"AB" Kıbrıs Türk Halkının haklarına ne zaman saygı gösterecek?
"AB" Kıbrıs Türk Halkının haklarına ne zaman saygı gösterecek?
Uluslararası Hukuka saygı,İç Hukuku insan haklarına saygı temelinde yeniden yapılandırma, AB hukukunu üye ülkelere uygun formüllerle satabilme, Avrupa Birliği tarafından "Vazgeçilmez İlke" olarak pazarlanmaktadır. Eski sömürgeci devletlerin oluşturduğu "Ülkeler Topluluğu" olmasına karşın, AB yönetimi bu eski sömürgeci lâfına son derece alınmakta ve bunun söz konusu olmadığını öne çıkarma çabası göstermektedir.
Oysa iş AB veya önceden üye kabul edilenlerin çıkarlarına gelince, ortada ne iç, ne de dış hukuk veya AB hukuku kalmamaktadır. Son günlerde Kıbrıs Türk Halkının haklarını çiğneyerek, Türkiye'ye, aba altından sopa göstermek için hazırlanan raporlar bunun aynasıdır.
Sen Uluslararası antlaşmalara bakmadan, Kıbrıs Türk Halkının "Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki iki eşit ortak" konumuna aldırmadan, 1963'den beri Kıbrıs Cumhuriyeti'ni Yunanistan'la birlikte işgâl atlında tutan Kıbrıs Rumunu, tek ve haklı taraf olarak kabul ederek, "AB'ye üye yap", sonra da kalk, bunun Türkiye tarafından kabul edilmesini zorla. Bunu yaparken de Kıbrıs Türk Halkının eşit ortaklık haklarını pas-pas yap AB,bunu zorlayarak kendisinin yaptığı hatayı Türkiye'ye de kabul ettirerek,kirlenen elini yıkayarak, namusunu korumaya çaba harcamaktadır.
Son olarak ortaya konan rapor, AB'nin hâlâ Rum-Yunan yanlısı tutumundan geri dönmediğini, ne kendi hukukuna, ne deKıbrıs Türk Halkının haklarına saygı göstermediğini ortaya koymaktadır.1963'den beri tam 45 yıl, Rum ve Yunanlının işgâlinde olan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin artık bir "Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti" olduğunu görmezden gelerek,Türkiye'nin AB'ye aday ülke olduğuna bakarak, bu hilkat garabetini resmen kabul etmesi için Türkiye'ye ve Kıbrıs Türk Halkına baskı yapmak, hangi AB Hukukuna veya Uluslararası antlaşmaya, iç veya dış hukuka sığar?
Bu da yetmez gibi KKTC'de AB temsilciliği tabelası altında, eski sömürgeci metodları ile Kıbrıs Türk halkı arasına casus sokarak, para akıtarak, arkasında üyesi bile olmayan tabela partilerini ve bazı Sendikaları izaz ve ikrama boğarak, Brüksel'de ağırlayarak, kendi halkının hak ve çıkarlarına karşı kullanmak, AB'nin eski sömürgecilerin kulübü olduğunu göstermez mi? Bunu söylememek için ne gibi nitelik kalır geride? Sömürge döneminde de kendi halkına karşı çıkanlara burs, eğitim olanağı, iş ve ekmek ve hatta sömürge madalyası verilmez miydi? Halkına karşı çıkanlar ödüllendirilmezler miydi? Bunun son örnekleri Güney Afrika'da yaşanmadı mı? Orada da o silâh geri tepmedi mi?
İşte şimdi AB,Kıbrıs'taki Rum yayılmacılığına ,bu yolla adanın Yunanistan'a birleştirilmesi demek olan "Enosis" kavgasına payanda olmuyor mu? Bunu başarmak için ödüncü, teslimiyetci ve mandacı kitleye destek sağlayıp, Kıbrıs Türk Halkının hak ve çıkarlarını savunanları "Milliyetci" oldukları için dışlamak ve işbirlikçiler ile AB yanlısı politikaların başarıya ulaştırılacağını kabul ederek,onları maşa olarak kullanmak AB'ye kazandırmaz kaybettirir. Nefret yaratır. Türkiye'de ve KKTC'de AB karşıtlığının güçlenmesi gibi
Ama gerçek olan şu ki, bugün KKTC'de iktidarı elinde bulunduranlar, "Birleşik Kıbrıs" yaratma hülyâsı ile en az öncekiler kadar Kıbrıs Türk Halkının hak ve çıkarlarını gözetmemektedirler.Bırakınız iktidarı, muhalefet Partileri bile güya "barışçı" görünecekler diye; AB ile sıcak ilişki, Rumla her ne pahasına olursa olsun görüşme uğruna,(dolaylı da olsa) Rum ve Yunanlıya hızmet etmektedirler.Oysa bu politika, hem iktidara hem de muhalefete kaybettirir.
Çıkış yolu Milli Konsey'in Manifestosunda saptanmıştır.Bu adada Türkün hakllarını korumak ve Kıbrıs Türkünün özgür, egemen olarak bu topraklara tırnaklarını geçirmesinin tek yolu, "Devletine" sahip çıkmaktır. "Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin" , Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti ile görüşeceği, sadece sınır ve Uluslararası sağlık sorunları,sınır ticareti,denizde ve havadaki anlaşmazlıklar ve diğer devletler arasında ortaya çıkan sorunları çözmek için olmalıdır. Barış, bugünkü gibi, bu adada iki devletin yanyana yaşamasını kabulden geçer.İçiçe yaşamaya kalkmak demek Kıbrıs Türk Halkının yeniden göçü ve yokolması anlamını taşır ve "Enosis" yolunu açar. Kıbrıs Türk halkı bunu görmeli ve "Şimdi barış ve çözüm; birleşik Kıbrıs" diye koparılan yaygaraya ve AB'den esen Rum-Yunan rüzgarına asla ödün vermemelidir.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.