20 Temmuz’un önemini ve değerini yeni nesle anlatmalıyız

Yayın Tarihi: 20/07/22 07:00
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

1878’e kadar Kıbrıs’ta başat halk olan Türkler, İngiliz müstemleke döneminde baskılarla göç ettirildi, çeşitli yöntemlerle taşınmaz malları ellerinden alındı, yönetimden dışlandı, fakirleştirildi ve azınlık bir toplum durumuna getirildi.

1960 -1963 Cumhuriyet Dönemi’nde ise, Rumlar örtülü ambargolarla ve Londra -Zurih anlaşmasının uygulanmasını engelleyerek, Türkleri göç ettirmeye ve çökertmeye çalışırdı.

1963’te Rumlar nüfus üstünlüklerine dayanarak, ortaklık yönetimine tek yanlı el koydu. Türkleri yönetimden dışladı. Silahlı saldırılarla, Türkleri karma köylerden göç ettirdi. Adanın yaklaşık %3’lük alanlarında abluka altında yaşamaya mahkum etti.

Bu nedenle 20 Temmuz, Kıbrıs Türk halkı için yok olmaktan kurtuluş ve 1878’den 1974’e kadar yaşanan acıların sona erdiği çok önemli ulusal bir gündür.

Bu tarihi güne ulaşmamız kolay olmadı. Olağanüstü acılar, can ve mal kayıpları ve büyük fedakarlıklarla elde edildi.

1878’de bayrağımızın gönderden indirilerek yerine İngiliz bayrağı çekildiği zaman, atalarımızın ne kadar kahrolduğu ve acı çektiği unutulmamalı.  

Ayni acılarla karşılaşmamak için, anavatanın sınırları dışında bırakıldığımız 1878- 74 dönemini kapsayan, ulusal kurtuluş tarihimiz, mutlaka yeni neslin bilgisine getirilmeli.

Samimi ve yapıcı uyarılara rağmen, bugüne dek ulusal kurtuluş tarihimizin tüm okullarımızda okutulmaması, tarihe mal olacak büyük bir yanlıştır. Birçok kişi gibi ben de bu yanlış nedeniyle, geçmişten günümüze başında Milli sözcüğü bulunan Bakanlıkta görev alan tüm siyasi yetkililerin, büyük sorumluluk altına girdiği görüşündeyim.

Çünkü güneyde, gençlerin Yunan ve Ortodoks ruhu ile yetiştirilmesine büyük özen gösterilmektedir. Rum okullarında hala daha, Türk düşmanlığını körükleyen panolarda yazılı sloganlar vardır. Okullarda müfredat, fanatik Enosis’ci kilisenin güdümünde hazırlanır.

Rum gençlerinin fanatik milliyetçi, bizim ise yeni nesli barışsever(!) kisvesi altında, sözde dünyalı(!) yetiştirmemiz, halen KKTC’de sürdürülen 5.kol faaliyetleri ile, yeni neslin Rumlaştırılması çabalarına yardımcı olmaktadır.

Zaten şimdiden, bazı zayıf halkaların Türk değil, Türkçe konuşan Kıbrıslı olduklarını ileri sürmesi, hatta sayıları az olsa da bazı gençlerin Hristiyan dinini kabul etmesi, boyunlarına haç koyması, bazı iş yerlerine Haç amblemi konulması, yeni neslimizin kökünden koparılması ve Rumlaştırılması faaliyetlerinde oldukça ileriye gidildiğini gösterir.

1963’te ortaklık yönetiminden dışlandıktan sonra, mağdur edilmemize rağmen, Anavatan dışında hiçbir devlet veya kuruluş bize yardım etmedi. Çatışmaları önlemek için adaya getirilen B.M askerleri de, Rumların Türk’leri katletmesini önlemedi.

Türkiye’nin zaman zaman askeri müdahalede bulunacağı uyarısına rağmen, Rum-Yunan ikilisi, 11 yıl Türklerin yaşadığı tüm yerleşim yerlerine saldırmaktan vazgeçmedi.

Rum-Yunan ikilisi 1974’de, nasıl olsa Türkiye’nin müdahale etmeyeceğini ve /veya engelleneceğini düşünerek, Kıbrıs Elen Cumhuriyetini ilan etti. Bundan sonra da İFESTOS planı uyarınca, Girit’te olduğu gibi Türkleri katletmeye başladı.

Fakat bu kez, anavatanda Ecevit ve Erbakan gibi dirayetli ve basiretli seçilmiş yetkililerin iktidarda bulunması, Rum-Yunan ve destekçilerinin tüm planlarının bozulmasına sebep oldu.

20 temmuzda Anavatanın garanti anlaşmasındaki hakkını kullanması sonucu, Kıbrıs Türk halkı soykırımdan kurtarıldı, adanın kuzeyinde özgürleştirilmiş kendine ait bir bölgede yaşama olanağına kavuşturuldu.

Yaşanan dönemde, artık Rum –Yunan –emperyalist üçlüsü ve onların içimizdeki işbirlikçileri yoğun, çok profesyonelce kampanyalarla geçmişteki gerçekleri gizlemekte, yalanlarla saptırmakta, hatta yeniden doğuş günümüz olan 20 Temmuz’u kötülemektedir.

İçimizdeki zayıf halkalar, geçmişteki Rum vahşetinin ve değişmeyen ENOSİS emellerinin dile getirilmesini, barış düşmanlığı gösteriyor. Geçici ekonomik sıkıntıları istismar ederek, devletimizin yaşatılması yerine, Rum’un dayattığı şekildeki federal çözümü savunuyor.

Ülkemizde demokratik hakların yanlış yorumlanması ve ulusal davamıza zarar vermenin suç sayılmamasının istismar edilmesi nedeniyle, Rum ve emperyalistlerin güdümünde halkımızın anavatanından, ulusal kimliğinden koparılması, korumasız bırakılması ve böylece Rum çoğunluğa yamalanarak yok edilmesi için, çok profesyonelce kampanyalar yürütülmektedir.

Geçici maddi çıkarlar, sapık ideolojik saplantılar ve dayanaksız Türkiye fobisi nedeniyle gerçeklerin göz ardı edilmesi ve egemenliğimiz ile anavatanın askeri korumasını dışlayan bir çözümü kabul etmemiz durumunda, Giritli soydaşlarımızın kaderini paylaşacağız.

Kıbrıs Türk halkının, halen sürdürülmekte olan yoğun ve çok profesyonelce beyin yıkanma ve 5.Kol faaliyetleriyle içeriden çökertilmemesi için, 1878-1974 dönemini kapsayan ulusal kurtuluş tarihimiz yeni nesilden gizlenmemeli ve tüm okullarda mecburi ders olarak okutulmalıdır. Ulusal kurtuluş tarihimizin Üniversitelerde de mecburi ders olarak okutulması, yabancı öğrenciler tarafından bilinmesi bakımından yararlı olacak.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Dr. Orhan AYDENİZ yazıları