BİRAZ AYDINLIK

Mert MAPOLAR, C.Ht.
mertmapolar@gmail.com
Mert MAPOLAR, C.Ht.

Türkiye'de ‘yasaklanan yabancı gazeteciler ve yazarlar’ listesi var mı?

Yayın Tarihi: 15/10/21 07:00
okuma süresi: 9 dak.
A- A A+

2021 yılı içerisinde ilk olarak dördüncü cumhurbaşkanı Akıncı'nin basın danışmanlarından Ali Bizden, daha sonra araştırmacı yazar Ahmet An ve geçtiğimiz günlerde de Basın-Sen Genel Başkanı olan gazeteci Ali Kişmir'in Türkiye'ye giriş yaparken tutuklanıp sınır dışı edilmesi, akla şöyle bir soruyu getiriyor...

Gerçekten Türkiye'de "yasaklanan yabancı gazeteciler ve yazarlar" listesi var mı?

Bu soru ilk kez 2016 yılında da dünya tarafından Türkiye'ye sorulmuştu...

Bu sorunun cevabına gerçek anlamda ulaşabilmemiz için bakış açımızı biraz daha artırıp, genişletmemiz ve biraz da geçmişlere bakarak bu konuyu bütünsel olarak değerlendirip, analiz etmemiz ve gözlemlememiz gerekmektedir...

Dünya ve Türkiye gazete arşivlerini incelerken dikkatimi çeken önemli noktalardan birinin, bu uygulamaların en somut örneklerine ilk olarak "2016" yıllarında rastlanması...

Dünya, Türkiye'nin bu uygulamasına ilk kez 2016 yıllarında şahit oldu... O dönemde ABD'li bir gazeteci olan David Lepeska, İstanbul'da Atatürk Havalianı'ndan Türkiye'ye girmesi sırasında durdurularak Türkiye'ye girişi sakıncalı kişiler arasında olduğu söylenerek, geri gönderilmişti... Ve kendisine polis tarafından verilen "Kabul edilemez yolcu bilgilendirme formu" dışında resmî bir açıklama yapılmamıştı...

O dönemde gazeteci Lepeska, Foreign Affairs, Al Jazeera, Atlantic gibi basın kurumları ile Dünya Bankası'na haberler yapıyordu ve o tarihlerde Türkiye'ye girişine izin verilmeyen veya sınır dışı edilen  gazetecilerden biri olmuştur...

Yine o dönemlerde dünya kamuoyuna yansıyan bir başka örnekte, ARD Alman devlet televizyonun  muhabiri Volker Schwenck'in Türkiye'ye girişine müsaade edilmemişti... Schwenck, kendisine neden ülkeye alınmadığı konusunda da herhangi bir açıklamanın yapılmadığını söylemişti... Ona da "Kabul edilemez yolcu" belgesi verilmiş ve o dönemde bu verilen belge de kamuoyuna paylaşılmıştı...

O dönemde hükûmet sözcülüğü yapan Numan Kurtulmuş'ın Schwenck ile ilgili yaptığı kısa açıklamasında kararın güvenlik nedeniyle alındığı açıklaması yapılmıştı...

Reuters de, söz konusu olayın içeriğine dair herhangi bir bilginin Türkiye tarafından verilmediğini açıklamıştı... Aynen şu an KKTC'li gazeteci ve yazarların yaşadıkları gibi...

Bir başka örnekte, Rus devlet haber ajansı yetkililerinden Sputnik'in, Türkiye yayınlarının Genel Müdürlerinden olan Tural Kerimov'un da ülkeye o dönemlerde alınmadığı açıklamasını yaparak, Kerimov dünya kamuoyuna yansıyan bir başka isim olmuştur...

Almanya'nın önde gelen haber dergilerinden olan ve yine dünya kamuoyuna yansıyan Der Siegel'in Türkiye muhabiri olan Hassain Kazim da bunları yaşamış gazetecilerden biri olarak gazetelerin tarih arşivlerine düşmüştür...

Geçmişten günümüze yapılan bu tür uygulamaların tümünde de uygulamaların gerekçeleriyle ilgili açıklamaların yapılmamış olması ve bir süre bu kişilerin bir odada bekletildiği genel bir uygulama olarak dünya basınına yansımıştır... Tıpkı KKTC'li gazeteci ve yazarların yaşadıkları gibi...

Tüm bu gazeteci yazarların ortak noktası ya Türkiye'ye alınmamışlardır ya da Türkiye'deki akreditasyonları yani izinleri yenilenmemiştir...

Şimdi geçmişten günümüze kamuoyuna yansıyan bu dört örnekle birlikte ki bunlardan daha fazla örneklerin olduğu söyleniyor, yapılan tüm uygulamalar, Türkiye'de uzun süredir devam etmektedir... Tek fark, bu uygulamalara yeni güncellemenin yapılması ve listeye bu yıl KKTC'li basın camiasından kişilerin, gazetecilerin ve yazarların de dahil edilmesidir...

2021 yılı ile birlikte listeye KKTC'li basın mensubu kişiler, gazeteciler ve yazarlar de dahil edilmeye başlanmıştır...

