Kırk Derenin Suyu

Av. Feyzi HANSEL
feyzihansel@gmail.com
Av. Feyzi HANSEL

Hüseyin Özgürgün'ün fedakarlığı unutulmamalı!

Yayın Tarihi: 18/05/21 07:00
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Ülkede kopan yaygarayı bazen anlamak hiç de mümkün olmuyor. Hele konu meclis çalışmaları ve bu çalışmalarda yaşanan kısır çekişmeler olunca gerçekten dumura uğruyorum.

***

Hukuk fakültesine başladığımız ilk yıl, aldığımız derslerden birisi de Anayasa Hukuku idi. İyi saatte olsun, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Sn. Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu bizim hocamızdı. İlk yıl, Doğu Akdeniz Üniversitesi'nin CLA21 amfisinde yüzlerce öğrenciyle birlikte ders almıştık. Genellikle hukuk fakültelerinin birinci sınıfları çok kalabalık olur. Sınıflar ilerledikçe, kalabalık azalır. Hatta, DAÜ Hukuk Fakültesi'ndeki amfiiler bile bu mantıkla tasarlanmış olsa gerek, çünkü ikinci sınıf amfisi daha büyük, üçüncü sınıf amfisi orta, son sınıf amfisi ise diğerlerine nazaran oldukça küçüktü.

***

Konuya dönelim. Necmi Yüzbaşıoğlu, Anayasa Hukuku'nu anlatmaya parlamenter rejim ile başlamış ve parlamenter rejimlerdeki parlementolar ile ilgili çok çarpıcı bir söz söylemişti: "Meclis kadını erkek, erkeği kadın yapmaktan başka herşeyi yapmaya muktedirdir." Aslında bu veciz söz, Magna Carta neticesinde şekillenmeye başlayan ve Fransız İhtilali'nden sonra neredeyse günümüzdeki şeklini alan İngiliz Parlamentosu'nun ne denli yetkili olduğunu ortaya koymak amacıyla yine Britanya'da söylenmişti.

***

Bizim ülkemizde de hakim olan anayasal rejim parlamenter sistem ve kuvvetler ayrılığıdır. İngiltere'den farklı olarak bizde, yazılı bir anayasa var ve bu anayasa bazı çerçeveler çizmektedir. İşte bu pencereden bakıldığında, bizim ülkemizde de meclis, anayasanın çizdiği çerçeveyi aşmamak kaydıyla, kadını erkek, erkeği de kadın yapmaktan başka her yetkiye sahiptir.

***

Yazılı anayasa bulunan ülkelerde, bizim ülkemiz de bunlardan birisidir, Meclis, anayasada açıkça yasaklanmayan herşeyi yapabilir. 

Biliyorsunuz, günlerdir, haftalardır seçim tarihi ekseninde, konunun görüşüleceği komitenin sürekli komite mi yoksa geçici komite mi olacağı tartışılıp duruyor. Meclis İçtüzüğü gereği, seçim konusu sürekli komitelerden olan Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi'nde görüşülmelidir. Buna rağmen, seçim tarihine ilişkin karar verme yetkisi anayasa gereği Meclis Genel Kurulu'ndadır. Diğer bir deyişle, komite süreci bir hazırlık süreci veya işlemidir. Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi'nde hükümet ya da UBP 3, muhalefet ya da CTP ve HP 3 üyeye sahip. Komitelerde ayırt edici oy olmadığından, oyların eşitliği halinde, komite gündeminde görüşülen konu reddedilmiş sayılıyor anayasa gereği. İşte iktidarla muhalefet bu durumu birbirini terbiye etmek için veya sıkıştırmak için kullanmayı tercih ediyor.

***

Meclis İçtüzüğü'nde yapılacak bir değişiklik ya da borçilişkilerine uygulanacak kuralları düzenleyecek bir çalışma için bu memleketin meclisinde, hazırlık sürecinin yürütüleceği komite Hukuk ve Siyasi İşler komitesi olmasına rağmen, bizim meclisimiz, genel kurulu kararıyla bu konuları ayrı ayrı görüşmek amacıyla ad-hoc komiteler oluşturulmuştur. İçtüzük değişikliğiyle ilgili komite Sn. Teberrüken Uluçay'ın Meclis Başkanlığı döneminde oluşturulmuştur.

***

Meclisimizde temsil edilen 6 siyasi parti varken sadece 3'ünün grubu olduğu için komitelerde 3 parti temsil ediliyor. Sn. Teberrüken Uluçay, Meclis İçtüzüğü'nü değiştirme çalışmalarına başladığında, yine grubu bulunan parti sayısı 3'tü, ancak, içtüzük bütün ülkeyi ve Meclis'te temsil edilen tüm siyasi partileri ilgilendiriyor diye tüm partilerin temsil edileceği bir geçici komite oluşturulmasını talep etmişti. Aslında hazırlık sürecindeki yetkili komite Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi'ydi; ancak, görünen neden, tüm partilerin temsiliyetinin sağlanması amacıydı ve bu nedenle özel bir komite oluşturulmuştu.

***

Peki o zaman neden bugün muhalefet hükümetin seçim tarihi için özel bir komite oluşturmasına karşı çıkıyor? Geçmişte CTP'nin önerisiyle oluşturulan benzer bir çok komite varken bu gün bu isyan niye?

En azından meclis içtüzüğü bütün ülkeyi ilgilendiriyor da seçim ilgilendirmiyor mu diye sormazlar mı adama? Seçim de tüm ülkeyi ilgilendiriyor. Dolayısıyla, seçim takvimine ilişkin görüşme ve hazırlıkların yapılacağı komitede, yalnızca Mecliste grubu olan partilerin değil, Mecliste temsil edilen tüm partilerin temsil edilmesi anayasal mevzuatımız açısından da gereklidir.

***

Adhoc komite oluşturmak anayasaya da, içtüzüğe de aykırı değil; olamaz.

***

Son bir anekdot. Dörtlü koalisyon kurulurken, UBP'nin 21 milletvekili vardı CTP ve HP'nin de toplam 21 milletvekili vardı. Dörtlü koalisyonun komitelerde çoğunluk sahibi olabilmesi için dönemin UBP Genel Başkanı Sn. Hüseyin Özgürgün, UBP'nin komitelerde sahip olması gereken üye sayılarına rağmen UBP'nin birer üyesinden feragat ederek çoğunluğun iktidar partilerine geçmesini sağlamıştı. Midasın hakkı midasa. Sn. Özgürgün'ün ve UBP'nin o zaman gösterdiği bu demokratik olgunluğu bugün muhalefet gösteremiyor. Üstelik bugün UBP'nin 20 milletvekili var, CTP ve HP'nin de toplam 18 milletvekili. 

Sormazlar mı adama siz neyin kavgasını veriyorsunuz diye?

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Av. Feyzi HANSEL yazıları