Meydan dava karşıtlarına mı bırakıldı?

Yayın Tarihi: 10/12/08 00:00
okuma süresi: 9 dak.
A- A A+

Meydan dava karşıtlarına mı bırakıldı?

Bayramın son gününde artık ülke gerçeklerine dönmek ve elimizi arı kovanına sokmak zorunda olduğumuzu anlamak durumundayız. Çünkü atı alan Üsküdar'ı geçmek üzere.Ben birkaç gelişmeyi değerlendirip sonuca gelmek istiyorum.Birileri düşünmek ve elimizi taşın altına koymadığımız zamanda nereye gitmekte olduğumuzu sorması gerekmektedir. Bu, ben,sen ve o; biz siz onlarız…Kıbrıs Milli Davamız "Protokol" içinde algılanacak aşamayı aştı.

İlk olay şu: CTP,AKEL'le Derinya'da halvet oldu.Olanları CTP kaynaklarına dayanarak ele alıyoruz.Orada Hristofyas, "KıbrısCumhurbaşkanı- Galanos, Ammogusto Belediye Başkanı, Bölge Papazı ve Çalışma Bakanı " alkışlarla CP-AKEL ortaklık toplantısında sunulmuş. Ama Sayın Soyer,KKTC Başbakanı olarak değil "CTP Genel Başbakanı" olarak anons edilmiş;Oktay Kayalp ise o çok sevdiği AKEL'ci yoldaşları tarafından dışlandı ve GaziMağusa Belediye Başkanı" olarak anons edilmemiş…Sunum böyle olurken Hristofyas'ın yaptığı konuşma da tam bir rezalet. Ha Makarios veya Kipriyanu konuşmuş, ha Hristofyas.Nerede ise "Enosis" çağrıştırıyormuş…

CTP'liler bile hayret ettiler. Oysa onlar hayret etmemeli. Biz gidilecek köyün minaresi olmadığını yazıp söyledik.Atina'da alınan kararları vurguladık.Yol haritasının bu olduğunu işaret ettik.Yoldaşlık "Enosis" yolunda anlam ifade etmez. Size sunulan, CTP'nin AKEL'in cüzü olduğunu ve de Kıbrıs Türk Halkına bırakılan da Rum Cumhuriyeti'ne yama olmayı kabullenmektedir…Gerisi laf-ü güzaf…

&&&

Bu arada bizden kaçırılan ama artık gazete sayfalarına düşen bir tezgâh hakkında yeterince bilgi sahibi olduk. Belli ki Talat ile Ankara'da bir makam arasında gizli anlaşma oldu. Hem Rumu, hem de AB'yi mutlu etmek üzere KKTC'nin tanınması uygun formülle geri alınmaktadır.Büyükelçilik kaldırılmakta ve temsiliyette makam indirimi yapılmaktadır. Tanınmanın göstergesi olarak başta Türkiye olmak üzere "Büyükelçilik" düzeyinde olan ilişkilerimizin "Maslahatgüzar" düzeyine indirilmekte olduğunu Türk medyasından çarpıcı başlıklarla öğreniyoruz. Nedeni ne olursa olsun, bu yolla "Tanınmanın" esas anahtarlarından biri geri çekilmektedir. Artık Elçi atanması ve "İtimatname sunulması" rafa kalkmaktadır.Elbette Ankara'da da "KKTC Büyükelçisi" olmayacak ve yabancı misyon protokol listesinden düşecektir. Bunun arkasında AB olduğu açık.Türkiye artık KKTC'yi tanımamalı,Annan Plânında ortaya konan "Kıbrıs Türk Devleti" yani Rumun eyaleti kabullenilmelidir…Gidiş bu! Duyarlı çevrelere duyurulur.

&&&

Bıçak kemiğe dayanınca Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat Brüksel'e gitti. Çünkü AB Türkiye'ye yüklenmektedir. Bu arada da "1960 Cumhuiyeti'nin ana ortaklarından biri olan Kıbrıs Türk Halkını" yok saymaktadır. Ona ancak Ruma yama olma rolü öngörmektedir. Hal bu olunca M.A.Talat kalkıp Brüksel'e gitti ve AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ve AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn'le görüştü.

KKTC Cumhurbaşkanı Talat, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, ''AB'nin temel ilkelerinden biri olan demokrasiye ihtiyacımızdan dolayı eşit muamele istedik. Anlıyoruz, Kıbrıs Rum kesimi haksız bir şekilde AB üyesi oldu ve bütün Kıbrıs'ı temsil ettiği iddia edilmekte. Ancak Kıbrıs sorunu bağlamında Kıbrıslı Türkler eşit muamele ve kendilerinin de dinlenmesini istemektedir'' dedi.
BM gözetimindeki müzakerelere, çözüme ağır şekilde ihtiyaç duyan Türk tarafının ''angaje olduğunu'' fakat Rum tarafının ''Kıbrıs sorunu bağlamında dünyanın iki tarafa eşit muamele etmemesinin verdiği cesaretle aynı ölçüde istekli görünmediğini'' anlattı.

Değişen birşey oldu mu? Olmadı.Oyun sürüyor. Çünkü Talat orada iken Kıbrıs Türk Milli davamızın karşısında olan bir ekip, AB parası ve dürtüsü ile Brüksel'de idi ve Ruma yama olma görüşünü temsil ediyordu.

