BİRAZ AYDINLIK

Mert MAPOLAR, C.Ht.
mertmapolar@gmail.com
Mert MAPOLAR, C.Ht.

Diziler bizi yönetiyor, farkında mısınız?

Yayın Tarihi: 09/04/21 07:00
okuma süresi: 11 dak.
A- A A+

Televizyon; aydınlatmak ve eğlendirmek için vardır. Doğrudan (haberler ve güncel olaylar aracılığıyla) veya dolaylı olarak (filimler veya diziler yoluyla) hayatımıza bir ayna tutar ve kendimizden farklı dünyalara girerek varlığımızdan kaçmamızı sağlar...

Televizyon dizileri ise; televizyon yayını için oluşturulmuş veya uyarlanmış, ortak bir başlığı olan, genellikle birbirleriyle veya başka bir şekilde ilgili olan bir grup program olarak tanımlayabiliriz... Televizyon dizileri önceden belirlenmiş sayıdaki bölümlerle değil, genellikle açık uçlu olarak yaratılır, ölçümlenerek, bireylerin hatta toplumların tepkisine ve etkisine göre şekillendirilir...

Dünya tarihinin çeşitli dönemlerinde ve halen günümüzde, çeşitli korkulardan kaynaklanan çok farklı nedenlerden dolayı ülkeler, en üst düzeylerde psikolojik araştırmalara giderek, etik olmayan deneylerle, "beyin yıkama" (brainwashing) diye bir kavram ortaya çıkarmıştır. Bu kavram; "zorlayıcı ikna", "düşünce kontrolü", "düşünce reformu" olarak da bilinmektedir... Günümüzde, insan zihnin belirli psikolojik tekniklerle değiştirilebileceği veya kontrol edilebileceği yönünde çok önemli bilimsel tespitler vardır.

Amaç;

  1. Yeni, istenmeyen düşünce ve fikirlerin zihinlere girmesine izin vermek.
  2. Tutum, değer, inanç ile bireysel ve kolektif düşünce algısını, kimliğini hatta toplumsal hafızayı değiştirmek.

Tarihte, "Beyin yıkama" terimi ilk kez 1950 yılında gazeteci Edward Hunter tarafından açıklanarak, dünyada bazı ülkelerin bunu nasıl çok etkili korkunç bir silah olarak kullandığı kamuoyuna anlatılmıştır...

Zihin kontrolü ve beyin yıkama günümüzde popüler kültürde özellikle filimlerde ve çoğunlukla TV dizilerinde açıkça veya dolaylı olarak kullanıldığına yönelik bilim insanlarının önemli tespitleri vardır... Unutmayınız! Beyin bir bilgisayardır, organik bir bilgisayardır. Diğerleri gibi ele geçirilebilir ve yönlendirilebilir... Bilinçaltı davranış bilimci ve konunun bir uzmanı olarak bu konudaki bilimsel güncel bilgileri sizlere en basit şekliyle farkındalık yaratmak için paylaşıyorum...

Öncelikle üzerinde düşünmeniz gereken konu, bir dizinin popülaritesi, o ülkenin seyircisinin değerlerine uyumlu olsa da, ekrandaki karakterlerin kimlik sorunları ile izleyicilerin kimlik sorunlarının nasıl algılandıkları ve etkileşim halinde olduklarına odaklanarak, bilişsel değerlendirmeler yapmanız halinde, kafanızdaki birçok sorunun da cevabını bulmuş olacağınızı bilmenizi isterim...

İronik olarak, dizilerdeki kilit özelliklerden biri, benliğin bir kolektife dönüştürme gücünün olmasıdır. Kurgusal hikâyeler bu doğrultuda düzenlenerek, işaretçiler, tetikleyiciler belirlenerek, nasıl düşüneceğiniz, nasıl algılayacağınız, konuşma metinleri ile görüntülere direkt ve dolaylı olarak filimlerin ve dizilerin içerisine yayarak aktarılıyor... Her şey özel tekniklerle, titizlikle hazırlanarak, karşınıza çıkarılıyor... Bazen bunları bilinçli zihniniz fark ediyor, çoğu zaman da siz bunları bilinçli olarak farketmeden, bilinçaltı zihninizde işlenmeye ve kodlanmaya devam ediyor... Ta ki istenilen bireysel düşünmeden, kolektif düşünmeye dönüşünceye kadar bu eylemlere sistematik olarak devam ediliyor... Bu nedenle bazı dizilerin bölüm sayıları daha fazla, bazılarının ise daha azdır… Kolektif faaliyetin bir sonucu olarak istenilen insan düşüncesinin çerçeveleri, siz isteseniz de istemeseniz de bilinçaltı zihninizde tanımlanmış oluyor... İşte dizilerin artışının ve kopamamanızın en büyük nedeni bu, kimyasal olarak beyinde bağımlılık yapıyor ve kontrolü ele geçiriyor... Ve artık hiç farketmeden, ve hiç farketmediğiniz bir zamanda orada gördüğünüz karakterler gibi düşünmeye, davranmaya hatta onlar gibi giyinmeye başlıyorsunuz, özdeşleşiyorsunuz ve parasosyal etkileşim ile kendinize, gün geliyor şu soruyu soruyorsunuz; "bu kişi gerçekten ben miyim?"

