UBP’de tehlike çanları çalıyor...

Yayın Tarihi: 12/01/21 09:00
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Cumhurbaşkanlığı seçimi ile, ülkede bazı taşlar yerinden oynamaya başlamıştı...

Başlamıştı başlamasına fakat...

UBP’liler “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” düşüncesiyle...

Taşların yerinden oynamasını çok da sorun etmiyorlardı...

Cumhuriyet kuran bir partinin...

Ülkede en büyük örgütlemeye sahip partinin...

Kimyası değişmeye başlamıştı...

Bu kimya değişikliği, UBP yöneticileri tarafından, UBP’ni daha merkeze, kadrolarını geliştirmeye ve gençleştirmeye yönelik bir şans olarak görülebilseydi...

Eskimiş, tek siyasi jargonu “Rum-Yunan ikilisi” olan UBP için, bir fırsat olabilirdi bu kimya değişimi...

Fakat UBP içindeki statüko çevreleri...

Değişimi ve yenilenmeyi istemeyen çevreler...

Sırf kendi siyasi çıkarları için, UBP’ni daha da içinden çıkılmaz bir duruma sürüklediler...

UBP tarihi boyunca siyasi oyunlar yaşamış bir partidir...

Siyasetin doğasında olan oyunlar, UBP içerisinde daha da içselleştirilmiş, kabullenilmiş, hatta üyeleri tarafından da hoş bulunan bir durum olmuştur...

Çünkü bu oyunlar, bu siyasi hırslardan dolayı, üyeler de bir şekilde nemalanmıştır...

Kendilerini değerli ve avantajlı duruma getirmişlerdir...

Fakat bu siyasi kafa, bu siyasi düşünce artık sona ulaşmıştır...

UBP’ni, el birliği ile tüm parti üyeleri ve yöneticiler, tüm vekiller, tüm yeni ve eski başkanlar, uçurumun kıyısına getirdiler...

Artık eski UBP’li dediğimiz, şimdinin akil UBP’lileri, UBP’nin kurucusu dediğimiz kişiler bile...

"Bizim kurduğumuz parti bu değil" diyorlar...

"Bizim Cumhuriyet kuran partimiz bu olamaz" diyorlar...

Ve bunlar olurken “kıs kıs gülen” "ellerini ovuşturan" bir CTP var...

Çok agresif siyaset yapmamakla suçlanan...

Gerekli çıkışları yapmadığından dolayı eleştirilen, Tufan Erhürman, büyük ve güçlü adımlarla...

İlk seçimlerde, artık ne zaman olacaksa, Birinci parti olmaya çok ama çok yakın durmaktadır...

Uzlaşmacı, sakin, tane tane konuşması...

Kavgacı ve itici olmaması...

Onu Başbakanlığa, partisini de iktidara doğru götürmekte...

Kudret Özersay ve HP’de, herhalde, şimdi başını duvarlara vurmaktadır...

Cumhurbaşkanlığı hırsı, yanlış siyasi hareketler, yanlış kişilerin peşinden gitmeler olmasaydı...

Şimdi UBP’ye alternatif olabilirlerdi, hatta, UBP'nin yerini bile alabilirlerdi...

Ama artık maalesef iş işten geçti...

Ne derlerse desinler, HP için, eski gücüne ulaşması imkânsız...

UBP’ye dönmek istiyorum...

Bitti mi bu dönem UBP için?

Elbette Hayır...

Hala daha en örgütlü, en çok üyeye sahip parti konumunda...

Fakat sadece, kendi üyesi ve yaklaşık %25 kemik oyu var...

Bu oylar, UBP'yi kurtarmaya yetmez...

Merkez oyların, çok ama çok büyük bölümü, Tufan Erhürman’ın CTP’sine gidecek, eğer bu pastadan, bu oylardan pay alamazsa UBP...

Ve iktidarı kaybedecek...

İktidarı kaybeden UBP'de, çıkar, menfaat, ilgi alaka, mevki bekleyen tabanını da kaybedebilir...

Çünkü gücü sever UBP’liler...

Ne yapmalı?

Rahmetli Erbakan’ın bir sözü vardı...

“Değişim kanlı mı olacak kansız mı?” "önemli soru bu" demişti...

UBP’nin de, Ersan Saner’in de, buna karar vermesi gerek...

“Sağ” duruşundan, “milliyetçi” duruşundan, Kıbrıs sorunundaki söylemlerinden vazgeçmeden...

Özünden sapmadan, bir değişime, bir yenilenmeye, bir merkeze yanaşmaya ihtiyacı var UBP’nin...

Eski, örümcek kafalardan kurtulmalı...

Yeni "vitrin yüzler", aydınlık yüzler bulmalı...

Ve bu yeni yûzlerin de arkasında durmalı tüm UBP'liler...

Çünkü, vitrin yüzü olabilecek kişiler, sırf UBP'nin "kodomanları" seçim kazanacak diye kendini feda etmez...

Bu değişim ve kurtulma, acı verici olabilir...

Fakat CTP’yi yakalamak...

En azından hemen arkasında, nefesini CTP’nin sırtında hissettirmek istiyorsa...

Bu değişimi hemen yapmalı...

Hemen...

Tam zamanı...

Ortalık darmadağınken...

Ancak şimdi yapabilir bu yenilikleri Ersan Saner...

Yoksa çok kısa siyasi bir ömrü kaldı...

UBP’yi de büyük bir hezimet bekleyebilir...

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Serhan AKTUNÇ yazıları