Orams davasında bıçak kemiğe dayandı

Yayın Tarihi: 24/12/08 00:00
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Orams davasında bıçak kemiğe dayandı

KKTC Cumhurbaşkanlığı basın sözcüsü Hasan Erçakıca ne derse desin Orams davasında tehlike çanları çalmaktadır. Bıçak kemiğe dayandı. KKTC Cumhurbaşkanı Talat ve ekibi bu konuda hata yaptı. Bunu kabul etmiyorlarsa bu işi bilerek kabul ettiler yargısını yapmak hata olmayacaktır. Bu da şimdi takınacakları tavra bağlıdır.

Köşemi izleyenler,Orams davasındaki son durumu iyi bilirler.Hatta Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti'nde bir ay inceleme-ağırlanma dönemi geçiren ABAD rapörtörü Bayan Kokott'un Türk düşmanı raporunu da iyice okudular.Orada Rum-Yunan yayılmacılığının mühürü vardır.Orada Kıbrıs Türk Halkının Uluslararası antlaşmalardan ve Anayasadan doğan hertürlü haklarının ayaklar altına alınışının kanıtları vardır.

Amaç 1960 Kıbrıs dengelerine rağmen Ruma hak vermek ve adayı Rum egemenliğine vermiş göstermektir.Güneyde Kıbrıs Türk Halkının varolan zenginliğini göz ardı ederek,hatta BM tarafından uygulanan Viyana göçmen mübadele anlaşmasını ve yine KKTC 'yi ve Türk varlığını yok saymaktır. Bunun adı savaşta bükemedikleri kolumuzu Bayan Kokott'u ağırlayarak Mahkeme yoluyla bükmektir.Avrupa bunu tarih boyunca çok yaptı.

Orams davası için yeni bir özet yapayım: Kıbrıslı Rum Meletis Apostolidis'in, KKTC topraklarında Lapta'daki "1974 öncesinde kendisine ait arsa üzerine villa inşa ettikleri" gerekçesiyle İngiliz David-Linda Orams çifti hakkında açtığı davadaki Avrupa Toplulukları Adalet Divanı Savcısı Juliane Kokott, "Kuzey Kıbrıs topraklarıyla ilgili olsa da Kıbrıs(Rum) Cumhuriyeti Yargısındaki kararı diğer AB üyesi ülkelerde tanınmalı ve uygulanmalıdır" şeklinde görüş bildirmiştir. Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti mahkemesinin bir kararla KKTC'de de geçerli sayılması Kuzey'deki yapıyı hukuken korsan durumuna düşürmüş olmaktadır.

ABAD'ın bu yeni kararı vermesi hâlinde artık Kıbrıs için görüşmelere gerek kalmayacaktır. Rum Mahkemesinden benzer kararlar alınarak, KKTC'deki inşaatların yıkılması gündeme gelecek,yanlışlıkla kuzeye geçip Türkün veya yabancının kapısına dayanacak ve Rum Mahkemesinin kararını icraya kalkacak Rumlarla silâhlı mücadeleye kadar varan çatışmalar başlayacaktır. Rumlar masada oyun oynarken mahkeme yoluyla bizi teslim almaya kalkmışlardır. Bunun görülmesi ve karşı önlem alınması kaçınılmazdır.
Rumun koluna girerek sirtaki yapmakla bir yere varılamaz. Bu Birleşik Rum Kıbrıs yaratmaya kadar gider. Sorumluların boynu altında kalır.

Tam bu sırada gelinen bu nokta'da, Türkiye'nin AB üyelik müzakereleri dolaylı olarak Kıbrıs sorunuyla da ilgili kılınmıştır. AB yekilisi Olli Rehn, Kıbrıs Türk Halkının Rumlar ve AB tarafından çiğnenen haklarına aldırmyarak yaptığı açıklamada "Biz baskı yapmak peşinde değiliz. Biz işleri kolaylaştırmaya çalışıyoruz" dedi ve "Kıbrıs'ın normal bir AB üyesi olabilmesi için" adanın birleştirilmesinin ne denli önemli olduğu safsatasını yineledi.

Öteden beri AB'nin yaygaracısı olarak tanınmakta olan İstanbul Bahçeşehir Üniversitesi A B Bölüm Başkanı Cengiz Aktar "Çek Cumhuriyetinin, ardından İsveç'in devralacağı AB dönem başkanlıkları boyunca, eğitim ve kültür veya vergilendirme gibi başlıkların açılabileceğini, daha sonra durdurulacağını" tahmin ediyor.Aktar da ev ödevini yapmış olarak bizi suçladı. Ona göre Kıbrıs meselesi üzerinde yaşanan engel nedeniyle Aralık 2006'dan bu yana sekiz başlık dondurulmuş vaziyette: Türkiye, liman ve hava limanlarını tanımadığı Kıbrıs Cumhuriyetinin gemi ve uçaklarına açmayı reddediyor. AB'nin yirmi yedi üyesinin bu meseleyi 2009 yılında yeniden incelemeye alması bekleniyor.

Beklemekte olan başlıklar arasında Türklerin özellikle açılmasını dilediği stratejik enerji başlığı bulunuyor. Türkiye, bu başlığı AB ile ilişkilerinde bir koz olarak görüyor. Ancak Kıbrıs'ın, petrol ve gaz rezervleri bulunduğu tahmin edilen, kara sularında arama yapma kararı almasıyla birkaç aydan beri durumlar daha da zorlaştı. Türk Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs'ın bu girişimini, adanın iki kesimi arasında hassas müzâkereler sürerken "tehlikeli" olarak nitelendirdi. Kıbrıs Rum Yönetimi, 13 Kasım tarihinden bu yana Norveçli bilim ekiplerinin dört kez "Türk gemileri tarafından taciz edildiklerini" iddia ediyor. Türkiye ise bu iddiaya, "Türk gemilerinin Türk topraklarında kaldığı" açıklamasıyla karşı çıkıyor.

İşte Kıbrıs tablosu;Orams davasından tutup,limanlara kadar süren baskı ile Kıbrıs bir Rum Cumhuriyeti olarak Türkiye'ye ve bizlerE kabul ettirilmek istenmektedir. Bunun adı "Haçlı zihniyetinin hortlamasıdır"...

Marifet bizim burada Lefkoşa'da ne yapacağımız ve ötekilerin de karşıda Ankara'da ne yapacaklarıdır? Bekle-gör ve teslimiyet politikası sadece Kıbrıs'ı kaybettirmiyor,sıra Türkiye'yi parçalamaktadır.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.