Çöken siyasi sistem

loading
4 Haziran, Perşembe
£

8.51

7.66

$

6.75

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Çöken siyasi sistem

Bir ara çok söylenen bir lâftı! Dün gene işittim: "Çöken siyaset, sistemi de çökertiyor"!

Bana tam tersi doğru geliyor. Sanki de çöken sistem, siyaseti de sürüklemiş gibi… Felsefe öğretmenimiz sevgili Mustafa Adaoğlu, bizden iki kavramın anlamını öğrenip getirmemizi istemişti: İçerik ve Kapsam…

Sistem, siyaseti içeriyor ama siyaset kapsamı belirlemiyor! Siyaset, sistemin ögelerinden yalnızca biridir. Bu durumda doğru dürüst bir sistem olsa, siyaset bozulmaya niyetlense bile toparlardı … Bozulanı, çürüyeni barındırmazdı sistem, sistem olsa… Bence bizde önce sistem çöktü, şimdi de her şeyle beraber, siyaseti de sürüklüyor. Çünkü sistem, bir yanılsama üzerine kurulmuştu. Siz bakmayın şimdi ileri geri konuşulduğuna! Bu sistem, sistem diye kurulmuş değildir. Geçici bir süre idare etmek üzere kurulmuş, geçici bir yapıydı o… Geçilecek yer de uygun konjonktürü bekleyip, adanın kuzeyini Türkiye'ye bağlamaktı. Makul süre beklenilecek, bu arada adaya nüfus aktarımı yapılacak ve uygun konjonktürde, ilhak sağlanacaktı yapılacak bir referandumla. Fikir Türkiye bürokrasine mi bizim yönetici elite mi aitti bilmem ama her ikisinin de buna teşne olduğu son derecede açıktı! Bu çevreler ekonomiden falan hiç anlamadıkları için de varsayılıyordu ki "bu kadarcık" adamın geçimini, Türkiye o güne kadar, karşılar! Ekonomiye şuna buna gerek kalmazdı.

Oysa o hesap yanlıştı… Öncelikle dünya 1930'lar sonunda değildi, ufukta bir dünya savaşı görülmediğinden, herkes kendi derdinde değildi… Sonra, Kıbrıs Suriye gibi bir manda değil, BM üyesi bir devletti… Daha daha sonra, Kıbrıs Rumları, Arap değil, dünyaya pabucunu ters giydiren, dünyalı bir topluluktu… Daha daha daha sonra, Kıbrıslı Türkler, Hataylı Türkmenler gibi Türkiye'ye ilhak olmayı istemiyorlardı… Ondan sonra, Türkiye'yi yönetenler, 1938'de yönetenlerden diplomatik grado olarak çok çok aşağıda olduklarından, her dünya plâtformunda altta kalıyorlardı… v.s.

Politik hedef "sürdürülemez" olduğundan, önünü ardını düşünmeden tespit edilen "ekonomik" düzeni de başımıza ha yıkıldı, ha yıkılacak…

Ulaşımı olmayan yere, 20 bin turist yatağı yaparsınız! Bir tek fiber optik kablo ile ve üstelik de Türkiye üzerinden dünyaya bağlanan yeri, dünya finans sisteminin dışında olduğuna bakmadan, off shore bankacılık merkezi yapmaya kalkmak gibi bir gaflet içinde yaşarsınız! Mazotla ürettiğiniz elektrikle, yerin yedi kat dibinden su çıkarıp, bahçe sulayarak, Nil ve Amazon havzaları ile rekabet etmeye girişirsiniz! Bütün dünya üniversiteleri bir merkezde toplanırken, dünyanın dışında bir üniversite merkezi olmaktan korkmazsınız! Yatmdi, halkın %30'unu memur, %15'ini de emekli edersiniz. Buna sistem derseniz, elbette çöker.

Seçmenimiz Kanada'dan, adaylarımız Uganda'dan mı geliyor? Her seçimde meclisin en az %30'u da değişiyor… Bu sistemle isterseniz Bill Clinton, Tony Blair veya Barrack Obama'yı getirin, olacağı gene budur…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.