DOĞADAN BİR HABER

Şerife GÜNDÜZ
serife2001cy@yahoo.com
Şerife GÜNDÜZ

Devlet olmanın gerekliliği

Yayın Tarihi: 17/11/21 07:00
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Literatürlerde devlet, bir ülke ve içinde yaşayan insanlar anlamındadır. Hükûmet ise devletin bir parçasıdır. Devlet, devamlı ve süreklidir. Hükûmet ise geçicidir, kısa ömürlüdür.

Devlet, kişisel olmayan bir otoritedir. Memurlar usullere göre işe alınır ve görevliler, hükûmetin ideolojik isteklerine duyarsız olacak şekilde seçilmelidir. Devlet, iyiyi ve iradeyi temsil etmeye çalışır. Fakat hükûmet ise belli ideolojileri temsil eder. Her devlet anayasasına sahip çıkmak ve korumak zorundadır [1]. Devletin nasıl olması gerektiği ile ilgili bu cümleleri her yerde bulabilirsiniz. Peki bizde durum nedir?

KKTC Anayasasında “Çevre Korunması” madde 40’ın altında 4 maddeden oluşmaktadır.

(1)        Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

(2)        Gerçek veya tüzel kişiler, hiçbir amaçla, insan sağlığını bozacak veya deniz varlıklarını tehlikeye düşürecek nitelikteki sıvı, gaz ve katı maddeleri denizlere, barajlara, göllere veya derelere akıtamaz veya dökemez.

(3)        Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin, gerçek ve tüzel kişilerin ödevidir.

(4)        Devlet, milli parklar oluşturulması amacıyla gerekli önlemleri alır.

Anayasamız bizi ve çevremizi koruma sorumluluğunu yerine getiriyor.

Peki hükümetler ne yapıyor?

Güngör Çöplüğü , milyonlar harcanarak düzenli  katı atık depolama tesisi olarak inşa edilmiştir. Çöplüğün açılışıyla birlikte Dikmen çöplüğünün zehrinden kurtulmuş, hem de atıklarla ilgili sorunlarımızın çözülmesi için bir de yönetim planı hazırlamıştır.

 Büyük umutlarla inşa edilen atık depolama sahamız günlerdir yanmakta bizde zehirlenmekteyiz.

Oldukça tehlikeli olan bu havayı solumamıza rağmen hükümetimiz duyarsız kalmaya devam ediyor çünkü  bizim hükümetlerimiz kendilerini devletin bir parçası olarak değil, devletimizi kendilerinin bir kişisel çıkar ve rant aracı olarak  görüyor. Tıpkı kendimizi doğanın parçası değil de efendisi olarak gördüğümüz gibi.

Bir taraftan termik santrallerin bacalarından çıkan gazla diğer taraftan çöplerin yakılması ile zehirleniyoruz!

 Küresel iklim krizi ile sıcak hava dalgaları ile boğuşurken, sellerle yitirdiğimiz gençlerimizi çoktan unuttuk!

Tarım ilaçlarının bilinçsizce kullanıp soframıza kadar gelmesine neden oluyoruz !

Yıllarca CMC maden atıklarının tartışıyoruz ama çevreye ve bize verdiği büyük zarardan haberdar bile değiliz!

Dağımızı taşımızı plansız kentleşme için yok ediyoruz. Taşocakları dağı patlatırken kullanılan patlayıcılardan çıkan kanserojen gazı ve tozu soluyoruz!

Sağlığımız gidiyor, hastanelerimiz doluyor, küçücük ülkede kocaman bir kanser hastası oranı gözümüzün önünde ama biz hükümetçilik oynuyoruz bütün bunlara rağmen bir de kalkıp turizm ülkesi olduğumuzu söylüyoruz!

Tüm yapılan çalışmaların, planların ve programların, yarım kalması denetimlerin ve yaptırımların uygulanmaması, kişisel istek ve çıkarların toplumu hiçe sayması ülkemizi yaşanmaz hale getiriyor.

Eğer bir devletsek, anayasamızda tüm bireylerin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı vardır diyorsak, hükümetler olarak çevremizi ve insan sağlığını temel önceliğimiz yapmalıyız.

 Unutmayalım ki korunan bir çevre, sağlıklı ve mutlu nesiller demektir.

[1] https://tr.wikipedia.org/wiki/Devlet

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Şerife GÜNDÜZ yazıları