Kırk Derenin Suyu

Av. Feyzi HANSEL
feyzihansel@gmail.com
Av. Feyzi HANSEL

Konuşul(a)mayanlar!

Yayın Tarihi: 16/03/22 09:44
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Siyasetin hiç bir kıymeti yok ki! Konuşulmayanlar, siyaset ile ilgili değil. Konuşulmayanlar münhasıran gelecek ile ilgili...

2008 yılında yürürlüğe giren tek sosyal güvenlik yasası ile, kamu - özel sektör farketmez, çalışanların emeklilik aylıkları Sigortalara, kıdem tazminatları ise İhtiyat Sandığı'na yüklendi. Kötü mü? Hayır. Hatta, en doğrusu. Sorunlar var ama. Örneğin devlet, kamu çalışanlarına düzenli artış yapar. Yapılmalıdır da. Özel sektör ise, maaş miktarını artırsa da, asgari ücretten maaş çekenlerin ezici çoğunluk olduğu gerçeği, kamudan emekli olanların yarın sigortadan daha yüksek emeklilik alacağı ama özel sektörden asgari ücret üzerinden emekli olanların yarın sigortadan yine asgari ücret seviyesinde maaş alacağı demektir aslında. Diğer bir deyişle, 60 yaşına kadar kamuda daha rahat koşullarda çalışanlar ile 60 yaşına kadar özelde daha zor koşullarda çalışanlar arasında, devlet eliyle kalıcı bir uçurum oluşturulmuştur. Bu bir gelecek hırsızlığıdır. Bu mevzuatı yapan da, uygulamayı denetlemeyen de, özel sektörde barem ve basamak ya da farklılaştırılmış asgari ücret uygulaması düzenleyemeyen de gelecek hırsızlığından müştereken sorumludur.

Dahası var! Bu memlekette, hatırı sayılır büyüklüğü olan ve yüzlerce hatta binlerce insan çalıştıran özel sektör girişimleri var. Artsın eksilmesin. Çünkü, kamuya alternatiftirler iş gücü ve istihdam açısından. Peki ama, buralarda çalışanların tümü de mi asgari ücretle çalışıyor? Ya da, bu işyerlerinde kıdem - astlık - üstlük gibi unsurlar hiç mi yok? Var elbet! Var da, bunun sigortalara ya da ihtiyat sandığına ya da vergiye yansıma oranı ne? Diğer bir deyişle, pek çok insan beyan edilenden daha fazla gelir ya da maaş elde etse de, gerçek gelirler ya da maaşlar asgari ücret üzerinden beyan ediliyor. Vergi kaçağı, ihtiyat sandığının zayıflatılması, sigortaların boşaltılması değil midir bu? Yani bu da gelecek hırsızlığı değil midir?

Bu yazılanlar konuşuluyor mu? Bu yazılanların konuşulması tabu olarak görülmüyor mu? Bu olaylara sebebiyet verenler ile buna göz yumanlar, aynı etkinliklerde boy gösterip kurdele kesmiyor mu? Seçimlerde, buralar "dostane!" amaçlarla ziyaret edilmiyor mu? Bunlar da konuşulmuyor. Konuşmak zorundayız!

Sonra, bu memlekette her derdin çözümü Türkiye, her sorunun müsebbibi de Türkiye olarak görülmüyor mu? Devleti ve Türkiye'yi sevenler ya da sevmeyenler diye ayrıştırılmıyor mu insanlar? Ne için, iktidara gelmek ya da iktidarı korumak için değil mi? Peki Türkiye bunun neresinde? Neyse, bu ayrı bir konu zaten! Bunu konuşmak da tabu! Bu konuda da tecrübelerim var. Vakit saat geldiğinde yazılacak elbet. Mesele Türkiye değil. Mesele günlük menfaatler uğruna sığ bir körlük içine girmiş ve gelecekten kopmuş olmak! Mesele, ay sonu maaşları ödeyip ortamı sakin tutmak sadece. Sonra Türkiye hastane yapsın, külliye yapsın, para versin ama biz sövmeye devam edelim. O bakanı istemedi Türkiye, bu bakanı istedi Türkiye! Biz Türkiye'nin önüne en son ne zaman inanç ve kararla uygulayacağım ve geleceği planladığımız bir plan ya da proje koyduk? En son ne zaman Türkiye'den gerçekten yapabileceğimiz bir şeyleri yapmak için yardım istedik? Gerçek bir şeyler yani! Gerçekten! Ne zaman? Ben, görmedim, ya da bilmiyorum. Söveceksek Türkiye, isteyeceksek Türkiye, şikayet edecek Türkiye, birbirimizi çekiştireceksek bile Türkiye! 

Sahi, biz en son ne zaman bu memleketin geleceğini düşünen bir proje hazırladık ve uygulamaya soktuk? En son ne zaman maaşlar dışında bir meseleyi kendimize dert edindik?

Kimse kusura bakmasın! Geleceği çalan Türkiye değil. Biz kendi kendimizin geleceğini kendi ellerimizle kurmak için ne zaman çalıştık en son? Ya da bunları birbirimizi ötekileştirmeden ve bu işlerin içine Türkiye'yi katmadan en son ne zaman konuştuk? Biz hırsızlarız. Gelecek hırsızları...

Pardon! Biz hala parasını ödeyip alamadağımız elektrikte, yanmayan sokak lambalarında ve yolların çukurlarındayız. Yarın mı? Kimin umurunda?

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Kuzey Kibrisli16/03/22 12:54
Bu yazınızda katılmadığım ve onaylamadığım tek husus “ Kimse kusura bakmasın! “ ifadenizdir. O noktayı geçeli yıllar oldu Sn Hansel. Kusura bakan da baksın. Mevcut durumumuz “Buradan Digomo’ya kadar…. “ ifadesini gerektirir. Kusura bakacak olanlar çarpık düzenden mammalananlardır. E onlar da bir şey yapmış olmak için baksınlar kusura…..

Diğer Av. Feyzi HANSEL yazıları