AKLIMA TAKILANLAR

Ulaş BARIŞ
ulasbaris1973@gmail.com
Ulaş BARIŞ

Ahlaki çöküş...

Yayın Tarihi: 19/01/21 13:33
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus, Covid aşılarının eşitsiz dağıtımı yüzünden dünyanın "feci bir ahlaki çöküşün eşiğinde olduğu" uyarısında bulundu.

Dün canlı yayında konuşan Ghebreyesus ya da benim yazımı kolay olsun diye yazdığım ismiyle Dr Tedros, zengin ülkelerdeki genç ve sağlıklı insanların, daha yoksul ülkelerde salgın tehdidi altındaki insanlara göre daha önce aşıya ulaşmasının adil olmadığını vurguluyor.

WHO Başkanı, son derece çarpıcı bir örnek de vererek, 49 görece zengin ülkelde 39 milyon doz aşının yapıldığını belirtti ve düşük gelirli bir ülkede ise sadece 25 doz aşı yapılabildiğini ifade etti.

BBC Türkçe'den alıntıyla ifadelerini kullandığım Dr. Tedros "Lafımı esirgemeden konuşacağım: Dünya feci bir ahlaki çöküşün eşiğinde ve bu çöküşün maliyeti, dünyanın en yoksul ülkelerindeki insanların yaşamlarını ve geçim kaynaklarını kaybetmesiyle ödenecek" diyor.

Dr. Tedros "önce ben" yaklaşımının kendi kendini engelleyen bir tutum olduğunu, çünkü bunun fiyatları artırıp, stokçuluğu teşvik edeceğini vurgulayarak "Sonuç olarak bu tavır, sadece pandemiyi, kontrol altına almak için gereken kısıtlamaların yanı sıra insani ve ekonomik acıları uzatacak" diye çok doğru tespitler de yapıyor.

Öte yandan yine BBC Türkçe'den alıntıyla gidecek olursam, dünyadaki aşı kampanyası yürüten grupların koalisyonu olan "Halkın Aşı İttifakı" zengin ülkelerin aşı stokladığını ve daha yoksul ülkelerdeki insanların aşı olma şansını kaçırdığını söylemiş.

İttifak, yaklaşık 70 düşük gelirli ülkenin nüfuslarından sadece 10 kişiden birini aşılayabileceğini belirterek, özellikle Kanada'yı eleştirmiş ve bu ülkenin her bir Kanadalıyı 5 kere aşılayacak sayıda aşı siparişi verdiğini açıklamıştı.

Evet, yanlış duymadınız, 5 kez!

Şu anki şartlar, ekonomi ile birlikte sevk ve idare konusunda yaşanan büyük sıkıntılar dünyanın fakir ülkelerinde ortalama 10 kişiden 1'ine aşı olma şansı verebilecek şekildeyken, hepimizin özendiği, gitmek istediği, medeniyetin beşiği saydığı ve yaşamak istediği Kanada, ekonomik gücünü kullanarak kendi vatandaşlarını tam 5 kez aşılayacak şekilde aşı sipariş vermiş!

Hatırlıyorum da, salgının ilk çıktığı aylarda El-Cezire televizyonunun bir programını izlemiştim. Kanal, Kenya'da sokak röportajları yapıyordu. Mikrofonu güleç yüzlü bir adama uzattılar ve sordular: "Covid'ten korunmak için hijyen kurallarına ne kadar uyuyorsunuz, ellerinizi ne sıklıkta yıkıyorsunuz?"

Adamın bu soruya cevabı çok dramatikti: "Biz daha içecek su bulamıyoruz, elimizi nasıl yıkayacağız?"

Uzun süre şok içinde televizyonun karşısında oturduğumu ve bu duruma gözyaşı döktüğümü hatırlıyorum.

Aslına bakarsanız, o günden bugüne Kenyalı adam için iyiye giden hiçbir şey yok.

Hatta, bilakis, kötüye giden bir sürü şey var.

Mesela, geçen yıl bu zamanlar Covid-19'dan korunmanın önemli bir yolu olan hijyen konusunda 'susuzluk' yaşayan aynı Kenyalı adam, bugün de salgını durdurmanın en önemli çaresi olarak duran aşı tedariki konusunda 'aşısızlık' yaşamaktadır. Bu Kenyalı adamın durumunda en az 3 milyar insan olduğunu söylememe gerek olmadığını düşünüyorum.

Öte yandan dünyanın genel geçer adaletsiz durumunu ortaya koyan bu tespitin yanında, işin içinde bir de 'ayrıcalıklı kişilerin' aşılanması olgusu, olayın bireysel bencillik boyutu vardır.

Yani paranız, nüfusunuz veya Sağlık Bakanı Ali Pilli'nin dediği gibi "bir dayınız" varsa, risk gruplarından önce aşıyı tatbik edecek torpiliniz de potansiyel olarak vardır demektir.

Bu bağlamda, beni son zamanlarda en çok utandıran şey, ülkemize gelen aşıları, sırası gelmediği halde yukarıda saydığım potansiyel torpiller vasıtasıyla olup, sonra da yetmezmiş gibi fotoğraflarını 'çok şükür aşımızı olduk' şeklinde sosyal medyadan paylaşanların hali olmuştur.

Bunun edep dışında vicdanla alakalı olduğunu düşünüyorum ve haliyle, en yüksek risk grubunda bulunan 65 yaş ve üzeri analarımızın babalarımızın ivedi şekilde olması gereken bu aşıları 'torpille' kendilerine saldırtan bu anlayışın bu kifayetsiz hali devam ettiği sürece hiçbir zaman hayır etmeyeceğimizi düşünüyorum.

Dolayısıyla, eski normalin anomalileriyle, adına yeni normal dediğimiz şeye geçmemiz mümkün değildir, olmayacaktır.

Kendi nüfusunun 5 katı aşı tedarik eden Kanada da geçemeyecektir, dayısının torpiliyle aşı olan yurdum insanı da geçemeyecektir.

Anlaşılmayan şey, Covid-19'un ne sınır, ne ırk ne de başka bir şey tanıdığı gerçeğidir.

Covid-19, bunun yanı sıra popülizm denen şeyden de habersizdir, laftan anlamaz.

Ve Covid-19 denen illet, yani tüm insanlığın ortak düşmanı olan bu virüs, sadece bireysel değil, bilakis devletler üzerinden sürdürülen bu bencil anlayış sürdüğü sürece, ancak ve ancak Dr Tedros'un yaptığı tespit gibi 'salgını ve onun açılarını uzatmaktan' başka hiçbir şeye yaramayacaktır.

Sen kendi evinde türlü imkanla, virüs yokmuş gibi hayatını sürdürürken, yan evde aç susuz ve işsiz bekleyen komşunun varlığını bilerek yaşıyorsan, insanlıktan nasibini almamışsın demektir.

Sen Kanadalı olarak aşı bolluğu ile mutlu mesut yaşarken, sadece aşısız değil, aç ve susuz ölümü bekleyen Kenyalı adamı görüp de insan olduğun için şükür filan edemezsin.

Bu noktada, bizim sol çevrelerinde çok sevdiğimiz romantik bir lafımızı not ederek bitirmek isterim…

"Kurtulmak yok tek başına, ya hep beraber ya da hiçbirimiz…" 

Tam da budur...

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.