Önceleri sadece bir buzdolabı vardı

Yayın Tarihi: 13/06/22 08:00
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Ülkemizde 80’li, 90’lı yıllarda evlerin çoğunda sadece bir buzdolabı vardı. Özellikle yaz dönemlerinde su sebilinin olmaması nedeni ile evde bulunan tek buzdolabının, yarısı su ile doluydu.

O dönemlerde bu tek buzdolabına sığıyorduk. Önce su sebili hayatımıza girdi ve buzdolabın da su soğutma derdi sona erdi. Sonraki dönemde, su sebillerinden sonra ikinci buzdolapları ve derin dondurucular hayatımıza girdi. Buna rağmen sığamadık. Gerçi son iki yıldır, önce Pandemi, sonrasında TL’nin değer kaybından dolayı evde bulunun buzdolapları da boş!

Ekonomik şartlar kötü alım gücümüz çok düştü, daha önceleri de ağır ekonomik şartlar altında zor günler geçirdik. Örneğin 1994 yılında yaşanan enflasyon oranı  % 215’di. Ama o dönem bu kadar tüketim seçeneği yoktu. En basiti, o dönemin çocuklarının tüketebileceği “yemişler” sayılıydı. Şimdi ise raflar dolusu envaiçeşit ürün var.

Şimdi elektrik fiyatlarından dolayı klimaları kullanamıyoruz, eskiden sayılı evde klima varken şimdi olmayan oda yok. Akaryakıt fiyatlarından şikâyetçi olmayan yoktur eskiden her evde bir araba varken şimdi 2-3 araba. Ama akaryakıt alamıyoruz, seyrüsefer ve sigorta yenilerken zorlanıyoruz.  Ya da yenilemiyoruz. 1974’den beri toplu taşımayı geliştiremememiz bunun en önemli sebeplerinden biri.

Kısacası eskiden ekonomik kriz süreçlerinde bulunan ürünler az olduğu için, alamadığımız ürün sayısı çok fazla değildi. Küreselleşme ve Neo-Liberal politikalar sayesinde biz de tüketim toplumu olduk.  Son süreçte alım gücümüzün düşmesi ile birlikte şimdi piyasada bulunan ürün sayısı fazla ve alamadığımızdan dolayı daha ağır bir şekilde hissediyoruz.

Geçtiğimiz hafta çıkan bir habere göre ilk dört ayda KKTC’de en fazla satılan araba, pahalı bir marka.  Anlaşılan orta kesim dediğimiz kesim, süratle erimektedir. Ya üst gruba ya da alt gruba!

Literatürdeki en önemli ekonomi büyüme modelleri olan Solow Büyüme Modeli ve Harrod-Domar Büyüme modeli, tasarrufa vurgu yapmaktadır.

Ekonomimiz büyürken özellikle Annan Planı döneminde yeterli tasarruf yapabildik mi? Görünen yapmadık veya yapamadık.

1979 sonrası Çin ekonomisi mucize olarak kabul edilmekte, Çin’in tasarruf oranı %50 civarında iken yıllık ortalama %10-11 büyüdü, Hindistan’ın tasarruf oranı %28 iken %6-7 büyüdü, Türkiye’nin ise sadece %11-12 iken  %2-3 büyüdü.

Ürünleri tüketim ve sermaye adı altında iki gruba ayırabiliriz. 1960'lı yıllarda Güney Kore ve Türkiye aynı gelir grubundaydılar. Güney Kore gelirini sermaye ürünleri için kullanırken Türkiye tüketim de kullandı. 2022 yılında sonuç ortada.

Bu örnekler bize ekonomik büyümede tasarrufun ve yatırmın önemi göstermektedir. Ülkemizde yaşanan dışsal şokların etkisi ile tasarruf oranları düşmekte, bunun yanında tüketim toplumu olmamız nedeni ile arzu edilen tasarruf ve yatırım oranlarına ulaşamamaktayız. 

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Kaan KUTLAY yazıları