BİRAZ AYDINLIK

Mert MAPOLAR, C.Ht.
mertmapolar@gmail.com
Mert MAPOLAR, C.Ht.

Basın bir ülkenin aynasıdır, sağlığıdır!

Yayın Tarihi: 05/03/21 07:00
okuma süresi: 10 dak.
A- A A+

Basın özgürlüğü; hükûmetlerin sansürü olmaksızın haber yapma ya da görüşleri yayma hakkıdır. Basın özgürlüğü, yazılı ve / veya elektronik medya dahil olmak üzere çeşitli platformlarda iletişim ve ifade özgürlüğünün özgürce kullanılma hakkı olarak görülmesi ilkesidir. Herkesin bilgi edinme özgürlüğü vardır ve bu konu Birleşmiş Milletler'in 1948 İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde de geçmektedir...

Özgür bir basın, hükûmet ile halk arasındaki en büyük tercümanlardan biri olarak yer alması gereken bir olgudur... Dolayısıyla, dünyada "Basın özgürlüğü" ifadesi , devletin veya diğer herhangi bir kamu otoritesinin müdahalesi olmaksızın, haber yapma ve yayınlama hakkı anlamına gelmektedir...

Uluslararası bir kuruluş olan, 180 ülke ve bölgedeki gazetecilere sunulan özgürlüğün derecesini ölçümleyen, kar amacı gütmeyen, sivil toplum örgütü "RSF - Reporters Without Borders" tarafından yapılan anket çalışmaları ile düzenli olarak dünya çapında yapılan çalışmalarla, elde edilen bilgiler biraraya getirilerek, nitel analizlerle değerlendirmeler yapılarak, gazetecilere yönelik her türlü hakaret, taciz ve şiddet eylemlerine ilişkin nicel veriler birleştirilerek dünya kamuoyuna rapor halinde açıklanıyor... Dünyanın çok ciddi bir şekilde takip ettiği, dikkat ettiği konulardır, "basın özgürlüğü" ve "basına baskı, hakaret" konuları... Bu konular hayati derecede önemlidir ve "basın" bir ülkenin aynasıdır, sağlığıdır!

Basın özgürlüğü, Amerika Birleşik Devletleri'nde gazetecilere hükûmet kontrolü olmaksızın istedikleri her şeyi haber için yapılan bir hak olarak tanımlanıyor. Bir gazetecinin Cumhurbaşkanı'nı eleştiren herhangi bir soru sorma hakkı, eleştiren makale yazma hakkı, basın özgürlüğüne en iyi örnekleridir... 2020 Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye 180 ülke arasında 154. sırada, Avrupa’da son sırada yer alırken, KKTC de “Kuzey Kıbrıs” olarak 77. sırada ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi de 27. sırada yer alıyor... Dünyada en çok basın özgürlüğüne sahip ilk on ülke sırasıyla: Norveç, Finlandiya, Danimarka, İsveç, Hollanda, Jamaika, Kosta Rika, İsviçre, Yeni Zelanda ve Portekiz'dir...

Unutmayınız! Kânunlar tek başına ifade özgürlüğünü güvence altına alamaz; Her insanın görüşlerini cezasız sunması için tüm toplumda hoşgörü ruhu olmalıdır... Eğitimin en yüksek sonucu, hoşgörüdür...

Son zamanlarda ülkemizde ortaya çıkan gazetecilere ve gazeteciliğe karşı baskılar ve hakarete varan eleştiri ve ifadeler Kıbrıs Türk halkına maalesef yakışmıyor! Çok zor şartlarda ülkemizde gazetecilik mesleğini icra eden basın emekçilerine karşı daha anlayışlı olmak zorundayız...

İnsanlığın kurtuluşunu sağlayacak en büyük erdem, toleranstır!

Hepimizin hataları ve eksiklikleri var; gelin, karşılıklı olarak birbirimizin hata ve eksiklerini hoş görelim; çünkü insanlığın ilk yasası budur. Hoşgörü, ortada suç olmadıkça düşünceleri için kimseyi cezalandırmamaktır!

