Beyrut'tan Cenevre'ye

loading
3 Haziran, Çarşamba
£

8.47

7.55

$

6.74

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Beyrut'tan Cenevre'ye

1967 Kasım'ındaki Geçitkale- Boğaziçi çatışmalarının hemen öncesinde, Rauf Denktaş'ın ünlü Kıbrıs'a gizli girme ve Karpaz'da yakalanması olayı yer almıştı.

Onun tutuklanması, hapse atılması, geri Türkiye'ye iade edilmesi, sanki yeterli gerginlik nedeni değilmiş gibi, tam da o günlerde, bir de savaşın yaşanması, Türkiye'nin restine neden olmuş, Demirel Hükümeti "Ya adada benim de iznimle güya gizli olarak bulunan Yunan Tümeni ile General Grivas, Kıbrıs'tan ayrılırlar, yahut da ben de gelirim…" demişti…

Yıl sonuna kadar general, sonra da ünlü Tümen geri çekilince, Rumlar, Türkiye'nin adaya çıkmasının artık daha kolay olacağını düşünerek yeis, Türkler ise ayni gerekçe ile yüksek moral içindeydiler.

Bu kadarı yetmezmiş gibi, Makarios Hükümeti, 3.5 yıl önce adaya girişini yasakladığı ve birkaç ay önce gizli olarak Karpaz'a çıkıp yakalanan Denktaş'a, Kıbrıs'a dönme izni verdi…

Rauf bey'in Lefkoşa'nın Türk semtine öyle bir girişi vardır ki; yer gök insana ve bayrağa kesmiş, Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'a girişine taş çıkarmıştır.

O koşullarda Türk tarafının morali, artık en yüksek düzeydedir.

Üç-dört ay önce yok olma korkusu ile kıvranan Kıbrıslı Türkler, artık adanın taksim edileceğine, Rauf Bey'in de adaya bunu gerçekleştirmek üzere çıktığına inanmaktadırlar.

Oysa yalnız Rum tarafının değil, zamanın TC Büyükelçiliğinin de "müfrit milliyetçi" diye tanımladıkları Rauf Denktaş, gelir gelmez öyle barışçı konuşmalar yapmaya başlar ki millet adamın o yakalanma esansında birkaç gün yattığı Rum Hapishanesi'nde, hidayete erip, Kliridis ile anlaştığını konuşmaya başlar.

Bu hava içinde, 1968 Baharı'nda kamuoyuna açıklanır ki iki toplum temsilcisinin Beyrut'ta Toplumlararası görüşmeler yapmasına karar verilmiştir.

Temsilciler de kim?

Rauf Denktaş ve Glafkos Kliridis! Millet başlar birbirine göz kırpıp, işmar etmeye…

"Demedik mi? Bunlar içerde anlaştılar demek ki!"

Beyrut Görüşmeleri, başlar…

1968-2011…

Daha da devam ediyor...

O sene doğanlar, yaşlanmaya yüz tuttu…

Beş yıl devam eder…

1973 baharına gelindiğinde, 1963'te Kıbrıslı Rumlar'ın anayasada değiştirilmesini istedikleri 13 madde de dahil olmak üzere, nerede ise her istedikleri, Rauf Bey tarafından kabul edilmiştir. Ama anlaşma olmaz, çözüm imzalanmaz…

Kliridis, anılarında Makarios'un kendisine, "Her şeyi kabul mu etti? İmzalama… Bekle… Biraz daga sıkışınca, kendisi daha çok şeyden vaz geçip, yeni önerilerle gelecektir." dediğini anlatır.

Bir de Ecevit'in yei başbakan olduğu günlerde, "Kıbrıs'ta hedefimiz yaşayabilir bir federasyondur" demesini bahane ederek, görüşmeleri keser…

O güne kadar Makariosçu olan Kliridis'in, başpiskopostan soğumaya başlamasının sebeplerinin başında da bu taktik gelmektedir.

Kendi anlatıyor…

Bir sene geçmeden, malûm 1974 yaz olayları yaşanır…

Ayrıtılara girmeye yerimiz yetmez ama kendilerine, önce eski kantonal federasyon önerisi getirilir, reddederler . (1. Ve 2. Cenevre Görüşmeleri)

Bu defa asker yürümek zorunda kalır ve ada coğrafi olarak da ikiye bölünür!

Aklınızda mı bilmem, o zaman kantonal federasyonu kabul ettiklerini açıklarlar.

Kocakarı, kendine sevgili bulunca!

Dün gene Cenevre görüşmeleri başladı…

Allah bunu da 3. Cenevre yapmasın…

Yani daha kötü günler beklerken, daha iyisini; çok daha iyi günler beklerken, çok daha kötüsünü defalarca yaşadık bu memlekette…

Keşke bunun ikincilere örnek olmasını ümit ediyorum demeye, sebep bulabilseydim.

Ne yazık ki dışarıdan böyle bir umudu besleyecek gelişmeler, yok…

Annan Planı'nı tartıştığımız günlerde, çoğumuz, "Türkiye Kıbrıs Sorunu'nu buz dolabına koyup, kendi AB üyeliği için bir koz olarak kullanmayı bekleyecek." diye, bağrışıyorduk…

Öyle gibi de görünüyor ki o politika tek başına Türkiye'nin politikası değil…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.