Kendisine "Kıbrıs Barış Platformu" ismini uygun gören bu heyet aslında "Teslimiyeti" ve "Ruma yama olmayı" temsil etmektedir. 12 Aralık tarihine kadar Brüksel'i ziyaret ederek,kendi tezlerini ortaya koyacaklar. Platform sözcüsü KTÖS Başkanı Güven Varoğlu'nun yaptığı açıklama şöyleydi:

"Bizler yıllardan beri Kıbrıs Türk toplumunun demokratik, siyasal haklarının kazanılması mücadelesini vererek Kıbrıs'ın yeniden birleştirilmesi, BM şemsiyesi altında federatif bir yapıya kavuşturulması ve Avrupa Birliği'ne bir bütün olarak üye olması amacıyla "Kıbrıs Barış Platformu" adı altında toplanan siyasi parti, sendika ve sivil toplum örgütleri olarak mücadeleyi yükseltme kararlığında olduğumuzu tekrardan vurgularız. Avrupa Parlamentosu'nun resmi davetlisi olan Kıbrıs Barış Platformu heyeti, Brüksel'de bir dizi temasla Kıbrıs sorunundaki görüşlerini Parlamento yetkilileri ile paylaşmaktadır.

Kıbrıs Barış Platformu heyeti, Sayın Talat'ın resmi Türk tezi çerçevesinde yürüttüğü görüşmelerde ortaya koyduğu görüşlerden farklı olarak, Kıbrıs sorununun esas başlıklarını oluşturan "yasama, yürütme ve yargı yetkilerinin paylaşımı", "Toprak ve Mülkiyet", "Türkiye'den getirilip yerleştirilen insanların durumu", "Güvenlik ve garantiler" gibi konulardaki, Kıbrıslı Türklerin gerçek iradesini yansıtan ortak görüşlerini AB ve Avrupa Parlamentosu'ndaki yetkililere aktaracaktır."Sözcü başka bir terbiyesizlik daha yaptı ve şunları ekledi:

"Kıbrıs Barış Platformu adanın kuzeyinde her gün değişmekte olan demografik yapı nedeni ile çözümün gecikmesi Kıbrıslı Türklerin hızla yok oluşunu getirecektir. Bunun için Kıbrıs Sorununun acilen çözülmesi gerekmektedir."

AB Kıbrıs Türk Toplumu(?) çalışma birimi Başkanı Andrew Rasbash tarafından tezgâhlanıp , Cumhurbaşkanı Talat'ın karşısına çıkarılan Heyette YKP, BKP, TDP, KTÖS, KTOEÖS, Tıp-İş,DAÜ-BİR-SEN temsilcileri bulunmaktadır. Bunların AB parası ile seyahet ettiği ve ağırlandıkları açıktır.Amaç CTP'nin temsil ettiği fikirlerin de ötesine taşarak, bir an önce Ruma yama olmaktır. Bunun Brükselde dile getirilmesi görevi dış güçler tarafından bu heyete verilmiştir.

&&&

İşte tam bu sırada AB, Türkiye'ye ve KKTC'ye bir tokat daha çekiyor. Ekipler hazır, Rum ve Yunanlının istekleri doğrultusunda rapor hazır….AB Dışişleri Bakanları'nın 8 Aralık'ta Brüksel'de yaptığı toplantıda Kıbrıs ile ilgili özel kararlar alındı.Söz konusu kararlarda Kıbrıs ile ilgili tüm gelişmelere yer verilmesi ve kullanılan tonun daha da sertleştirilmesi Rumların AB'de işi gücü bırakıp Türkiye ve Kıbrıslı Türkler ile uğraşması şeklinde değerlendiriliyor.

AB Haber olaya el attı ve şunalır yyadı: AB Konseyi'nden üst düzey bir bürokrat ise Kıbrıs ile ilgili son gelişmeler hakkında yaptığı değerlendirmede şunları kaydetti: ''Türkiye'nin AB üyeliğine şimdilik karşı çıkan Fransa,Avusturya, Danimarka, Almanya gibi ülkelerden de destek alan Rumlar, AB kararlarına istedikleri ifadeleri ekletebiliyor.Diğer ülkelerin ise bu gelişmeler umurlarında bile değil. AB'de ezici çoğunluk (üye ülke) kendi derdine düşmüş durumda. AB Dışişleri bakanlarının 8 Aralık'ta kabul ettiği Türkiye paragrafındaki ifadelerin neredeyse yarısı Kıbrıs ile ilgili.Üstelik bunlar zaten Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu Türkiye raporlarında yer alıyor.Rumların bu ifadeleri tümüyle AB Konseyi'nde daha sert uyarılarla tekrar etmesine kimse ses çıkarmıyor.AB'de kimse Rumlara çözüm için neler yapıyorsunuz demiyor. İş böyle olunca AB dayanışması diye maalesef Kıbrıs sorunu giderek AB'yi de saran büyük bir krize doğru yelken açıyor.''

&&&

Dış güçleirn desteğinde dışta ve içteki Ruma yama olma yanlıları da eklenince, durumun rezaleti ortaya çıkar. Bu noktada Milli Güçlerin dağınık,lidersiz,parasız ve desteksiz olduğu görülmektedir.Karşı tarafın AK Parti tarafından da desteklenmesi, Kıbrıs Milli Davamızı olumsuz etkilemeye devam etmektedir…Birilerinin bu tabloya bakıp düşünmesi gerekmektedir.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.