Ambargo altında kalkınma(5)
Ambargo altında kalkınma(5)
Beş günden beri bu yazıları sürdürmekteyim. Amacım yaşanan gerçekleri ilgi duyanlara aktarmaktır."Geçmişte hiç bir şey yapılmadı" diye başlayıp,Kıbrıs Türkünün bugün ulaştığı noktayı görmezden gelen ve "Ruma yama" olmak için bahane arayanların saçmaladıklarını gözler önüne sermek istedim. BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon'un bile Rum-Yunan lobisinin güdümünde "Ambargo olmadığını" yazıp söylediğine bakarak, "Ambargoların" yok sayılarak uygulanması safhasına gelindiğini dikkatlere getirmek isterim. Çünkü bu eskisinden daha da tehlikelidir. Bu "Normalizasyon" lâfazanlığı altında Kıbrıs Türkünü ambargo altında ezilmesini ve sesini bile çıkarmasına izin verilmemesini getirir.
Genç kuşaklar ise gençliğin verdiği o enerji ile gerçekleri araştırmalı, bulmalı, yaşayanları dinlemeli, medyayı alt üst ederek bu topraklarda nasıl tutunulduğunu okuyup öğrenmelidir. Bugün her konuda Ruma arka çıkan ve haklı bulan bir takım tüfeylilerin arkasında da Rumun ve Rum-Yunan lobisinin bulunduğunu görmeli ve bilmelidir.
AB gerçek bir Hristiyan Kulübüdür.Türkiye'ye yaptığı dayatma bunun kanıtıdır. AB,eski sömürgeciler olarak yeni yayılma politikası saptayarak önce eski Sosyalist ülkelerini, ardından da Balkanları sınırlarına katmakla meşgûldür. Türkiye gibi Avrupanın tarihine gücü ve ekonomisi ile damgasını vuran "Müslüman" bir ülkenin, AB üyesi olmaması için elinden gelen engeli çıkarmaktadır.Bosna ve Arnavutluk müslüman olan öteki sakıncalı(!) iki ülkedir.
Kıbrıs Türkü, Türkiye'nin AB'ye üye yapılmama kararlılığının tokatını yemektedir. Olay, ters yüz edilerek gösterilmektedir. "Kıbrıs (Rum)Cumhutiyeti'ni tanı, AB üyelik yolundaki çalışmaların önünü açayım" diyen AB, aslında yalan söylemektedir. Bununla yasa dışı ve işgâlci "Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti'ni", Kıbrıs kartını kullanarak Türkiye'ye kabul ettirmek istemektedir.Türkiye bunu kabul etse Kıbrıs'ı kaybedecek,Kıbrıs'taki silâhlı Rum ve Yunanlı darbesini kabul edecek,Kıbrıs Türkü egemenlik hakkı başta olmak üzere her türlü hakkını kaybedecektir. Ama yine de Türkiye AB'ye yakın gelecekte üye alınmayacaktır.
Avrupa ve Hristiyan dünyası Türkiye'nin etinden et kesecektir. Şimdilik "Vakıf malları" ile yola devam ediyorlar. Ancak İngiltere başta olmak üzere bazı Avrupa ülkeleri tarafından silâhlanıp Batı Anadolu'ya çıkarılan Yunan askerlerinin yıllarca orada yaptıkları yıkımın hesabını veren yok Nerede ise Vakıf mallarından sonra Ege'deki Yunan hakları diye ortaya çıkacaklar
Tıpkı,Kıbrıs'taki Türk mallarının tapularını Rumlara mal ettikleri; Güney Kıbrıs'taki Türk mallarını harvurup harman savurdukları gibi Ama KKTC topraklarındaki eski Rum malları, Avrupa Mahkemeleri tarafından nerede ise altınla hesaplanarak Türkiye'ye tazminat kesilebilmektedir Maraş, iki büyük Osmanlı Vakfıdır ve bu Vakıf malları, İngiltere ve Rumlar tarafından yağma edilmiştir. (Orams davasına karşılık Maraş açılmalı ve Türk Vakıf Mallarına el konmalı, kullanımı sağlanmalıdır)
Kıbrıs Türkü ambargo kavgası verirken uzaktan ahkâm kesip tek güvencesi ve tek kaynağı olan Anavatanın yolu da kesilmek istenmektedir."Ana bütçe, yavru bütçe" diye ortaya çıkıp Kıbrıs Türkünü tüfeyli göstermeye kalkanların, bu adada, yıllardan beri dökülen emek ve alınterinin hesabını bilmediklerini burada vurgulamak isterim. Olayı dolar hesabından ibaret sayanlar, Kıbrıs Türk Halkının yaşamını her zaman ortaya koyarak bugünlere ulaştığını da teslim etmelidirler. Asgari Ücreti kıyaslayarak, bunun Türkiye'de düşük olduğunu savunarak KKTC'ye suç bulacaklarına,Türkiye'de işçi istismarı yapıldığını, patronların kapalı Pazar ekonomisi ve teşviklerle şişip semirildiklerini,sonra da bu halkın sırtından yaptıkları servete bedel iş yerlerini yabancılara ve hatta Yunanlılara sattıklarını unutmasınlar. Türkiye'de asgari ücret, KKTC'den düşükse ve hatta asgari ücretten biz vergi almazken orada vergi alınıyorsa, bu Türk İş adamlarının ve Yönetminin ayıbıdır.
"KKTC'de asgari ücret 1.065 YTL. Türkiye'yi bir yana bırakıp, bu rakamın AB üyelerinden İspanya ve Malta'nın düzeyinde, Slovenya ve Portekiz'in üstünde, Litvanya, Slovakya, Letonya, Polonya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti'nin 2-3 katı, Bulgaristan ve Romanya'nın ise 8 katı olduğunu belirtmekle yetinelim" diye pazarlananlar gerçekle yakından uzaktan ilgili değildir. Hele Ispanya ile
"KKTC'de kişi başına düşen yıllık gelir 14.765 dolar" diye ortaya konan rakamlar balondur. Topu topu bir yıl,arsalar,tarlalar ona buna satılırken rakamlar alt alta koyup övünenlerin yalanı bugüne sarkıtılmasın. KKTC'de söz konusu rakam 8 bini aşmıyor. Halep orada ise arşın burada...
Ambargo altında kalkınma diyerek kendimize alışkanlık yaratmak istemiyoruz. Bunu söyleyerek bizi yok etmek,bizi bu adadan atmak ve adayı Yunanistan'a bağlamak isteyen Batının, Rum-Yunan işbirlikçisi oyununu reddediyoruz. Karşısına çıkıyoruz. Anavatan Türkiye sayesinde, yatırımlartla, alın terimizle halkımza refahın yolunu açmayı, bizi kabullenen dünya ile ticaret yapmayı, her türlü yolu zorlamayı söylüyoruz.
Dün bunu yaptık ve başardık; bugün de aklı başında iktidarlarla bunu başarabiliriz. Yeter ki KKTC'de iktidar olanlar Ruma yama olmayı ve Ruma teslim olmayı çıkar yol olarak algılamasınlar.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.