UBP yine bölünür mü?

Yayın Tarihi: 11/06/21 07:00
okuma süresi: 8 dak.
A- A A+

Tarih tekerrürden ibarettir derler ve ne yazık ki doğrudur. Hiç sevmediğim bir cümledir zira tarihin tekerrür etmesi aynı hataların tekrar tekrar yapıldığı anlamına gelir.

KKTC siyaseti ne yazık ki olgunlaşan bir yapıda olmadı hiçbir zaman. Şöyle ki; partilerin önde gelen seçkin kişileri bazen tesadüfen bazen koşullar gereği bazense doğal olarak Genel Başkan olur, sonra seçimler gelir geçer ve Başbakan olurlar. Başbakan oldukları andan itibaren Cumhurbaşkanlığı seçimleri çıka gelir ve Cumhurbaşkanı olurlar.

Cumhurbaşkanı olduktan sonra da bir dönem genel başkanlığı yaptıkları partilerinin halen genel başkanı olduklarını sanırlar ve hem Parti Başkanı Başbakan hem de Cumhurbaşkanı gibi davranmaya başlarlar. Sonrasında da kavga baş gösterir.

Merak etmeyin sadece UBP’den örnek vermeyeceğim. Tüm cumhurbaşkanlığı yapmış kişileri yazacağım bu yazıda.

BİRİNCİ CUMHURBAŞKANI RAUF DENKTAŞ

Merhum Denktaş bey bir dava adamıydı ve son derece güçlüydü. Uzun yıllar UBP Genel Başkanlığı da yaptı, sonrasında bir gün Derviş Eroğlu ile ters düştü ve ters düşmesinin ardından UBP’den istifa etti ve UBP’yi ortadan böldü. Bu bölünme sonucunda Demokrat Parti kuruldu. Denktaş bey zamanında getirdiği güç ile Demokrat Parti’yi uzunca bir süre güçlü tutmayı başardı. Partinin başına kendi yönetebileceği isimleri koydu ve en nihayet oğlu Serdar Denktaş’ı partinin başına getirdi. Kimseyi rencide etmek istemem ama DP’nin geldiği son durum da ortadadır. Denktaş-Eroğlu kavgasına şahit olduk yıllarca. Adeta toplum bu noktada ikiye bölündü ve takım tutar gibi kavga etti birbiriyle. Denktaş bey 1975 yılında UBP’yi kurduktan sonra Derviş beyle ters düştü istifa etti ayrıldı ve 1983 yılında Genel Başkanlık koltuğuna oturan Derviş Eroğlu tam 23 yıl UBP Genel Başkanlığı yaptı ve 2006 yılında bu görevi Hüseyin Özgürgün’e devretti.

Hani şimdilerde AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’a laf ediyorlar ya hiç laf etmesinler.

İKİNCİ CUMHURBAŞKANI MEHMET ALİ TALAT

Mehmet Ali Talat, CTP’nin en coşkulu döneminde saraya çıktı. Hatta oldukça da erken bir çıkış oldu bu. Yoldaşı Ferdi Sabit Soyer’e bırakmıştı genel başkanlığı. CTP-DP Hükümeti olsun, CTP-ÖRP Hükümeti olsun her iki hükümette de Ferdi beyi rahat bırakmadı. Kabineye kendi adamlarını yerleştirdi ve bir nevi CTP hükümetlerini hep kontrol etti. Cumhurbaşkanlığı görevinden seçimi kaybederek gittiğinde bile yine rahat durmadı ve Özkan Yorgancıoğlu Başbakan iken Yorgancıoğlu’nun başarılı olmaması için uğraştı durdu. Kendisi değil de Sibel Siber Cumhurbaşkanlığına aday gösterildiği için Siber’in kaybetmesi için elinden geleni yaptı ve başarılı da oldu. Sibel hanım Cumhurbaşkanlığı seçimini CTP büyük ortak olmasına rağmen kaybetti. Bu kaybediş Başbakan olan CTP Genel Başkanı Özkan Yorgancıoğlu’nun da istifası ile son buldu. Her iki siyasi de siyasete noktayı koydu. Talat’ın aynen Denktaş ve Eroğlu gibi siyasi hırsının bir sonucuydu. Kendilerinden sonra kimseyi o koltuk da yaşatmadılar.

ÜÇÜNCÜ CUMHURBAŞKANI DERVİŞ EROĞLU

Derviş Eroğlu uzun yıllar Başbakanlık ve genel başkanlık yapmasına rağmen parti genel başkanlığını bırakmasına rağmen UBP’ye müdahale etmeye devam etti. Tahsin Ertuğruloğlu sözünü dinlemediği için onun yeniden sadece iki yıl bekleyip yeniden  Genel Başkanlığa aday oldu ve kazandı. Yani bir türlü kopamadı partiden. Tekrardan başbakan oldu ve sonrasında Cumhurbaşkanı seçildi. Seçildi seçilmesine ama eli asla UBP’nin üzerinden eksilmedi. Merhum İrsen Küçük Genel Başkan seçildi, İrsen bey de Derviş beyi dinlemediği için onunla da ters düştü ve bir zamanlar Denktaş beyin kendisine yaptığını kendisi de yine kendi partisine yapıp UBP’yi ikiye böldü. Denktaş bey Demokrat Partiyi yaratmıştı, Derviş beyde DP-UG’yi yarattı ve İrsen bey seçim kaybederek siyaseti noktaladı.

