Pilli neden görevden alındı?

Yayın Tarihi: 23/02/21 07:00
okuma süresi: 7 dak.
A- A A+
  • Salgın yönetiminde bir başarı varsa, bu başarı Ersin Tatar Başbakanlığında, Kudret Özersay’ın desteğiyle  başlayan ve Ersan Saner’in başbakanlığı döneminde devam eden bilimsel çalışmalarda aranmalıdır. Nitekim, son zamanlarda ortaya çıkarılan bilimsel görüşler, halkın salgın yönetimine olan güvenini artırmış, Bakanlar Kurulu’nu bütünlüklü kararlar alabilen bir kapasiteye ulaştırmıştır.

UBP Güzelyurt Milletvekili Ali Pilli’nin görevden alınmasının yankıları sürüyor. Hayli de olaylı ve gürültülü bir yankılanma bu. Ama dün sabah Cumhurbaşkanı Ersin Tatar bir açıklama yaparak Pilli’nin "haberim yoktu" açıklamalarına noktayı koydu. Cumhurbaşkanı Tatar dün sabah bir açıklama yaparak Pilli’nin görevden alınacağının haberi olduğunu net bir şekilde ifade etti.

Peki 20 aylık bakanlık görevi süresinde Pilli iyisiyle kötüsüyle nasıl bir süreç geçirdi. Gerçekten başarılı mıydı?

İşte bu yazımızda bunları derledik.

Koronavirüs salgının bölgemizi ve adamızı etkisine almasının üzerinden bir yıl geçmiş bulunuyor. Salgın bize ulaştığında Sağlık Bakanlığı görevinde bulunan ve aslında salgın başlamadan önce gerekli önlemleri almış olması gereken Dr. Ali Pilli, gecikmeli olarak görevden alınmış bulunuyor. Sayın Pilli’nin görevde olduğu süre içinde alınmayan önlemler veya alınan yanlış kararlar ise etkisi bir süre daha devam ettirecek.

Hatırlarsanız bu konuda 2019 Aralığında Dünya Sağlık Örgütü bir yayın yaparak tüm ülkelerin gerekli önlemi alması konusunda ciddi uyarılarda bulunmuştu.

Dr. Ali Pilli’nin Sağlık Bakanı olarak en büyük özelliği, sağlık konusunda var olan toplumsal kapasitemizi kullanmayı reddetmiş olmasıdır. Bu beceriksizlik midir yoksa bilerek ve isteyerek yapılmış bir hata mıdır ? Gelin görün ki maddi manevi Devlete ve halka faturası çok pahalı olmuştur.

Dr. Pilli, kamu sektöründe çalışan doktor kadrosunu kullanamadığı gibi, serbest çalışan hekimlerin destek çağrısına yanıt vermedi ve katkı konulmasına engel oldu. Kamuda çalışan 20 hekim dışındaki hekimleri pandemi ile mücadeleye katmayı beceremedi, serbest hekimlerin “yardıma hazırız” açıklamalarına ve kendisini ziyaret ederek katkı koyma talep etmelerine karşın katkı koymak isteyenlere gerekli desteği vermedi.

Bütün ipleri elinde tutma isteği yüzünden özel sektör hastanelerinden ve laboratuvarlarından yararlanmaya yanaşmadı ve salgın sürecinin ilk aylarında PCR testlerinin yaygınlaştırılmasına kayıtsız kaldı. Böylece, devletin ilerleyen süreçte aşırı harcama yapmasına neden olurken toplumun taranmasını geciktirdi ve pek çok pozitif vakanın gözden kaçmasına yol açtı.

