100 dolar fıkrası ve kaynak girişi

Yayın Tarihi: 29/03/22 08:30
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Yıllar önce duyduğum bir fıkrayı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Mevsim yaz, aylardan temmuz. Fransız Riviera'sında küçük bir sahil kasabası. Yaz sezonu, ama yağmur yağıyor ve her yer bomboş. Kasabada herkesin birbirine borcu var ve krediyle yaşıyorlar. Şans eseri otele zengin bir Rus turist geliyor ve resepsiyona 100 dolar bırakıyor. Ama odayı beğenmezsem paramı alıp giderim diyor ve odaya bakmaya çıkıyor. Otel sahibi parayı alır almaz kasaba olan borcunu ödüyor. Kasap, 100 doları hemen alarak toptancıya borcunu vermeye gidiyor. Toptancı da büyük bir sevinçle parayı alıp, nakliyeciye borcunu ödüyor. Nakliyeci de dönüp dolaşıp otele olan borcunu ödüyor. Ve o anda Rus müşteri odadan geri dönüyor, odayı beğenmediğini söyleyip 100 dolarını geri istiyor. Parasını geri alan Rus müşteri, kasabayı terk ediyor. Rus müşterinin bu ziyaretinden somut olarak hiç para kazanan olmuyor. Ancak tüm kasaba borçlarından kurtuluyor. Ek olarak da ekonomi büyüyor. 100 dolar 500 dolarlık işlem hacmi yaratıyor. 100 dolar kimsenin cebinde fazla süre kalmıyor. Ama tüm kasaba geleceğe daha güvenli bakıyor.

Bu fıkra aslında KKTC ile ilgili. Pandemi ve TL’nin değer kaybından dolayı ekonomimizin çarkları istenilen düzeyde dönmüyor. Borçlu insan sayımız artarken alacaklı insan sayımızda artmaktadır. Aslında borçlu olan bazı insanlarımız diğer taraftan alacaklıdır.

Bu durumda yapılması gereken, ekonomiye ekstra kaynak sağlamaktır.

Bizim diğer ülkeler gibi dış kaynak için başvurabileceğimiz alternatiflerimiz maalesef yok. Tek adres Türkiye. Bu bağlamada protokollere bağlı kalarak Türkiye’den kaynak mutlaka sağlanmalıdır.

İki ülkeyi ister Ana- Yavru, isterseniz kardeş ülke olarak tanımlayın, Hem Türkiye hem de KKTC imzalarına sadık kalmalı gerçekleştiremeyeceği konulara imza koymamalıdır. Türkiye’den en kısa sürede kaynak akışı sağlanmalıdır.

Hep konuşulan fakat hayata geçirilemeyen yatırım dostu ada vizyonu hayata geçirilmeli, Bunun için dış yatırımların gerçekleşmesi için başbakanlık bünyesinde tek durak sistemi hayata geçirilmelidir.

İç savaş yaşamış Afrika ülkesi Ruanda’da 8 saate şirket kurulurken bizim ülkemizde haftalar süren bir süreç yaşanmaktadır. YAGA ve DPÖ gibi yatırımcıların muhatap olduğu kurumlar tabela kurumları olmaktan çıkarılıp tek çatı altında toplanmalıdır.

Özellikle inşaat sektöründe atıl bir biçimde duran kaynaklar ekonomiye kazandırılmalıdır. Müteahhitler Birliği’nin yıllardır üzerinde durduğu yabancılara konut satışındaki düzenlemeler ve askeri bölgeler yasası mümkün olan en kısa sürede düzeltilmelidir.

Ülkemizde ciddi bir SWOT analizi çalışması yapılmalı güçlü yönlerimiz ve fırsatlar yerli, yurtdışında yaşayan Kıbrıslı Türklere, Türkiye’deki yatırımcılara ve 3. Ülkelerdeki yatırımcılara anlatılmalıdır.

Küçük bir ülkeyiz, ülkemize girecek olan dış kaynaklar çarpan etkisi ile önemli sorunlarımızın çözümüne olumlu etkisi olacaktır. Hükümetin bu perspektif ile yeni kaynak yaratma adına yasal düzenlemeleri biran önce hayata geçirmelidir.

Yazıma son verirken uzun yıllar LAÜ'de beraber çalıştığım, Kıbrıs Türk Mutfağı'nın duayen ismi, güzel insan  Zihni Türksel hocamızı saygı ile anıyorum.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Kaan KUTLAY yazıları