BIOENERGY

Nihal Derya ÖZBAYOĞLU
nihoz@hotmail.com
Nihal Derya ÖZBAYOĞLU

Mutsuzluğun esaretinden kaçış..

Yayın Tarihi: 17/12/21 20:11
okuma süresi: 3 dak.
A- A A+

Herkes mutluk olmak istiyor bu hayatta; kimse mutsuzluğu tercih etmiyor. Peki ama nasıl oluyorda tercih dışı kalan mutsuzluk, hepimizin hayatının mutlak belirli bir bölümünü işgal  edebilme ve hayallerimizi tahrip edebilme yeteneğine sahip olabiliyor? Mutsuz olma hali bizim irademizden daha mı güçlü? Yada biz mutsuzluk karşısında bu kadar mı aciziz? İstemedigimiz bu duyguyu neden ısrarla yaşıyoruz? Oysa ki herkes benim hayatım , benim kararım mottosu ile yaşadığını iddia ederken aslında iddiayı kendine has hilesi ile mutsuzluk kazanıyor? Acaba çok özel bir hile mi bu, yoksa biz mi göremiyoruz mutsuzluğun bu basit oyununu. Yada düşüncelerimize ve mantığımıza  inen perdeyi aralamayı üşenip; zihnimizin bize armağan ettiği mutsuzluğa teslim mi oluyoruz? Kadercilik inanışı ardına saklanmış milyonlarca belkide milyarlarca korkaktan birimiyiz yoksa. Oysa ki biz izin verdiğimiz için mutsuzluğa sebep olmuyor mu onca neden. Bazen bir kaybediş oluyor bu neden, bazen bir sevgili, bazen bir söz oluyor, bazen biz bile anlayamıyoruz kendiliğinden olu veriyor. Ne şekilde ne sebeple olursa olsun biz izin verdiğimiz için tutsağı oluyoruz bu durumun. Şemsiyeyi açmaya üşenip yağmur altında ıslanmaya , hayıflanma hali gibi ; mutsuz olmaya kendimizi mahkum ediyoruz. Oysa ki yapmamız gereken o kadar basit ki sadece istememiz yeterli. Nedenleri ve ardına saklandığımız mazeretleri bir kenara itip o çok istedigimiz şıkkı yani mutluluğu işaretlememiz yeterli. Bunun için öncelikle düşmanımızı yani mutsuzluğu iyi tanımalı, bizi nasıl elegeçirdiğini iyi anlamalıyız. Üzerimize doğru gelen bir arabanın önünden kaçmak yerine hep önüne uzanıp üzerimizden geçmesini tercih ediyor ve buna kader diyoruz. Hayır yalnış tespit. Bu kader değil; bu teslimiyet. Mutsuzluğa teslim olmak. Oysa savaşmak lazım ,mutsuzlukla değil mi. Bizi mutsuz edenden uzaklaşmak, arabanın önünden çekilerek geçip gitmesini seyretmek değil mi doğru olan. Öldükten sonra cenazeme kaç kişi gelir?kaç kişi ağlar diye düşünmektense ne kadar kısa sürede unutulup, hafızalardan silinip gideceğim gerceğini kabul etmek daha gerçekçi bir yaklaşım olmaz mı? Bu hayat bizim ve mutsuz geçirilmeyecek kadar değerli. Hadi bu israftan vazgeçelim artık. Boşa akıp giden muslukta ki su kadar değerinin farkında olamadığımız bu hayat avuçlarımızdan akıp gitmeden kalbimizi mululukla dolduralım. Mutlu olmak için o kadar çok sebebimiz var ki.Bunu ölüm döşeğinde son nefesini veren bir hasta için empati kurmayı başardığımızda ve aldığımız nefese şükrettiğimizde fark edebiliyoruz.
Nice farkındalıklar dilerim…

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#inbox #gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Nihal Derya ÖZBAYOĞLU yazıları