Bu süreçte hastanede yaşanan keşmekeşi elbette unutamayız. Sağlık sisteminin amiral gemisi Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesi’ni ne yapacağını bir türlü kararlaştıramadı. Hastaneyi Kolan Hastanesi’ne taşıdı; sonra geri aldı. Pandemi hastenesi yapmak için aylar süren pazarlıkla yapılmasına ve zamanın boşa geçmesine neden oldu. Girne’de bir bina baskın-pahaya devralındı ama inşaatına bile başlanmadı. Alım için harcanan kaynak boşa gitti. Şimdi, karantina merkezi ve hafif seyreden vakalar için kullanılan tedavi merkezlerine sadece konaklama için verilen milyonlarca TL’den söz ediliyor. Devlet kaynakları, günübirlik kararlar ile çarçur edildi.

Kadro oluşturamama beceriksizliği kendini Acil Durum Hastanesi’nin devreye girmesinde de gösterdi. Kısa sürede tamamlanan hastane, kadro oluşturulamaması nedeniyle devreye oldukça geç girdi.

Temaslı takibini tam bir fiyaskoya dönüştürdü ve vaka artışlarını “yurttaşları suçu” olarak sunma gayretine girdi. Bugün artık temaslı takibinin yapılamadığı en yetkili ağızlardan itiraf edilmeye başlandı.

Salgına karşı en önemli önlem aşılamadır. Bütün dünya aşı peşinde koşarken Türkiye Cumhuriyeti tarafından sağlanan aşıların bir programa bağlı olarak yapılmasını sağlayamadı. Aşılarda torpil dahi işe karıştı daha önemlisi halkta bir güvensizlik oluşturuldu ve telaşa neden oldu.

Bu kadarla bitmiyor aslında... Salgın sürecinde en önemli sorunlardan biri, sağlık sisteminin ayakta kalmasını sağlamak ve diğer hastalıkları da kontrol altında tutabilmektir. Bu süreçte çok sayıda insanımız evlerinde can vermiştir, soruşturmaları bile yapılamamıştır. Dr. Ali Pilli, bakanlık yaptığı dönemde bunun ciddi bir sorun olduğunu bile algılayamamıştır.

Bilim insanlarının salgın yönetiminden dışlanmasına neden olmuştur. Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi, onun lisanında “bilim kurulu” olmuş; dünya ölçeğinde itibar sahibi halk sağlığı uzmanlarından, genetikçilerden, ilgili olabilecek diğer uzmanlardan ve salgın yönetiminde özel bir önemi olan istatistikçilerden yararlanılamamıştır.

Salgın yönetiminde bir başarı varsa, bu başarı Ersin Tatar Başbakanlığında, Kudret Özersay’ın desteğiyle  başlayan ve Ersan Saner’in başbakanlığı döneminde devam eden bilimsel çalışmalarda aranmalıdır. Nitekim, son zamanlarda ortaya çıkarılan bilimsel görüşler, halkın salgın yönetimine olan güvenini artırmış, Bakanlar Kurulu’nu bütünlüklü kararlar alabilen bir kapasiteye ulaştırmıştır.

Bu salgını yeneceksek, bilimin yol göstericiliğinde alınacak ve cesaretle, popülizmin esiri olunmadan uygulanacak kararlarla yeneceğiz. Kıbrıs Türk halkı Koronavirüsü tanımıştır. Akla uygun kararlara uymak konusunda bilinçlidir. KKTC’de bu süreci izleyecek ve gerekli bilimsel tavsiyeleri yapacak uzmanlar, hastalarımızın yardımına koşacak sayıda özverili doktor ve hemşiremiz var. Anavatan Türkiye, gerekeli sağlık malzemesini, test kitini ve aşıyı sağlamaktadır.

Siyasetçilerin yapması gereken bu sürece öncülük etmektir. Başta Başbakan Ersan Saner olmak üzere bütün bakanlardan beklentimiz, bu sürece önderlik etmeleridir.

Şimdi bu yazdıklarımı feveran edenler bir de oturup bu pencereden baksın olaya. Sonra yine konuşalım..

Günün Sözü

Geciken adalet nefret doğurur.

Anonim

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Gökhan ALTINER yazıları