Makamdan vazgeçebilmek: Hakan Dinçyürek’in kararını doğru okumak
Hakan Dinçyürek’in milletvekili adaylığından çekilmesi ve Sağlık Bakanlığı görevinden istifasını sunacağını açıklaması, UBP’deki aday belirleme sürecinin en fazla üzerinde düşünülmesi gereken gelişmelerinden biri.
Bu kararı yalnızca sandık sıralamasına duyulan bir tepki olarak okumak, hem Dinçyürek’in ortaya koyduğu emeği hem de vazgeçtiği siyasi imkânları eksik değerlendirmek olur.
Önce rakamları hatırlayalım.
24 Ekim’de açıklanan ilk sonuçlara göre Dinçyürek 4 bin 710 oy aldı. Gazimağusa’da beşinci sırada yer aldı. Altı ilçedeki adayların oyları birlikte karşılaştırıldığında ise dokuzuncu sıraya yerleşti. Gazimağusa’da seçimle belirleneceği açıklanan ilk altı ismin de içindeydi. Yeniden sayım nedeniyle sonuçlar kesinleşmiş olmasa da açıklanan tablo, Dinçyürek’in ciddi bir parti desteğine sahip olduğunu gösteriyor.
Dolayısıyla karşımızda bütün siyasi imkânlarını kaybetmiş, önünde başka seçenek kalmadığı için çekilen bir isim bulunmuyor. Milletvekilliği için yarışma imkânı sürerken adaylıktan vazgeçen ve elindeki bakanlık makamını bırakacağını açıklayan bir siyasetçi var.
Bu ayrım, kararın değerlendirilmesinde belirleyicidir.
Siyasette makamı elde etmek kadar, gerektiğinde o makamdan ayrılabilmek de bir ölçüdür. Seçilme ihtimali bulunan bir yarıştan çekilmek ve mevcut görevinden ayrılma iradesi göstermek, kişisel siyasi geleceğin her şeyin üzerinde tutulmadığı şeklinde okunabilir. Dinçyürek’in tercihi, bu yönüyle etik değerlere ve kişisel tutarlılığa verilen önem çerçevesinde değerlendirilmeyi hak ediyor.
Üstelik bu kararın arkasında, sağlık alanında somut yatırımlarla anılan bir bakanlık dönemi bulunuyor.
Girne ve Güzelyurt devlet hastanelerinin açılış törenleri 2 Ekim’de gerçekleştirildi. Yeni Devlet Laboratuvarı’nın hizmet binası 30 Eylül’de açıldı. Yıllardır ülkenin gündeminde bulunan sağlık ihtiyaçları açısından bu yatırımların taşıdığı değeri görmezden gelmek mümkün değil.
Bir projenin konuşulmasıyla tamamlanma aşamasına getirilmesi arasında ciddi bir mesafe vardır. Bütçe, koordinasyon, takip ve idari sorumluluk gerektiren bu süreçlerde, ilgili bakanın üstlendiği yükün de hakkını teslim etmek gerekir. Dinçyürek’in katkısını değerlendirirken bakılması gereken yer tam da burasıdır.
Bu yatırımlarda hükümetin, Türkiye’nin, geçmiş dönemlerden gelen çalışmaların ve sağlık çalışanlarının emeği bulunuyor. Ortak emeği teslim etmek, Dinçyürek’in sorumluluğunu ve katkısını azaltmaz. Aksine, böylesine geniş bir çalışma içinde üstlendiği görevin ağırlığını gösterir.
Bu nedenle sağlık yatırımlarını hükümetin başarı hanesine yazarken, o alanın başındaki bakanın emeğini aday sıralamasının gölgesinde bırakmak adil olmaz.
Dinçyürek’in açıklamasındaki üslup da ayrıca değerlidir.
Kendisine oy veren ve vermeyen partililere teşekkür ediyor, sonuçları saygıyla karşıladığını belirtiyor ve adaylıktan çekilmesine rağmen UBP’ye desteğini sürdüreceğini açıklıyor. Kendi siyasi kararını verirken partisiyle bağlarını koparmayan bu yaklaşım, siyasi olgunluk açısından olumlu bir tutumdur.
Açıklama, kararın bütün kişisel gerekçelerini ortaya koymuyor. Ancak ortaya konan tercih açıktır: Dinçyürek, siyasi hayatının devamını mutlaka bir adaylığa veya bakanlık koltuğuna bağlamıyor. Bunu küçümsemek yerine, siyasette görmek istediğimiz değerler bakımından ciddiye almak gerekir.
UBP yönetiminin önündeki mesele de burada başlıyor.
Bir parti, hizmet üreten kadrolarının katkısını yalnızca seçim gecesi aldıkları sırayla değerlendiremez. Üyelerin tercihine saygı göstermekle, ülkeye hizmet etmiş isimlerin emeğini ve birikimini korumak birlikte yürütülebilir. Ünal Üstel’in hem Dinçyürek’in kararını bu ağırlıkla ele alması hem de seçim sürecine ilişkin itirazların şeffaf biçimde sonuçlandırılmasını sağlaması gerekiyor.
İtirazlar tek başına usulsüzlük kanıtı değildir. Ancak yeniden sayım kararı alınmış bir süreçte, parti yönetiminin bütün adaylara ve üyelere güven veren bir açıklık sağlaması zorunludur.
Dinçyürek’in kararını değerlendirirken alınan oy kadar, vazgeçilen imkânı da hesaba katmalıyız. Önünde siyasi bir yol açıkken geri çekilebilmek, makamın insanın bütün siyasi kimliğini belirlemediğini gösterebilir. Hakan Dinçyürek’in bu tercihi, yaptığı hizmetlerle birlikte, kişisel duruşuna ve etik değerlere verdiği önemin bir ifadesi olarak da okunmayı hak ediyor.
*******************
Günün Sözü
Hayatta kimseye güvenmeyeceksin demek saçmalıktır; ama kime “iki defa” güveneceğini hesaplamalı insan.
Victor Hugo
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.