Gördüğünü gibi tarih tekerrür etmişti yine.

Unutmadan söylemek lazım Derviş bey Hüseyin Özgürgün ile de ters düşmüş yollarını ayırmıştı. Yani Derviş bey de Denktaş bey gibi kendisinden sonra gelen ve kendi sözünü dinlemeyen kim varsa o koltukta yaşatmadı.

DÖRDÜNCÜ CUMHURBAŞKANI Mustafa Akıncı

Mustafa Akıncı’nın bölecek kadar büyük bir partisi olmadı. Akıncı doğal olarak TKP’li, BDH’lı ve TDP’liydi. Her zaman Mehmet Harmacı’yı kendiğnden sonra düşündü ve her zaman ona destek çıktı. Şu an TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit ve bildiğiniz gibi birkaç hafta önce son kez genel başkanlığa aday olacağını açıkladı. Kuvvetle muhtemel yerine Mehmet Harmancı gelecek ve imkanlar el verdiğince  CTP’nin de içine müdahale ederek perde gerisinde Akıncı, perde önünde Harmancı şeklinde güçlü bir TDP yaratılmaya çalışılacak. Akıncı belki TDP’nin içişlerine müdahale etmedi çünkü buna ihtiyaç yoktu ama Akıncı da CTP’ye müdahale etti ve Tufan Erhürman’a gidecek oyların önemli bir kısmını kendine alarak seçimi kıl payı da olsa kaybetti.

BEŞİNCİ CUMHURBAŞKANI ERSİN TATAR

Ersin Tatar’ın seçim kazanmasına ihtimal dahi verilmiyordu. UBP’lilerin önemli bir kesimi kendisinden rahatsızdı. Mustafa Akıncı’nın Ankara ile ciddi anlamda ters düşmesi ve Tatar’ın seçimi kazanabilecek tek aday olma ihtimali Ankara’nın olağan gücüyle Tatar’a destek vermesine vesile oldu. Tatar’a oy vermeyecek binlerce UBP’li ikna edildi ve Tatar bu seçimi kazandı. Tatar Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından kendisinden önceki Cumhurbaşkanı olan Genel Başkanlar gibi davranmadı. UBP’ye müdahale etmedi ama bir süreliğine. Tatar Cumhurbaşkanı olmuştu ama hala kendisini Başbakan ve UBP Genel Başkanı gibi hissediyordu.

UBP genel Başkanı ve Başbakan olan Ersan Saner ile ters düşmeleri çok uzun sürmedi. Saner, kabine değişikliği yapınca Tatar ailece Saner ile ters düştü ve yaralayıcı ifadeler gazete manşetlerini süsledi. Artık tarih tekerrür etmiş ve Cumhurbaşkanı seçilen UBP Genel başkanlığındaki isim kendisinden sonra gelen isimle ters düşmüştü.

Tatar ile Saner şu an birlikte fotoğraf karelerinde gözükseler de aslında araları açık.

Gelen bilgilere göre Cumhurbaşkanı Tatar, Ankara Hükümetine UBP Kurultayına müdahale etmemesini ve doğal akışı içinde bu kurultayın gerçekleşmesine izin vermelerini salık veriyor sürekli.

Peki Ankara Hükümeti UBP Genel Başkanlığında kimi istiyor?

Görünen o ki Ersan Saner’i. Görünen o ki Tatar’ın gönlünde yatan Ersan Saner değil başka bir aday.

Ankara bu kurultay da etkin bir rol oynar mı bilemeyiz. Tatar’ın şu an ki fikri kurultay yaklaşınca değişir mi onu da bilemeyiz. Kurultay yaklaşınca daha net yazılar kaleme alacağız.

Ama benim gelmek istediğim nokta şu. UBP Genel Başkanı olan bir kişi Cumhurbaşkanı olduktan sonra ayrışma yaşadığı kişiyi devirmek için elinden geleni yapıyor.

Öyle görünüyor ki Tatar da kendisinden önce Rauf Denktaş ve Derviş Eroğlu’nun yaptığını kendinden sonra gelene yapmak istiyor.

Ama gelin görün ki Tatar ne bir Denktaş ne de bir Eroğlu. Yani onlar gibi güçlü değil.

Mesele kurultayı kimin kazanacağı değil. UBP üyesi kimi seçerse seçecek o ayrı konu. Mesele tarihin tekerrür etmesi.

Peki bu tarih tekerrürü yine UBP’yi böler mi?

Onu da bekleyip göreceğiz….

Günün Sözü

"Aptallığın en büyük kanıtı, aynı şeyi defalarca yapıp farklı bir sonuç almayı ummaktır."

Einstein

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Gökhan ALTINER yazıları