Kırk Derenin Suyu

Av. Feyzi HANSEL
feyzihansel@gmail.com
Av. Feyzi HANSEL

Pilli gitti, hengamesi kaldı...

Yayın Tarihi: 23/02/21 07:00
okuma süresi: 7 dak.
A- A A+

Bir hafta önce olması beklenen hafta sonu gerçekleşti. Ali Pilli görevden alındı. Yerine ise Ünal Üstel geldi. Açık söyleyim, Ali Pilli’nin hafta sonu verdiği tepkiler ya da birilerinin Ali Pilli’ye verdirdiği tepkiler karşısında, bakanlıkta bir devir teslim töreni beklemiyordum. Sayın Pilli büyük bir beyefendilikle makamını meslektaşı ve partidaşı Sayın Üstel’e devretmekle kalmadı, yardıma da hazırım dedi. Takdir ettim mi? Her ne kadar olması gereken buysaydı da, o denli anormal şeyler yaşandı ki bu görevden almanın ardından, olması gerekenin olmuş olması bile takdirimizi kazanıyor...

***

Pandemi süreci başladığından bu yana, çok dar bir çerçevede medya ile ilişki kuran ve bu konuda kazandığı alışkanlığı bir türlü değiştiremeyen Sayın Pilli, her ne hikmetse, darbe sonucu devrilmiş sürgünde bir devlet başkanı gibi bir anda kanal kanal dolaşmaya başladı. Madem bunu yapabiliyordu, keşke bakanlığı sürecinde de yapsaydı da, bakanlığı tüm medya kuruluşlarına eşit yaklaşıyormuş gibi dursaydı.

Sanki, üç beş gün öncesine kadar alay konusu olan, aşıda torpil yoktur diyemem diyebilen, herkes kendi başının çaresine baksın bizden bu kadar deme cesaretini gösteren Sayın Pilli değilmiş gibi, yalnız UBP’de değil, ülkede her şeyi alt üst etti bu görevden alma. Halbuki, alt tarafı başbakan kabinesinde kendine uygun bir revizyon yapma takdirini göstermişti. Halkın tepkilerini, bir dereceye kadar anlarım. UBP’lilerin tepkilerini de anlarım. Ama, kimse kusura bakmasın muhalefetin tepkilerini anlamam.

Sahi, bizdeki muhalefet değil miydi, Başbakan’ın Pilli’yi en başarılı sağlık bakanı ilan etmesine tepki gösteren? 

***

Anlaşılan o ki, sular öyle bir çalkalandı, “çok erken” erken seçim takvimi de gelip kapıya çattı. Pilli’nin ardından alay konusu olan yanları ve son günlerdeki hengamesi kaldı. Bir de, bir yılı aşkın bir süredir ikinci ya da üçüncü dalga için hazır hale getirilememiş sağlık sektörü...

***

Başbakan doğruyu yaptı. Tek kusuru var! 

Başbakan olarak kabineyi kuracağında, Sayın Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın Sağlık Bakanlığı’na düşündüğü ilk isim Ali Pilli değildi, Faiz Sucuoğlu’ydu. Her ikisi de orada. Faiz Bey, sağlık bakanlığındaki kötü durumu bildiğinden bu görevi üstlenmeyi uygun görmemişti. Dönemin başbakanı Tatar da, sırf UBP teamüllerini korumak ve Güzelyurt – Lefke ilçelerinden birisinin de bakan olmasını sağlamak adına, kurultay yarışında kendisine destek veren Ali Pilli’yi bakan yapmıştı. Tabi, Faiz Bey, o günlerde, kendi Sağlık Bakanlığı döneminde başlattığı bazı konuları, çaktırmadan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesine alarak başlattığı projeleri bitirmeyi hedeflemişti. Sayın Ali Pilli’nin ise ne bir projesi, ne bir hedefi, ne bakanlıkla ilgili bir bilgisi ne de bir stratejisi vardı. Güzelyurt Hastanesi’nin bitirilmesi hedefi hariç. Bu hedef bakımından da önünde ciddi engeller vardı. Çünkü Maliye, Türkiye’den bulacağı kaynakla birlikte Girne yeni hastanesi için bütçe tahsis etmiş ama Güzelyurt için tek kuruş tahsis etmemişti. Sayın Pilli’de Sağlık Fonu’nda biriken paralara bu amaçla göz dikmişti. Pek çok daha acil ve elzem yatırım yapılması gereken konular dururken üstelik. Ben o dönemi yakından gözleyenlerden ve bilenlerden birisiyim.

