Güven kaybolursa ekonomi durur

Yayın Tarihi: 24/03/26 07:30
okuma süresi: 4 dak.

Dünya ekonomisi artık sadece üretim ve ticaretle değil, aynı zamanda algılarla da şekilleniyor. Özellikle turizm ve yükseköğrenime dayalı ekonomilerde güven duygusu, ekonomik büyümenin en önemli temelidir. Çünkü turistler tatil için, öğrenciler ise eğitim için öncelikle güvenli ülkeleri tercih eder.

Bir ülkede gerçek bir savaş olmasa bile, savaş ihtimali veya sürekli kriz atmosferi oluşması ekonomik dengeleri hızla etkileyebilir. Turizm sektörü bu durumdan en hızlı etkilenen alanların başında gelir. Çünkü turizm, büyük ölçüde güven algısına dayalı bir sektördür. Bölgesel gerginlikler veya savaş söylemleri, turistin rezervasyon kararını doğrudan etkiler. Tur operatörleri rotalarını değiştirebilir, havayolları uçuşlarını azaltabilir ve otellerde doluluk oranları düşebilir.

Benzer şekilde yükseköğrenim sektörü de güven algısından doğrudan etkilenir. Uluslararası öğrenciler ve aileleri, eğitim alacakları ülkeyi seçerken akademik kalite kadar güvenli yaşam ortamına da bakar. Bu nedenle savaş algısı oluşan ülkelerde öğrencilerin alternatif ülkelere yönelmesi kaçınılmazdır. Kanada, İngiltere veya Avustralya gibi ülkelerin eğitimde güçlü olmasının sebeplerinden biri de sadece akademik başarı değil, aynı zamanda istikrar ve güven algısıdır.

Turizm ve üniversiteler ekonominin önemli döviz kaynaklarıdır. Bu sektörlerde yaşanacak bir gerileme sadece işletmeleri değil, restoranlardan ulaşıma, konaklamadan yerel esnafa kadar geniş bir ekonomik zinciri etkiler. Dolayısıyla savaş ekonomisi söylemi yalnızca güvenlik politikalarının konusu değil, aynı zamanda ekonomik istikrar ve toplumsal refah meselesidir.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi ekonomisi büyük ölçüde turizm, yükseköğrenim ve hizmet sektörüne dayanan ülkelerde, güven ve istikrar algısı ekonomik geleceğin en önemli anahtarıdır. Bu nedenle KKTC’nin önünde duran temel görev, bölgesel gelişmeler ne olursa olsun dünyaya “güvenli ada, eğitim ve turizm merkezi” mesajını güçlü şekilde vermektir.

Bu noktada üç stratejik adım önem taşımaktadır.

Birincisi, güven ve istikrar diplomasisi. KKTC uluslararası platformlarda ve kamuoyunda, Doğu Akdeniz’de güvenli bir destinasyon olduğunu sürekli vurgulamalıdır. Turizm ve üniversiteler için güven mesajı sadece bir tanıtım değil, aynı zamanda ekonomik bir zorunluluktur.

İkincisi, kriz iletişimi ve doğru bilgi yönetimi. Bölgesel gerginlikler karşısında devlet kurumları, üniversiteler ve turizm sektörü koordineli bir iletişim yürütmeli; yanlış algılar hızlı şekilde düzeltilmesi gerekmektedir.

Üçüncüsü, ekonominin direnç kapasitesini artırmaktır. Turizm ve yükseköğrenim yanında teknoloji, dijital ekonomi ve inovasyon alanlarında yatırımlar teşvik edilerek ekonomi daha güçlü ve çeşitlenmiş bir yapıya kavuşturulmalıdır.

Sonuç olarak şunu unutmamak gerekir:
Bir ülkeyi sadece savaş değil, savaş algısı da fakirleştirir. Güven veren ülkeler büyür; kriz ve korku atmosferi oluşturan ülkeler ise turizmini, öğrencisini ve yatırımını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalır. KKTC için en güçlü strateji ise istikrarı koruyan, güven veren ve dünyaya umut anlatan bir vizyon ortaya koymaktır.

Dr. Hasan Küçük
Eğitim Bilimci


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.