Kudret Hoca’ya samimi bir sesleniş

Yayın Tarihi: 30/11/20 07:00
okuma süresi: 8 dak.
A- A A+

2012 yılında “Toparlanıyoruz Hareketi” ile siyasi hayatımıza girdi Kudret Özersay

Esasında "siyasi hayatımız" dememek gerek çünkü bir “hareket” bir STÖ olarak ortaya çıkmıştı, fakat 2015 Cumhurbaşkanlığı seçimi ile başlayan yükseliş…

Biraz mecburiyetten, biraz baskılara dayanamamasından ki bir parti kurulması için ısrar edenlerden biri de benim, biraz da stratejik gereksinimden, siyasi bir partiye dönüştü Kudret Özersay’ın Toparlanıyoruz Hareketi…

Dönüşmesi gerekir miydi?

Bence gerekirdi…

Tüm hatalara, yanlışlara, siyasi çalkantılara rağmen…

Halkın Partisinin varlığı, var oluşu, bu ülkenin siyasi hayatında çok şeyi değiştirmiştir diye düşünüyorum…

UBP içerisinde bir yenilenmeden, bir değişimden, bazı taşların yerinden oynamasından bahsedeceksek...

Bunda Halkın Partisi’nin de payı vardır...

CTP’nin içerisinde bu kadar çok yeni ve genç, vekilin, örgüt mensubunun olmasında…

CTP’nin merkeze daha çok yanaşmak istemesinde ve buna göre kadrolar oluşturmaya çalışmasında da, Halkın Partisi’nin etkisi vardır…

YDP’nin ortaya çıkması da, Halkın Partisi’nin ve Kudret hocanın önünün kesilmesi için yapılmış bir harekettir de diyebilirim…

TDP’de, Harmancı seslerinin yükselmesi de buna örnektir…

DP’nin dağılmasının sebeplerinden biridir yine, Halkın Partisi ve Kudret Hoca'dır...

Bu örnekler çoğaltılabilir de…

Yani Kudret Özersay’ın, Halkın Partisi’nin, KKTC siyasetinde kısa sürede çok büyük etkileri olmuştur…

İyisiyle kötüsüyle…

İlk önce hakkını vereceksin yiğidin…

Ondan sonra gerekenleri söyleyeceksin…

“Yiğidi öldür hakkını ver” misali…

Devam edecek olursak…

Halkın Partisi ve Kudret Hoca siyasi hayatımıza girdi…

Beklentiler çok yüksekti…

Bu beklentileri de Kudret hoca yükseltti…

Zaten yükseltmeseydi de bu oyları alamazdı…

Parti kurulmasından sonra, ilk kurultay ile bazı sorunlar ortaya çıkmaya başlamıştı…

Fakat çok güçlü bir figür olan Kudret Özersay vardı ve kimse ona bişey demeye cesaret edemiyordu, işlerine de gelmiyordu…

Daha sonra, 2018 seçimlerinden önce, Milletvekilliği sıralaması, bazı çatlakları da, yüz üstüne çıkartmaya başlattı…

Halkın Partisi’nin ne olduğunu bilmeyen, anlamayan, hissetmeyen bazı kişiler partiye girdi, meclise girdi…

Bu yolu beraber yürüdükleri ile değil de, yolda buldukları ile yürümeye başlamıştı Halkın Partisi ve Hoca…

Parti dışından da Hoca’nın etkilendiği kişiler vardı…

Daha sonra 4’lü hükümet ve onun bozulmasıyla ortaya çıkan UBP-HP hükümeti…

Bu süreçte 4’lünün bozulması, 4'lüden önce, UBP için söylenenler, daha sonra UBP-HP koalisyonu...

Bunlar siyasi hayatta olabilecek, siyasi ve stratejik hamleler ve oyunlardı…

Bunlardan çok daha fenasını, kötüsünü,  UBP’de, CTP’de, DP’de, TDP’de yapmıştır siyasi hayatları boyunca…

Fakat bunları Kudret Hoca ve Halkın Partisi yapınca…

Toplum, o kadar inanmış ve güvenmişti ki Kudret Hoca’ya...

2020’deki Cumhurbaşkanlığı seçiminde cezasını çok ağır kesti…

Bunun yanında, Kudret Hoca’nın tek amacının Cumhurbaşkanlığı olması ve partiyi büyütmek yerine, kendi ajandasının farklı olduğu da ortaya çıktı…

Tüm bunlar, Hoca’nın bu sonucu almasındaki etkenlerdendir…

Bu ağır hesabın diğer bir nedeni de, Akıncı-Türkiye geriliminde, safların çok keskin olmasıydı...

Kudret Hoca’nın, bazılarının dediği gibi “Ankara’nın Adamı” olmadığı da ortaya çıkınca…

Tatar desteklendi…

Ceza daha da ağırlaşmış oldu Kudret Hoca için…

Kudret Hoca son seçimlerden sonra “Siyasi yaşamımı gözden geçirmem gerek” gibi bir söz sarf etti…

Kudret Hoca’nın artık bir karar vermesi gerek…

Söylediği, duygusal bir anda söylediği, bu cümleyi ne yapacak?

Kudret Hoca’nın KKTC siyasetinde olması çok önemlidir…

Bilgisi ve artık edindiği tecrübesi ile artık daha doğru hareketler edebilir…

Daha doğru kişiler ile yürüyebilir…

Kendisi de, sadece duymak istediklerini söyleyenler ile değil, onun iyiliğini isteyip, duymak istemediklerini söyleyenler ile de yürümesini öğrenmiştir…

Ama bir de, yüzünü bir süre olsun dinlendirmesi gerektiğini anlamıştır diye düşünüyorum…

Bu siyaseti bırakması anlamına kesinlikle gelmez…

Artık çok daha tecrübelidir ve siyasette de, Halkın Partisi içinde de olmalıdır…

Fakat Halkın Partisi’nin de kurumsallaşması…

Gerçek bir parti olması…

Yeniden örgütlenmesi…

Parti Meclisi ve MYO’nun yenilenmesi için…

Kudret Hoca’nın bu değişime izin vermesi, destek olması, gerek diye düşünüyorum…

Kudret Hoca’nın partisinden ilk istifa eden kişiyim herhâlde…

Ama onun dürüstlüğüne, ülke sevgisine, bu ülkenin tek kuruşuna sahip çıkacağına...

Rüşvetmiş, hırsızlıkmış, bu tür şeyler ile hiçbir zaman alakası olamayacağına, o, ilk istifa ettiğim günlerde bile kefil olurdum…

Ama naçizane düşüncem, tüm samimiyetimle…

Kudret Hoca’nın, hem kendisine, hem de Halkın Partisi’ne, bir şans vermesi gerektiğidir…

Toplumu suçlamak yerine, toplumu anlamaya çalışmalıdır...

Öfkesini bir kenara bırakıp, hatayı kendisinde arayıp, hem kendisini hem de partiyi tekrardan canlandırmanın yolunu bulmalıdır...

Bunu da partiden kopmadan ama partiye kuramsallaşma şansı vererek yapması gerekir…

Kudret Özersay'ın kurduğu, bir kitle partisine dönüşmelidir Halkın Partisi...

Umarım beni doğru anlar…

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Serhan AKTUNÇ yazıları