***

Pandemi sürecinin patlak vermesiyle, dönemin hükümeti alışkın olmadığımız olağanüstü kararlar almaya başlamıştı. Sayın Pilli’nin bu süreci yönetemeyeceği, ülkede vakalar başlamış olduğu halde altyapıya yönelik herhangi bir çalışma yapmadığını, tüm önerilere kapalı olduğunu ve inat ve kapris yaptığını farketmemiz çok uzun zaman almamıştı. Defalarca, Sayın Ersin Tatar’a Pilli’yi görevden alması gerektiği yönünde tavsiyelerde bulundum ve mesajlar attım. Biliyorum ki, bunu yapan tek kişi de ben değildim. Sayın Tatar, bir kaç kez Pilli’yi görevden almayı düşünmüşseydi bile, yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri bu düşüncelerini hayata geçirme cesaretini kendisine verememişti.

Daha sonra Ersan Saner umulmadık veya beklenmedik bir şekilde başbakan oldu. Kendi kabinesini oluştururken çok fazla da seçme şansına sahip olamadı. Ne var ki, Sayın Saner, göreve başladığı andan itibaren Sayın Pilli ile bir türlü gerekli ten uyumunu yakalayamadı. Sayın Pilli de bu uyumu yakalamayamadı.

***

Tüm bu hususlar bilinirken, Sayın Başbakan’ın Sayın Pilli’yi görevden alması kadar doğal bir durum olmadığı da kolaylıkla anlaşılabilir. Ersan Bey, belki tecrübesizlik, belki de beyefendiliği dolayısıyla, kapalı kapılar ardında Sayın Pilli’yi istifaya davet ederken, kamuoyuna böyle bir konu dedikodudur ya da en büyük sağlık bakanı bizim bakanımızdır gibi söylemlerde bulunmasaydı da, “Sayın Bakanla aramızda bazı sorunlar var bunları çözmeye çalışıyoruz. Çözemezsek herşey mümkün” gibi ya da bu mealde açıklamalar yapsaydı, Ali Pilli halkın gözünde mağdur görülmeyecekti. Dahası, şayet Ali Pilli, direnmeyip bürokratlarında bazı değişiklikler yapmayı göze alsaydı, belki de halen görevinin başında olacaktı. Bu konuda dahi inat etmeyi tercih etmişti Sayın Pilli. Keşke Sayın Başbakan da, beyefendilik yapmak yerine, “ben başbakan olarak böyle gerekli gördüm çünkü!” deme cesaretini gösterseydi. Gösterseydi, Sayın Pilli bu kadar çok bu konu üzerinde söz söyleme ya da ilgi çekme şansına sahip olmayacaktı.

***

Bu görevden alma hikayesi, boğazımızdan geçecek ekmekle imtihanımız olan bu günlerde, yalnızca geçici ve yapay bir halk kahramanı yaratmamıştır. Bu olay, pek çok fitili ateşlemiştir. Bu ateşlenen fitil, “çok erken” erken seçime kadar gidecek gibi görülüyor.

UBP’de ise, birileri bilinçli olarak derhal kurultay yapılmasını sağlamak için parti tabanını ilmek ilmek işliyor. Unutuluyor ki, bu ilmekler gün gelir birilerinin eline ayağına dolaşır. Sayın Ali Pilli de bu rüzgarın etkisiyle başkan adaylığına soyunursa şaşmam hiç.

Ben söyleyim de kimse boşuna ümitlenmesin, seçim o kadar çok yaklaştı ki, kurultayı yapacak kadar bile zaman olamayacak.

Esas mesele, bu kısır kavgalar olup biterken bizim insanımızın gün be gün açlık sınırına yaklaşmasının nasıl önleneceğini bulmaktır.

***

Son sözüm Sayın Pilli’ye dostane bir nasihat! Pay almak isteyen başkaları da varsa alabilir. Yürüdüğünüz yolu yürürken, Nasreddin Hoca ile Timurlenk arasında geçen fil muhabbetini hiç ama hiç unutmayınız...

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Av. Feyzi HANSEL yazıları