Kıbrıs sorunu artık AB meselesi değil

loading
1 Aralık, Salı
£

10.46

9.39

$

7.85

DÜŞÜN

Uğraş BERATLI
ugrasberatli@gmail.com
Uğraş BERATLI
A- A A+

Kıbrıs sorunu artık AB meselesi değil

Doğu Akdeniz’de uzun süredir devam eden gerginliğin artık patlama noktasına geldiğini görmemek için ya kör ya da hepten dünyadan elini ayağını çekmiş olmak lazım.

40 seneden fazladır süren Ege Denizi’ndeki karasuları sorununu Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’e taşıması ile gerilim iyiden yükseldi ki bu gerilimin çözülmesi en az beş altı yıllık bir süre alacak.

ABD’nin Türkiye’ye biçtiği rol ile Türkiye’nin bu role sığmak istememesinden ortaya çıkan gerilim ise o veya bu şekilde Türkiye lehine sonuçlanacak.  Bunun tersini düşünenlerin çok ciddi bir yanılgı içinde olduklarını çok uzun zamandan beridir söylüyoruz. Bunu başaran politikacının Recep Tayyip Erdoğan olmasından rahatsız olanların, bunu ona duydukları habis duygularla reddetmeleri gerçeği değiştirmeyecek, çünkü olayların doğal seyrini duygularımızla değiştiremiyoruz.

2016’nın eylül ayında yazdığım notlarıma baktığımda ki bu notları pekçok politikacı ve akademisyen arkadaşımla da paylaştığımı hatırlıyorum, bugün ortaya çıkan gerilimin ta o günlerden belli olduğunu bunun öngörüldüğünü, hatta İngiltere’nin Brexit sonrası Kıta Avrupası ile özellikle de Almanya ile ilişkilerinin alacağı şeklin belli olduğu, seçime iki ay olmasına rağmen Trump’ın ABD başkanlık seçimlerinin galibi olacağının internet anket şirketlerinin sonuçlarına rağmen kesin olduğu da görülüyordu. Siyaseti gündelik gel gitlerin grafiği içinde okumaktansa, grafiği küçültüp daha geniş baktığınızda görünen genel eğilim bugün de değişmedi. Suriye, Libya, Karadeniz’de süren doğal gaz araştırmaları ve hatta Akdeniz’deki kıta sahanlığı tartışmalarının geldiği nokta, bu açıdan büyük resmin birer parçasıdırlar resmin kendisi değil.

Macron’un NATO’yu bölmeye yönelik ilk girişimlerine Trump, daha yeni seçildiği zamanlarda “Sizi Almanlar’ın elinden kurtardığımızı bütün Avrupa’nın da Amerikan askerinin kanı ile boyandığını unutmayın” mesajını vermişti.  İngiltere’ye karşı savrulan İskoçya’nın Birleşik Krallık’tan koparılması ya da İrlanda’nın İngiliz nüfuz alanından çıkarılması gibi tehditlerin bedelinin, ne kadar ağır olacağı belli. Rusya Suriye savaşı aracılığı ile Akdeniz’e inmiş, Çin bu sahaya girmek için çalışmaları sürdürürken, Türkiye’nin Doğu Afrika ülkelerinin yapısı ile ilgili, sahada aktif olduğunu artık sağır sultan bile biliyor.

Kısacası bu oyun sahnesi doğuda Pasifik kıyılarından başlayıp, batıda İrlanda açıklarına kadar geniş bir alanda oynanan ve Doğu Akdenizin de küçük ama kritik bir parçası olduğu bir oyun. Dünya denizlerinin yüzde 1,5’i  olan bu alanda şu anda onlarca ülkenin silahlı veya silahsız gemisi birbirlerine karşı dengeyi kurmaya çalışıyor. Satranç tahtasının merkezi burası.

2016’da yazılan notlara bakıp da genel resmi görmeye çalıştığımızda ise ‘Kıbrıs Sorunu’nuyla ilgili en kritik gelişmeyi yani Doğu Akdeniz’de bir Türk Yunan geriliminin ortaya çıkardığı sonucu artık bugünden söylemek mümkün görünüyor. Kıbrıs Meselesi artık bir AB meselesi değil yine 20. yy’ın ikinci yarısında olduğu gibi NATO meselesidir.

Almanlar'ın başarısız arabuluculuk girişiminin ardındaki Fransa’nın rolü ile Macron’un büyük ihtimalle Fransa’da yerini Le Pen gibi AB karşıtı bir siyasete bırakacak olmasının da desteklediği bakış açısıyla, Kıbrıs Sorunu artık AB’nin merkezi olduğu bir mesele değil, bir NATO meselesi olarak düşünülmesi kaçınılmazdır. Rum tarafının AB üyeliğinin de bunu değiştirecek en ufak bir gücü yoktur. Zira ABD'nin NATO’nun bütünlüğünü korumaya çalışmak zorunda kalması gibi Türkiye’siz bir NATO ancak Türkiye’nin güneyinde oluşturulacak bir tampon Kürt devleti ile mümkün gibi görünüyor. Bunun da imkan ve ihtimali olmadığını tarih bize gösteriyor. Kurtuluş Savaşının içinde bile batıdan İngiliz destekli Yunan cephesine rağmen, Türkiye buna yüz yıl önce de izin vermedi. Şeyh Sait ayaklanmasını da aynı sertlikle bastırdı. Elinde İstanbul’u tutan batı Türkistan’a kadar bölgenin fakir ama zengin patronudur. Bu açıdan da Yunanistan arkasına AB’yi de alsa doğu Akdeniz’de bu çatışmayı kaybedecek, çünkü silahlı kuvvetlerinin Türkiye’ninkinin yanında küçük bir şaka olması bir yana, coğrafi derinliği Türkiye ile boy bile ölçüşemez.

Bunun yanına bir de Crans Montana'da çöken görüşmeleri de koyun.

Peki bu Kıbrıs Sorunun’da nasıl bir yeni perspektif ortaya çıkarıyor? Bunu iyice ve derinlemesine düşünmeye devam etmek lazım. Kıbrıs Sorunu'nun çözümü belki de bu yeni perspektiftedir.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.