Yaptığım araştırmalarda, yabancı gazetecilerin mevcut kânuna göre haber yapmak için ülkeye girmeden önce izin almaları için geçici şartlara ilişkin herhangi bir bilgi yoktur... Bu konunun kriterlerinin ne olduğu ile ilgili çok açık ve net bir şey halen daha ortada olmadığı görülmektedir... Mantıklı olarak tek yapılması gereken şeyin, bu aşamadan sonra basın mensubu kişiler, gazeteci ve yazarların, her ne amaçla Türkiye ziyaretinde bulunulacaksa bulunulsunlar bunun öncesinde, bulunulan ülkedeki Türkiye temsilciliğine giderek kayıt yaptırılması, bu, şu an dünyadaki gazetecilere ve yazarlara Türkiye'ye giriş öncesi tavsiye edilen bir durumdur...

Türkiye'nin son dönemlerde güvenlik gerekçesiyle basın mensuplarına, yazarlara koyduğu "sınırlama" uygulamalarına şu an için KKTC'li kişilerin de dahil edildiği açık ve net bir şekilde görülmektedir... Yabancı basın camiasındaki kişilere uygulanan yöntemin aynısı, KKTC'li basın camiasındaki kişilere ve yazarlara da uygulanmaya başlanmıştır...

O dönemde, bu konuyla ilgili bazı açıklamalar yapan hukukçular, Türkiye'nin Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'na göre, belirli kişilerin ülkeye girişlerinin yasaklanabileceği yönünde olmuştur...

Yani yapılan tüm açıklamalarda bu kişilerin ülkeye rastgele alınmış olunamayacağını ve "Devlette 'sakıncalılar' listesinin" olduğu gerçeğini ve bu listeye şimdi de Kıbrıslı Türklerin de dahil edilmiş olduğu ihtimalini güçlendirmektedir...

Tabii ki, kamu düzeni açısından sorun teşkil ettiklerine ilişkin verilerin ne olduğu, ölçütün ne olduğunu sadece o ülkenin yetkili birimleri biliyor... Bu yönde kamuoyuna açıklanan özel bir açıklama yok...  Bilinen şu ki, devletler "giriş yok" listeleri oluşturabilir... Ama artık KKTC'nin de bu listede olduğunu açık bir şekilde görmekteyiz...

Bu konularda dikkat çekilen bir başka noktanın da, girişleri engellenen kişilerin Türkiye'de idari dava açma hakkının bulunulduğudur... Fakat "Sınır Tanımayan Gazeteciler" birliğinin Türkiye temsilcilerinin yapmış olduğu açıklamalarında, bu konulardaki itiraz sürelerin çok uzun olması nedeniyle bugüne kadar bunu göze alıp dava açan herhangi bir gazeteci yazarın olmadığıdır...

O dönemlerde kimi avukatların da yapmış olduğu açıklamalarda bu tür uygulamaların, yurt dışında yaşayan Türkiye vatandaşlarının ve yabancıların bilgi edinme hakkının kısıtlanması anlamına gelebileceğini vurgulayarak, "uluslararası sözleşmelere aykırı bir davranış biçimi" olarak değerlendirilmiş, gazetecilerin ve yazarların bu anlamda ülkeden sınır dışı edilmesi veya ülkeye girişinin engellenmesi, tüm dünyada demokratik ilkeleri tehdit eden bir durum olduğunun altı çizilmiştir...

Bunların yorumunu herkes kendisine göre yapacaktır...

Bu aşamadan sonra akla gelen üç önemli soru vardır;

  1. Neden KKTC'li gazeteciler ve yazarlar, yabancı gazeteci yazarların uygulamasına dahil edildi?
  2. Neden 2016 yıllarında yoğun bir şekilde yabancı gazetecilere yapılan uygulamalar, 2021 yılında KKTC’li gazetecilere ve yazarlara da aynı şekilde uygulanmaya başladı? Neden özellikle 2021 yılı seçildi?
  3. Neden yabancı gazeteci yazarlar uygulamasına dahil edilen KKTC’li gazeteciler ve yazarlar üzerindeki baskı, özellikle içinde bulunduğumuz bu dönemde çok daha fazla artmaya başladı?

Bu soruları kendinize sormanız halinde soruların cevaplarını herkes kendisine göre bulmuş olacaktır...

Karşılaştığınız bir soruna veya zorluğa çözüm bulmanın en hızlı yollarından biri, doğru soruları sormaktır...

Doğru sorular doğru cevaplara ulaşmanızı sağlar...

Doğru cevapları bulmak istiyorsanız doğru sorular üzerinden düşünmelisiniz...

Bir gizemi çözmenin bir yolu, cevaplar ortaya çıkana kadar doğru soruları sormaya devam etmektir...

Unutmayınız! Çaresizlik ya bir hikâyenin inanılmaz bir sonudur ya da çoğu zaman doğru soruları sorarsanız bir hikâyenin başlangıcıdır...

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Mert MAPOLAR, C.Ht. yazıları