KKTC'de Son zamanlarda gazeteciler, nereye taşınmak isteniyor? Baskı ve hakaretle gazetecilik kontrol altına mı alınmaya çalışılıyor? Sansürün gölgesinde gazetecilik yapılması için zemin mi hazırlanıyor? Gazetecilere bazı güçler tarafından gözdağı mı verilmeye çalışılıyor? Neden geçtiğimiz günlerde gazetecilere, gazeteci örgütlerine ve medya kuruluşlarına yönelik sözlü saldırılar artmıştır? Şimdi toplum olarak, halk olarak basın emekçileri ile birlikte olma zamanı... Şimdi toplum olarak, halk olarak basın emekçilerine destek gösterme, sahip çıkma zamanı...

Çeşitli medya ve gazetecilere yönelik eleştiri ve aşağılayıcı yorumlar, toplumda çok ciddi bir güven sorununu ortaya çıkarabilir, tahmin edemeyeceğiniz kadar çok toplumsal sorunları da beraberinde getirebilir! Bu nedenle kesinlikle bu yönde prim kazanma yoluna hiç kimsenin gitmemesi gerekiyor! Bu konu tırmanmaya devam ederse çok vahim sonuçları da beraberinde getireceği kesindir... Gazeteciler üzerinde baskı yaratmaya çalışmak, her zaman ters tepkiye neden olur ve toplumsal birliği ve bütünlüğü bozar, ülkeyi zayıflatır! İçte ve dışta zayıf bir ülke olursunuz...

KKTC'de pandemi salgını süresince, ekonomik sorunlar bir yana, basın emekçileri ve basın kuruluşları canı pahasına Kıbrıs Türk halkına en sağlıklı ve doğru haberi ulaştırmak için, meydanlara çıkarak, özveriyle görevini sürdürmekte ve bu insanlara vereceğiniz mükafat, baskılar ve hakaretler olmamalıdır... Unutmayınız ki pandemi sürecinde, dünya çapında 600'den fazla gazeteci yaşamını yitirdi ve yaşamını yitirmeye devam ediyor...

İçinde bulunduğumuz pandemi sürecinde oldukça fazla sektör etkilendi ama en büyük zorluk, salgın ile ilgili haberler de dahil olmak üzere her türlü haberi halkımıza gecikmeden ulaştırmaya çalışan gazeteciler yaşadı. Basın, küresel ölçekte aktif olarak çalışmaya ve COVID-19 sürecinin tüm içeriklerini evlerimizde bizlere ulaştırmaya çalışmışlardır... Ve zorluklara rağmen, ulaştırmaya da devam ediyorlar... Dolayısıyla bu süreçte gazetecilerin rolü de sağlık çalışanları kadar, polis kadar kıymetli ve değerlidir... Bunun farkındalığına bu toplumun her bir bireyi olarak varmamız gerekiyor...

COVID-19 ile birlikte dünyada basın sektörü zorluklarla karşılaşmış ve bu dönemde dünyada birçok medya kuruluşu kapanmış ve gazeteciler işsiz kalmıştır... Basının ayakta kalabilmesi için gelir kaynaklarının kesintiye uğramaması gerekiyor. Yaşanılan sektörel sorunlara rağmen basın emekçileri her konuda kamuoyuna haber vermeye devam ediyor, bu da gazetecilerin temel görev ve sorumluluklarını hiçbir zaman unutmadığı anlamına geliyor. Bu dönemde basın - yayın kuruluşlarının kredi ve teşviklerle desteklenmesi kaçınılmaz hale gelmişken, basın emekçilerinin hiç de gereği olmayan, seviyesiz hakaret ve çeşitli baskılara maruz kalması hak edilmeyen bir durumdur...

