Sen bir biyoelektrik kuantum bilgisayarsın!
“İnsanlar arasında iyilikten başka hiçbir üstünlük kabul etmem. Karakterin olmadığı yerde ne büyük sanatçı ne de büyük mücadele adamı vardır. Orada var olan, zamanın yok ettiği, içleri boş yaratıklardır. Bütün mesele, büyük görünmek değil, gerçekten büyük olmaktır” sözünün sahibi Beethoven, Ayışığı Sonatı’nı (Moonlight Sonata), görme engelli bir kızın, “Ben hiç ayışığı görmedim, bana ayışığını anlatır mısınız?” demesi üzerine piyanonun başına geçip, doğaçlama olarak bestelemiştir. Beethoven davranışı ile bizlere, hayatı kendimizden başkaları için de güzelleştirdiğimiz, iyileştirdiğimiz kadar insanız gerçeğini yüzümüze çarpmaktadır aslında.
Bizler insanoğlu olarak, kendimizi beğenmişliğimizi fark etmeden ve bunun bizleri yetersizliğe sürüklediğini görmezden gelerek üzerinde yaşadığımız ve adil paylaşamadığımız, 5 Milyar yaşında olduğu tahmin edilen, şu an için üzerinde yaşam olduğu bilinen tek gezegen olan; Dünyamız kendi ekseni etrafında yaklaşık 1.670 km/saat hızla dönüyor. Dünyamız, Güneşin etrafında yaklaşık 108.000 km/saat hızla dönüyor. Güneş, içinde bulunduğumuz Saman Yolu Galaksisinin etrafında yaklaşık 900.000 km/saat hızla dönüyor. Samanyolu Galaksimiz de kendisiyle birlikte Yerel Galaksi Kümesini oluşturan diğer galaksilerle birlikte, 150 milyon ışık yılı uzağımızdaki bir süper galaksi kümesine doğru yaklaşık 3.000.000 km/saat hızla düşüyor.
Bilim insanlarının yaptıkları değerlendirmeler, sadece bizim galaksimizde yani Samanyolu Galaksisi’nde Dünya ile yakın boylarda 17 milyar gezegen olabileceğini ve bu gezegenlerin yaşam olasılığı barındırdığını göstermektedir. Henüz Evrende kaç adet galaksi var sorusunun kesin bir cevabı bulunmamakla beraber, bilim insanları genellikle 300 ile 500 milyar arasında bir rakam belirtmektedirler. Ancak bu rakamları belirten bilim insanları tahminlerini Samanyolu gibi büyük sayılabilecek galaksiler üzerinden yapmaktadır. Eğer bu rakamların üzerine "cüce galaksi" olarak adlandırılan galaksilerin de sayısını eklersek, yaklaşık 6 ile 8 trilyon arası galaksi rakamına ulaşılabileceğimiz öngörülüyor. Ancak bu bilgiler günümüzde henüz kesinlik kazanmış değil. Ayrıca her geçen gün rakamlarla ilgili tahminler güncellenmektedir. Bu rakamı evrenin tümüne yaydığımız zaman karşımıza hayal edemeyeceğimiz kadar çok gezegen sayısı çıkmaktadır.
Makrokozmos’taki bu muhteşem denge insanoğlunun 5 milyar yaşında olduğu tahmin edilen gezegenimizde hayatlarımızı sürdürebilmek için devam ediyor.
Mikrokozmos’taki dengeyi görebilmek için bir insan hücresine mikroskop altında baktığımızda ise, ilahi matematikle çalışan bir biyoelektrik kuantum bilgisayar görürüz.
Biyoelektrik, canlı organizmaların (hücreler, dokular ve organlar) iyon hareketleri sonucu ürettiği, sinir iletimi, kas kasılması ve kalp atışı gibi hayati süreçleri yöneten doğal elektrik potansiyelleri ve akımlarıdır.
Kuantum bilgisayarlar, atom altı parçacıkların davranışlarını (süperpozisyon ve dolanıklık) kullanarak, geleneksel bilgisayarların (bit: 0 veya 1) aksine kübitler (0 ve 1 aynı anda) ile çalışan, muazzam işlem gücüne sahip yeni nesil bilgisayarlardır.
Elektrikle çalışıyoruz. Nöronlarımız -70 mili volt ile ateşleniyor. Kalbimiz 1 metre uzaktan algılanabilen elektromanyetik alanlar üretiyor. Mitokondrilerimiz elektron transfer zincirleri yoluyla ATP üretiyor—kelimenin tam anlamıyla biyoelektrik, saniyede 400 milyar bit bilgi işleyen 37 trilyon hücreye güç sağlıyor.
DNA'mız sadece genetik kod değil—kristal bir anten. Rus araştırmacılar, DNA'nın kelimeler ve frekanslarla yeniden programlanabileceğini buldu. Epigenetik, düşüncelerin ve çevrenin DNA dizisini değiştirmeden genetik ifadeyi değiştirdiğini kanıtlıyor. Kendimizi sürekli olarak yeniden programlıyoruz.
Kuantum biyolojisi, vücudumuzun klasik fiziğin ötesinde çalıştığını ortaya koyuyor. Hücresel solunum sırasında elektronlar bariyerlerden tünel geçişi yapıyor. Enzimler reaksiyonları hızlandırmak için kuantum mekaniğini kullanıyor. Koku alma duygumuz, kuantum etkileri yoluyla moleküler titreşimleri algılayabilir. Her nefes, trilyonlarca hücrede ardı ardına kuantum olayları yaratır.
Fiziksel durumunuz bilincimizi belirler. Kronik iltihaplanma bilişsel işlevleri bulanıklaştırır. Dehidratasyon karar verme yeteneğimizi bozar. Bağırsak bakterileri vagus siniri yoluyla ruh halimizi etkiler. Zayıf mitokondriyal fonksiyon hücresel enerjiyi azaltarak gerçekliği işleme kapasitemizi sınırlar. Vagus sinirimiz, beyin sapından başlayıp boyun üzerinden göğüs ve karın bölgesine kadar uzanan, vücudun en uzun ve en kompleks parasempatik sinir ağıdır. Kalp atış hızı, sindirim, solunum ve bağışıklık sistemi gibi istemsiz (otonom) fonksiyonları düzenleyerek vücudun "dinlen ve sindir" (sakinleşme) tepkisini yönetir.
Optimal biyoloji, optimal algı yaratır. Hücreler en yüksek biyoelektrik verimlilikte çalıştığında, daha yüksek bilişsel durumlara, daha keskin farkındalığa ve daha iyi sezgiye erişiriz.
Vücudumuzu, olduğu gibi bir kuantum hesaplama kabı gibi ele alın. Kabımızı nasıl kullandığımız, hangi zaman çizgisini deneyimleyeceğimizi belirler.
Bir iple intihar da edebiliriz, salıncak da kurabiliriz. Hayatın ipleri insanoğlunun elinde!
Seçim bizlerin.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.