"Öpücükler, kızın İl"

loading
10 Temmuz, Cuma
£

8.64

7.74

$

6.86

A- A A+

“Öpücükler, kızın İl”

“Canım babama, bu tatlı tutkusuyla nice yolculuklara. Öpücükler. Kızın İl.” diye bir cümle vardı ve hediye edenin imzasının altında “3 Ocak 1989” diye bir tarih bulunuyordu kitabın ilk sayfasında. Kütüphane’de, bu yazıyı görerek alma tercihinde bulundum kitabı.

Biyografileri seviyor olmam da etkendi ama, başında kitabın bir hediye olması ve sonrasında da kütüphaneye hediye edilmesi etkiledi beni doğrusu. Çünkü kitap kızı tarafından şimdi hayatta olmayan birisine hediye edilmişti.

Kitabın adı “Cuntayla Savaşım”.

Melina Mercouri’nin Yunan Cuntası tarafından vatandaşlıktan atılmasından sonra yazmağa karar verdiği hayatını anlatan hatıralarının bulunduğu, 1988 basımlı bir kitap.

Bir sanatçı, sinema oyuncusu olarak döneminin en iyileri arasına giren Mercouri’yi bu yanıyla tanımamız mümkün. Ancak onun mücadele yılları var. Kazanımla sonuçlanan mücadele yılları.

Aşığı olduğu ülkesine (Yunanistan) bağlılığı yanında, ülkesinin demokratikleşme sürecindeki acılarını da yansıtmış hatıralarına. Çünkü bu acıları birey olarak en derinden yaşayanlardan biri.

Cuntanın yıldırmak ve vazgeçirmek için tüm yakınları ile birlikte kendi üzerine kurduğu yokedici baskıdan sıyrılmayı bilecek kadar dirençli ve inançlı olması, başka bir dikkat çekici yanı olarak karşımıza çıkıyor.

*

Mercouri 1994’te öldü. Ardında acılarına ve zorluklarına rağmen, yüksek devinimli bir yaşamı yaşayarak geride bırakmış olarak ve bu bıraktıklarının yanına demokrasi mücadelesini de ekleyerek.

Ülkesinin demokrasi mücadelesinde en ön saflarda yeralan Mercouri, bu vasfı sayesinde cuntanın hedefi olmuş ve Yunan vatandaşlığından atılmıştı.

Kararın verildiği gün kendini vatandaşlıktan atan cuntanın liderini hedef alan açıklamaları tarih önünde onu haklı çıkarmakla kalmadı, kozların değişeceği günleri görmesini de sağladı.

Melina, vatandaşlıktan atıldığı gün gazetecilere verdiği demeçte, “Yunanlı doğdum, Yunanlı öleceğim ama Albay Papadopulos faşist doğdu faşist ölecek” demişti.

Kitap yazıldığında Mercuri, acılarını yaşaya yaşaya geride bırakmış ve Yunanistan’ın Kültür Bakanı olmuştu. Aynı tarihlerde ise Albay Papadopulos, ömür boyu hapis cezasının ilk 14 yılını yatmıştı.

Kaderin döngüsü gibi görünsede, doğrunun biricikliği ile ilgiliydi aslında yaşananlar. Biri ülkesi için mücadele etmiş, bir diğeri bu mücadelede cunta zihniyetli bir felsefe ile diktatörlük yaratmıştı.

Bugün Melina Mercuri’nin doğduğu günü. Hakkında; sanatı, sinema oyunculuğu, bakanlığı ve mücadelesi için yazılacak daha çok şey var Mercouri’nin. Okunacak da çok şey var.

*

Kitabı babasına hediye eden ve okumam için yazıyı görmemi sağlayıp etkileyen kişi İl, Kutlu Adalı’nın kızı İl Adalı idi. 89 yılında çok sevdiği babasına öldürülmesinden sadece 8 yıl önce hediye etmişti bu kitabı ona. Daha sonra da aile kütüphaneye bağışladı, içeriğinde bir mücadelenin tarihi olan kitabı.

Kitap hala okunmaya değer, faili meçhul bir cinayetin hala üzülmeye değdiği gibi!

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.