Bu ülkenin yetiştirdiği saygın ve duayen gazetecileri vardır. Merhum gazeteci - yazar, Hikmet Afif Mapolar'da bunlardan biriydi. Mapolar'ın torunu olarak gazetecilik mesleğinin ne kadar ağır ve fedakârlık isteyen, zor bir meslek olduğunu çok iyi bilenlerdenim... Hiç kimse kusura bakmasın ama son günlerde basın emekçilerine yönelik her ne amaçla olursa olsun ortaya konan, tutum ve davranışları hiçbir basın emekçisi hak etmiyor... Gazetecilere, kişilere ve kuruluşlara hakaret etmek ve eleştirinin ötesinde aşağılayıcı sözler kullanmak sadece ülkemizde değil, dünyada kabul edilir bir durum değildir. Medya kuruluşları, kamuoyunu bilgilendirme ve gerçekleri objektif bir şekilde aktarma yükümlülüğüne sahip kuruluşlardır ve kesinlikle bu sınırlarının dışına çıkmamalıdırlar. Basın emekçileri hedef gösterilerek, oyunlara alet edilmemelidir. Bu oldukça tehlikeli ve çok farklı toplumsal sorunları ortaya çıkarabilir…

Basın hürriyeti kalkarsa vicdan, eğitim, konuşma hürriyetleri de kalktığını bilin...

Unutmayınız! Basına sansür, toplumun kendine olan güvensizliğini ve otoriter bir rejimin özelliğini yansıtır...

İfade özgürlüğü açık bir toplumun işaretidir!

Herhangi bir şeye sansür uygulamak, herhangi bir şeyi yasaklamak, bunun uzun süre akıllarda kalmasını sağlar ve daha tehlikeli sonuçlar yaratır...

Siz siz olun insanları sansürle değil, "bilgi" yoluyla değiştirin...

Sansür, baskı ve hakaret gerçekleri kendilerinden ve diğerlerinden gizleme ihtiyacı duyanların aracıdır. Bu kişilerin gerçek korkuları, gerçek olanla yüzleşememeleridir çünkü, bu korkular onlara kendi zayıflıklarını hatırlatır!

Unutmayınız özgürlükler yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır! İnsanlık hâlâ yapabiliyorken, tüm yanlışlara karşı şimdi tavır almak için harekete geçmelidir, geçmezse işte o zaman belki çocuklarınız belki de torunlarınız gelecekte çok daha riskli ve çok daha zor olacak bir zamanda bunlarla daha fazla mücadele etmek zorunda kalacak...

Bazen insanlara farkına varmadan çok uzun zamandır kötü davranıyorsunuzdur... Zor olduğunu düşündüğünüz insanlara biraz sevgi göstermek, onlar için yapabileceğiniz en büyük şey olabilir. Herkes sadece sevilmek ister. Sevgi ve nezaket yayın. Örnek olun onlara... Yaptığınız iş zor olabilir, yükünüz ağır olabilir... Biraz daha hoşgörülü olmayı deneyin...

Yaşayan bir nezaket örneği olarak, toplumumuzda bir şefkat bir hoşgörü hareketi başlatın...

Örnek olun ve yaşam için yeni bir yol açın...

Yaşamsal ve mesleki zorlukları, stratejilerinize yeniden odaklanmak ve yeni ufuklar açmak için yeni bir fırsat olarak değerlendirin...

Basın özgürlüğü, basın özgürlüğü sahipleriyle sınırlıdır...

Deneyimden öğrenmeyiz... Deneyimler üzerine düşünerek öğrenebiliriz...

Gazetecilere ve basın emekçilerine karşı biraz daha hoşgörülü olalım...

Basın bir ülkenin aynasıdır, sağlığıdır!

Biz Kıbrıs Türk toplumu olarak hepimiz tek kanatlı melekleriz ancak birbirimize sarılırsak uçabiliriz!

Untmayınız! Bir ulus sımsıkı birbirine bağlı olmayı bildikçe, yeryüzünde onu dağıtabilecek bir güç asla düşünülemez!

Kalbinize açılan pencereyi açın... İçinizde tuttuğunuz tüm sıcak, gerçek sevgiyi salıverin, böylece başkaları üzerinde parlayabilir ve karanlığı paramparça edebilirsiniz...

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Mert MAPOLAR, C.Ht. yazıları