Felaketin ardından - I

Yayın Tarihi: 25/06/22 09:00
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Salı günü önce Yedidalga’da meydana gelen yangın ile sarsıldık, sonrasında  ise Mersinlik ve çevresinde başlayıp akşam gece yarısı sağnak yağmur sayesinde sona eren çok daha büyük bir yangın yaşadık. Yetkililer, yangının yarattığı etkiyi 20 bin dönüm olarak açıkladılar.

Bizim gibi küçük bir ülke için ürkütücü bir rakam. ABD ve Avusturalya gibi gelişmiş ülkelerin de yangınlar karşısında ne kadar çaresiz kaldığına defalarca şahit olduk. Yangının bize bir kere daha öğrettiği, tabiat ana ile mücadelede, insan ve sermaye gücünün yetersiz kaldığıdır. Dört gün boyunca uçakların, helikopterlerin, yüzlerece görevli ve gönüllülerin söndüremediği yangın dakikalar içersinde söndü. Hepimize geçmiş olsun, şükürler olsun!

Yetkiler kısa sürede kapsamlı bir rapor istemeleri elzemdir. Örneğin, yangın saat kaçta başladı? İhbar saat kaçta yapıldı? İlk ekip ne kadar sürede olay yerine intikal etti? Türkiye, İngiliz Üsleri, Güney Kıbrıs ve İsrail’den ne kadar süre sonra yardım istendi ve ne kadar sürede yangın bölgesine ulaşıldı?  Eğer bu konularda aksaklıklar yaşanmış ise nedenleri mutlaka irdelenmelidir.

Maalesef hasar çok büyük, şimdi siyaset yapmak için doğru zaman değil. Bundan sonrası için yapılması gerekenleri dostum, meslektaşım LAÜ Tarım Bilimleri ve Teknoloji Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Turgut Alas ile konuştum.

Öncelikle her yangın sonrası tartışılan Çam ve Selvi ağaçlarının ekonomik getirisi yok, çabuk yanıyorlar, kozalaklar patlayarak yangının yayılmasını hızlandırıyor yerine Zeytin ve Harnup ekilmesi gerekir görüşünü Turgut Hoca’ya sordum.

Turgut Hoca öncelikle Kalkanlı yangınından sonra yapılanların doğru olmadığını belirtti, yanan bölgelerin en az 2-3 yıl kendi haline bırakılıp çıkacak olan bitkilerin çıkıp toprağın nefes alması gerektiğini söyledi. Sonrasında doğal duruma göre planlama yapılmalıdır. Hemen yanan bölgelere traktör ve iş makinelerinin girmesinin toprağı daha verimsiz hale getireceğini belirtti.

Harnubun, dünyada yükselen bir değer olduğunu bizim ile benzer iklim yapısına sahip Avusturalya’nın bu konuda önemli yatırımlar yaptığını ifade etti.

Zeytin de ise makineli tarımın yapılması gerektiğini, insan gücüne dayalı olmasının maliyetleri çok fazla artırdığını ve zeytinin ihracata yönelik olması gerektiğini fakat kalite ve sertifikasyon konusunda eksikliklerimiz olduğunu ve bu konuda hala daha devlet politikası olmamasının anlaşılabilir konu olmadığını söyledi.

Hoca’nın Çam ve Selvi ağaçları konusunda ise  ilkokulda öğrendiğimiz Maki Bitki örtüsünü hatırlattı ve bu türlerin bizim bitki örtümüze uygun olmadığını, eğer takip edilirse yanan yerlerde ilk önce şinyaların çıkacağını belirtti.

Son olarak, benim de bugüne kadar öyle bildiğim, yangın sırasında patlayan kozalak diye bir konu olmadığını, orman bilimciler ile birlikte yaptığı araştırmalar ile ortaya çıktığını ifade etti.

Kısacası, Turgut Alas Hoca, her şeyin başının planlama ve bu planlamanın uzman kişiler tarafından yapılması gerektiğinin altını çizdi.

Tekrardan hepsimize geçmiş olsun!

Gelecek yazımda, dilim döndüğünce, naçizane, bu felaketin yaralarını sarmak için nasıl kaynak yaratılabileceğinden bahsedeceğim.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Kaan KUTLAY yazıları