Yargı niye suskun?

Yayın Tarihi: 07/09/11 08:08
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

11 Temmuz tarihinde Güney Kıbrıs'ta bir facia yaşandı ve Mari'deki santralde meydana gelen patlamada 13 kişi hayatını kaybetti.

Aradan iki ay geçti ama Rumlar sanki de olayı dün olmuş gibi sıcak tutuyorlar.

Eylemlerin, etkinliklerin ardı arkası kesilmiyor!

Son olarak ta bir komita kuruldu ve Hristofyas ifade vererek kendini savundu…

Basında da bunun bir 'ilk' olduğu yazıldı çizildi.

Doğrudur, Kıbrıs'ta belki de ilk kez bir devlet başkanı, önemli bir olay hakkında ifade vermiştir ama bu dünyada bir ilk değildir.

Hatta çağdaş ülkelerde sıradan bir olaydır…

Yine de olayın peşini bırakmayan Rum halkını, siyasetçisini ve yargısını, ayrıca Hristofyas'ı da ifade vermekten kaçmadığı için tebrik etmek gerek.

Tabi ki bu yazıyı Rumları övmek için yazmadık.

Ama en yakınımızda oldukları için bizce iyi bir örnek…

Bunlar devlet olmanın olmazsa olmazları.

Şimdi kendimize dönersek;

Hatırlanacağı gibi geçen yılın Şubat ayında önce Güzelyurt'da ardından da Lefkoşa'da sel felaketi yaşanmıştı.

Güzelyurt'ta sadece mal zararı olurken, Lefkoşa devlet hastanesinde aynı anda 8 vatandaşımız hayatını kaybetmişti.

Bu konuda bir komite kuruldu ama sonradan dağıldı gitti.

Sadece devlet değil, basın organları hatta ölen insanların aileleri bile bu olaya duyarsız kaldı.

Böyle olunca da olaylar kapandı, yargı da işin peşine düşmedi.

Sizi bilmem ama, ben artık devletin her biriminden kuşku duymaya başladım.

Buna yargı da dahil!

Niye mi?

Bundan bir süre önce bakanlıktan inince Türkay Tokel, başbakanlığı çeteler yönetiyor dedi, ama arkası gelmedi.

Kimse olayı takip etmedi, demek ki Tokel eğer haklı ise çeteler halen iş başında devleti çete mantığıyla yönetmeye devam ediyorlar.

Yine geçen ay casino işletmecileri, milletvekili transferleri konusunda büyük ifşaatlar yaptılar ve yıllık harçların düşürülmemesi halinde bunları açıklayacaklarını açıkladılar.

Ama arkası gelmedi! Emin olunuz ki güneyde böyle bir açıklama olsa hükümet devrilirdi.

Müteahhitler Birliği başkanı Cafer Gürcafer, Avcı benden rüşvet istedi diye bas bas bağırdı, bağırmakla kaldı.

Bu açıklamalar basında da yayınlandığı halde bir Allahın kulu elini çirkefe sokma cesaretini gösteremedi.

Bakan Çavuşoğlu, bir müdürüne baskın yaptı, rüşvet aldığı iddia edilen paraları kendi eliyle ele geçirdi sonra da görevine son verdi.

Peki verdi de ne oldu? Bu zat halen müşavir ve devletten yüklü maşanı almaya devam ediyor.

Hadi vatandaş sindirildi konuşmaktan korkar hale geldi, basın reklam gaylesinde, siyasiler bildiğiniz gibi peki bu ülkenin yargısı ne iş yapar, bilen varsa bize de saylesin!

İşte 'geçici' gümrük çalışanları!

Geçici milletvekili olur mu, olmaz!

Geçici asker olur mu, olmaz!

Geçici polis olur mu, olmaz!

Peki ya geçici gümrük memuru olur mu?

Normalde olmaz, zaten yoktu da, ama artık nur topu gibi 'geçici' gümrük memurlarımız var.

İşte Gümrük ve Rusumet Dairesi'nde 'geçici' statü de dün işe başlayan partili kurmayların çocuklarından seçilen gençlerimiz;

Sadık Gürses - Lefkoşa
Restan Aksoy- Lefkoşa
Bülent Öztürk - Lefkoşa
Mehmet Korkmaz - Gönyeli
Gülçin Kara - Gönyeli
Mehmet Artemel - Hamitköy
Erman Mantar - Demirhan
Avni Portocu – Aydınköy
Pembe Suco - Büyükkonuk
Hande Kanizi Kömürcigil - Kilitkaya
Pembe Orhanoğulları - Erdemli
Ahmet Güçlühan – Yiğitler

Gençlerin istihdamına karşı olan namerttir.

Ama yası dışı olarak sadece partilileri devlete koymak, diğerlerini dışlamak günah değil midir?

İhbar Hattı

Erkan Tekeli (CTP Milletvekili adayı) CTP Vadili örgüt başkanının oğluydu. Sınavda 60. sırada olmasına rağmen Vadili İlkokulu'ndaki muavin KTÖS tarafından zorlanarak Haspolat'a tayin edilince Tekeli okulunda münhal olduğu için havadan 60 puan aldı ve listedeki 50 kişinin önüne geçerek müdür muavini oldu.

Mehmet Karaali: KTÖS Başkanıydı. 650 kriter puanı ile rekor kırdı. Sınavda da başarısız not almasına rağmen Erdoğan Sorakın'ın ona hediye ettiği kriter puanları ile müdür oldu.

Liste daha uzuyor.

Onları da yakında size ulaştıracağım.

Çalışmalarınızda başarılar dilerim.

(İHBARCI)

Sallama

12 yaşında bir çocuk bir kadına tecavüz etmekten yargılanıyormuş. Üstelik çocuğun avukatı da bayanmış. Mahkemede bayan avukat, çocuğun pipisini dışarı çıkarıp eline almış ve sallayarak:
- Hakim bey, bu çocuk bu ufacık pipisiyle bu kadına nasıl tecavüz edebilir ?
Tam bu sırada çocuk avukatın kulağına eğilerek fısıldamış:
- Avukat hanım biraz daha sallarsanız davayı kaybedeceğiz.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Levent ÖZADAM yazıları