Vurgunu hükümet engelleyecek

Yayın Tarihi: 20/06/22 07:00
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Baba oğul bir gün han kapısında oturuyorlarmış. Köyden Lefkoşa’ya Deve almak için gelmişler. Gelmişler gelmesine ama Babanın cebinde deve alacak parası yok. deveci geçiyormuş önlerinden “Deve 5 lira” diye bağırıyormuş deveci. Çocuk babasına demiş ki; “baba bak deve beş lira, ucuz alalım.” Babası “bir şey değil oğlum” demiş. Derken deveci dört lira üç lira iki lira derken, çocuk çılgına dönmüş; “baba neden almıyoruz bak çok düştü fiyatı...” Baba demiş ki, “bir şey değil oğlum.”

Ertesi hafta yine oturuyor baba-oğul han kapısında. Deveci yine geçiyor “develer 10 lira”. Baba demiş ki “deveci ver bir deve.” Adamın oğlu bu işe hem sinir olmuş hem de şaşırmış. “Yahu baba 2 liraya deve vardı geçen hafta almadın şimdi beş katı paraya alıyorsun...” Baba demiş ki, “o zaman paramız yoktu oğlum ama şimdi var...” Bu hikayeyi babam bana çocukken anlatmıştı. Otuz kusur yıl geçtiyse de aklımdan çıkmadı bu hikaye hiç. Hikayenin bini bin para ama Kıbrıslının hayatı film oldu onu yazmak lazım.

NEDEN PAHALI OLDUK?

Marketlerdeki birçok ürünün aşırı yükselmesinin temel nedenleri arasında dövizin yükselmesi yatıyor. Bilsiğiniz gibi döviz control edilemiyor. Ülkedeki ithal ürünler de yabancı para birimi üerinden yapılıyor. Düşünsenize ikili bir ton balığı nasıl 50 lira olabilir yada 500 gr beyaz peyniri 58 liraya almak zorunda kalabilirsiniz. Ekmek de aşırı pahalı oldu ve daha bunun gibi pek çok örneği sıralayabilirsiniz. Buradaki asıl sıkıntı aşırı pahalılıktan dolayı atış vatandaşın almak zorunda olduğu ürünleri yüksek fiyattan almak zorunda kalması gerekiyor.

Birincisi market alış verişi ikincisi ise akaryakıt tüketiminden kaçma şansınız yok. Bu iki önemli alana para harcamak zorundasınız. Hükümet serbest piyasayı denetlemediği için fiyatları control altına almak yerine asgari ücreti artırma yoluna gidecek. Öte yandan memur ve emekli maaşlarına yansıyacak hayat pahalılığının verilmesi. Halbuki piyasalar bir nebze olsun ucuzlatılabilir.

Düşünün bir markete giriyorsunuz market rafları ürün dolu ancak bir anda marketlerdeki emtiaların fiyatları neredeyse iki katına yükseliyor ve zaten market sahibi tarafından ucuza alınan ve stokta bekleyen ürünler aşırı yüksek fiyattan satışa sunuluyor. Işte burada devletin devereye girmesi ve stokçuluktan elde adilen bu aşırı karlılığı önlemesi gerekiyor. Sanatı dairesi ya da ticaret dairesi herhangi bir denetleme yapmıyor. Bugüne kadar herhangi bir markete ceza kesildiğine tanık oldunuz mu ? Olamazsınız da çünkü piyasalar denetlenmiyor. Denetlenmediği için de marketler istediği rakamdan ürünlerinin fiyatlarıyla oynayabiliyor.

Örneğin basit bir yulaf ezmesi 35 liraya yükseltikten sonra satılmadığı takdirde 28 liraya düşürülebiliyor. Karlılık feragatine bakın siz.

Et tavuk ürünlerinde yaşanan aşırı pahalılık balıkçılık sektörüne de yansıdı. Artık bir çipuranın tanesi yaklaşık 100 lira. Böyle olunca da satılmıyor.

ÇOCUKLAR BESLENEMİYOR

İşin bir daramatik boyutu ise çocuklar. Marketlerdeki aşırı pahalılıktan dolayı aileler alması gereken değerli besinlere ulaşmıyorlar. Örneğin artık kimse meyve almıyor. Karpuz ucuzladığı için yeni yeni satılmaya başladı ama kimse kilosu 21-22 liradan giden muzu ya da 14-16 liradan giden elmayı almayı tercih etmiyor. Süt ve süt ürünleri de aşırı zamlandı. Kooperatif en ucuzu olması gerekirken en pahalı süt ürünlerini kooperatif satıyor ve diğer markalar kendini kooperatife göre ayarlıyor. 200 lira kilosu olan bir eti ya da 240 lira olan somon balığını birinin alıp tüketmesini beklemeyin. Kasapların ve balıkçıların artık eskisi gibi satış yapmadığı da kulağımıza gelen bilgiler arasında. Insanlar alacaklarını artık taneyle alıyor yani minimum bir alış veriş var.

HERKES PARASI KADAR HARCAR

Bir başka önemli gerçek daha var. Ürünler ne kadar pahalı olursa olsun vatandaşın harcayacağı para miktarı bellidir. Asgari ücrete çalışan anne ve babaların para harcayabileceği bütçeleri bellidir. Kazandığının ötesinde harcaması mümkün değildir. Yani piyasaya akan para miktarında bir değişiklik olmaz. Ürünler pahalı oldu diye piyasaya daha çok para girmez yine aynı oranda para girer ancak vatandaşın elindeki parayla alım gücü düşer. Elindeki kısıtlı parayla daha az gıda ürünü alır, arabasıyla daha az gezer dolaşır daha fazla eve kapanır daha az seyahat eder.

Özet olarak para aynıdır ama alım gücü düşüktür. Üreticiye gereken doğru vizyon ve destek verilmediği için de üretim daha az ve daha sınırlı olur, bu durum da piyasadaki sebzelerin daha pahalı olmasını ve ucuzlamamasını sağlar.

İşin matematiği işte bu kadar basittir. Halbuki piyasalar denetlense ve aşırı pahalılığın önüne geçilse vatandaş daha Rahat alış veriş yapacağından sürüme bağlı kazanç daha çok olacaktır. Aşırı pahalılık az harcama ve yoksulluk üçgeninin etrafında dönüyoruz.

Hükümetin ivedi olarak piyasları denetlemesi ve hem toptancıların hem de marketlerin vurgununu engellemesi gerekiyor.

***

Günün Sözü

"Adları unut, yüzleri, sesleri, kokuları falan. Geçmişine bir asfalt dök. Yürüyebilmek için ihtiyacın olacak…"

Burak Aksak

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Gökhan ALTINER yazıları