Bunun sonuçları sadece bu kadarla kalmıyor! Artık, sosyal ilişkiler de tehlikeye girmeye başlıyor... Sadakattan bile vazgeçebiliyorsunuz... Arkadaşlarınıza ve sevdiklerinize ihanet edebiliyor, kendinizi uygunsuz davranışlar içerisinde bulabiliyorsunuz... Karakterler ve kurgusal temsiller ile başlayan, karakterlerin, zihninizi ele geçirmesiyle gelişen süreçte yaşanılanların çoğunun farkında olamıyorsunuz, çünkü o sırada farkındalığınız, odaklanmanız ve konsantrasyonunuz istenilen noktaya çekilmiştir. Yani onların istediği noktaya ve istenilen dönüştürme işlemi başlanmıştır siz hiç farketmeden, haberiniz olmadan...

Zihin kontrolünü görmenin bir yolu da, politik bağlamın ifadeleri olarak toplum, kitle iletişim araçlarında zihin kontrolü ve beyin yıkama tasvirleri yoluyla bazı politik ve sosyal korkuların sergilemesidir!

Çoğu zaman kontrol edilmek istenen bireylerin davranışını etkilemek için manipüle edilen gerçek ve yapay anılar birlikte oluşturularak karşınıza çıkarılıyor... Bilinçaltı zihniniz bunun farkını algılayamaz ve tümünü sorgulamadan gerçek olarak kabul ediyor...

Günümüzde zihin kontrolü, zihin oyunu ve beyin yıkama temsilleri artırılarak, genişleterek, derinleştirilerek ve yaygınlaştırılarak özellikle iletişim araçlarında, popüler olduğundan, dizi filmlerinde, daha fazla kullanılma yoluna gidildiğini bilim kabul ediyor... Tabii tüm bunlar, paralelinde korkuyu, ötekileştirmeyi, olumsuz benlik duygularını, paranoya yükselten, çok önemli psikolojik unsurları içeren, temalı materyaller olduğundan, insanlığa ve toplumlara etkileri her yönden çok daha fazla, hatta bazen de yıkıcı olabiliyor...

Unutulmaması gereken bir başka nokta, zihin kontrolü yöntemlerinin nedenleri ve etkiliği hakkında bilimsel çalışmalarda ortaya çıkan sonuçta, üst akıllar, zayıf iradeye sahip toplumlarda düşünce ile iradeyi yok eden, sosyal ve psikolojik teknikli zihin kontrolünün daha sık, yoğun uyguladığı ve kontrole yönelik sistematik bir manipülasyon yönetildiği üzerinde durulmaktadır...

Bir başka önemli nokta ise dizilerin, insanların saldırganlığını, şiddet, kaygı, depresyon ve yalnızlığını artırabildiği, düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını olumsuz yönde etkileyebildiği yönünde çok önemli bilimsel tespitlerin olmasıdır...

Tüm bunların etkisini ancak, TV karşısında izlenecek programlarda seçici olmak ve bunun için harcanacak zamanı, sınırlandırma ile kontrol altına alarak, etkisini azaltabilirsiniz. Unutmayınız bunları seyir ettiğiniz sürece etkisini tamamen ortadan kaldıramazsınız! İzleyip, izlememenin, neyi izleyip neyi izlememenin, bunun için geçireceğiniz sürenin kontrolü, kişisel olarak tamamen sizin elinizdedir!

Sürekli dizi izlemenin beynimiz üzerine olumsuz etkileri olduğu kesindir! En sevdiğiniz dizinin bölümlerini sürekli izlerken, beyniniz sürekli olarak dopamin üretir ve vücudunuz uyuşturucuya benzer bir etki artışı yaşar. Vücudunuz zevke karşı, ayrımcılık yapmaz. Maddeye bağımlı hale geldiği gibi, sürekli olarak dopamin üreten herhangi bir aktiviteye yani dizilere de bağımlı hale gelebiliyorsunuz... Unutmayınız! İnsanlardan koptuğunuzda ve insan bağlantısı pahasına TV'ye aşırı bağlanmanın sonucunda, kendinizi "duygusal olarak açlıktan ölmeye" terk etmiş oluyorsunuz!

