlâtlarından kaçacağını dile getirmektedir. Bu kaçış, dünyada iken geçici dünya menfaatlerini elde etmek için evlâtlarını kendi öz kültürlerinden yoksun yetiştirip bizzat kendi elleriyle dinsizliğe ittiklerinden dolayı olacağını vurgulamak isterim.

Muhterem Kardeşlerim
Dünyada bütün milletler kendilerine sahip çıkmak için mücadele verip dinlerini, dillerini korurken, evlâtlarını en iyi bir şekilde yetiştirip geleceklerini kurmaya çalışırken, bizlerin gevşemesi neden? Dünyayı biz yöneteceğiz diye düşünen o kötü düşünceli şer güçlerin evlâdımızla, ailemizle, dinimizle alay etmesine nasıl seyirci kalabiliriz? Bu durum onurumuza dokunuyor. Bu nedenle son olarak şunu vurgulamak istiyorum ki; evlâtlarımıza ne olduklarını güzel bir şekilde öğretmeliyiz. Onlara; Avrupa Birliği ülkesi olan Yunanistan vatandaşı olduklarını, vatandaşı oldukları ülkelerine sahip çıkmaları gerektiğini ama Müslüman ve Türk olduğumuzu hiçbir zaman unutmamalarını iyicene belletmemiz lâzımdır. Onlara dinimizi öğretmek, anadilimiz Türkçeyi konuşmak anne – baba olarak üzerimize düşen en büyük bir sorumluluktur. Bu uğurda mücadele etmek hepimizin vazifesi olduğunu hiç bir zaman unutmayalım.

Bu duygularla hepinizin Kurban Bayramını tebrik eder, biz Batı Trakya Müslüman Türk Toplumu, Türk Dünyası ve tüm İslâm Âlemi için hayırlara, bütün insanlık için barış ve huzura vesile olmasını Yüce Mevla'dan niyaz ederim."

Nasıl,Kıbrıs için de ders oluşturmuyor mu bu anlatılanlar?

Dostum gazeteci-yazar Hüseyin Mümtaz işin özünü işaretliyor: "Sözün özü şudur kardeşlerim; Batı Trakya'da oynanan oyunlar, daha önce Rodos'ta oynanmış ve din ile dil ortadan kaldırılınca da bu oyunları büyük ölçüde tutmuştur. Son zamanlarda bizde de benzer oyunlar oynanmaya devam edilip, bizi parçalamak için Türk, Pomak, Çingene ayırımına gidilmekte, hatta bu yetmiyormuş gibi, kendilerini Yunan hisseden Pomak veya Çingeneler için dernekler açılmaktadır. Biz "Kıbrıs, Girit olmasın" diyorduk.. Müftü; "Batı Trakya, Rodos olmasın" diyor..

Biz hep AB havucu ile aldatılan Kıbrıs Türkü, yıllardır zaten AB vatandaşı olan Batı Trakya Türkü'nün hâline bakıp kendini aldatmalarına izin vermesin diyorduk."Tek kimlik-tek egemenlik" diyenlerin toplumu sonra nasıl Türk-Pomak-Çingene diye çeşitli "kültürel zenginliklere" ayrıştırdığını anlatıyor İskeçe Müftüsü..Şimdi,

Bizler burada "Kıbrıs, Girit olmasın" lâfımızı değiştiriyoruz.Böyle giderse en iyi ihtimâlle "Kıbrıs, Batı Trakya olacaktır" diyoruz..


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.