İşte TV dizilerinin yaratmış olduğu etki bir tür "bağımlılık" etkisidir! Bu etki ile birlikte aynı anda, "beyin yıkama" (brainwashing) uygulaması başlıyor ve üst akıl sizi, istenilen şekle dönüştürüyor. Çoğu zaman bunun farkına bile varamıyorsunuz! Nedeni de, bir dizinin bölümlerini izledikten sonra kendinizi iyi hissettiğinizi sanmanızdır çünkü beyninizde birtakım kimyasal salgı başlıyor... Kontrol size değil onlara geçiyor... Genellikle birinci bölümden sonra bu daha fazla salgılanmaya başlıyor... Beyniniz daha fazla dopamin üreterek, vücuda, bu aktiviteye devam eden katılımı güçlendiren doğal, içsel bir haz ödülü vererek, vücuda sinyal iletiyor... Kendinizi daha iyi hissettiğinize, bunu izlemeye devam etmenize yönelik bir etkileşim başlıyor... En sevdiğiniz dizileri izlerken beyniniz sürekli olarak dopamin üretiyor ve vücudunuz uyuşturucuya benzer bir etki yaratarak, dopamin için istek geliştirdiğinizden dolayı dizilerle sahte bir bağımlılık yaşıyorsunuz... İşte bunlar siz dizi izlerken fark etmediğiniz beyninizdeki kimyasal değişimler... Ama bu etkiyi birileri biliyor ve bunu kendi çıkarları doğrultusunda kullanabiliyor!

Asla unutmayınız! Bir kez daha tekrar ediyor ve vurguluyorum! Üst akıllar, zayıf iradeye sahip toplumlarda düşünce ile iradeyi yok eden sosyal ve psikolojik teknikli zihin kontrolünün daha sık, yoğun uyguluyorlar ve kontrol altına almaya yönelik sistematik manipülasyonları farklı yöntemlerle yönetiyorlar...

Televizyon, doğası gereği üstün bir ilaçtır! İçeriğin kontrolü, içeriğin tekdüzeliği, içeriğin tekrarlanabilirliği, içeriği kaçınılmaz olarak bir dönüştürme, beyin yıkama ve manipülasyon aracı haline getirebiliyor!

Unutmayınız! Beyin yıkamanın ne olduğunu anlayana kadar yeni bir bakışısı asla geliştiremezsiniz!

Pek çok duygusal istismar türü vardır, ancak çoğu, başka bir kişiyi kontrol etmek veya boyun eğdirmek amacıyla yapılır... Duygusal istismar, kurbanın özgüvenini, benlik duygusunu, algılarına olan güvenini ve benlik kavramını sistematik olarak yıpratması bakımından TV, beyin yıkama yönünden en önemli ve en etkili araçtır!

Kıbrıs Türk toplumu olarak da beyin yıkama ve radikalleşmenin tüm farklı biçimlerinin farkında olmamız gereken hayati derecede önemli bir dönemdeyiz... Toplum olarak yönlendirilmiş davranış ve düşünce değişiklikleri konusundaki tuzaklara ve oyunlara asla gelmeyiniz! Dikkatli olunuz!

Konunun önde gelen Kıbrıslı Türk uzmanı olarak hayati derecede önemli olan bu meseleye dikkatinizi çekerek uyarılarda bulunmak, farkındalık oluşturmak, bireysel ve toplumsal iradeyi güçlendirmeye katkı sağlayacaktır. Bu bilinçle sizler de bu iradeye güç katın, güç olun...

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Kuzey Kibrisli09/04/21 09:43
Sn. Mapolar, bugün kaleme almış olduğunuz konu çok önemli. Sizin ifadeniz ile konunun uzmanı bir yazarsınız. Oldukça bilgilendirici ve aynı zamanda aydınlatıcı bir metin sundunuz. Onyıllardır bu işin yaratıcıları ve geliştiricileri bunu tüm dünya üzerinde sinsice uygulayıp acımasız sonuçlarınının keyfini sürerken sizin yazınızın zamanlamasını çok dikkat çekici bulduğumu belirtmek isterim! Yani neden daha önce okuyucuları bu konuda bilgilendirmek ve uyarmak ihtiyacı hissetmediniz da şimdi böyle bir yazı yayımlamak ihtiyacı duydunuz? Daha açık konuşayım insanları özellikle de gençleri ve dolayısı ile toplumu olumsuz etkileyecek sayısız film, dizi ve yayın varken keşke bu yazıyı daha önceden kaleme alıp insanları bilgilendirseydiniz! Neden şimdi? Bu konunun uzmanı değilim ama yabancı kaynaklara ve yayınlara ulaşmak günümüzde artık çok daha kolay. Yani anlayacağınız bu konu kulağıma yıllar öncesinden biraz kar suyu kaçırmıştır. O yüzden bakış açım değişmiş ve yazınızın zamanlaması bana çok ilginç gelmiştir... Bilmem anlatabiliyor muyum?

Diğer Mert MAPOLAR, C.Ht. yazıları