Edep yahu!

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.40

7.55

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Edep yahu!

Eskiden, insanların toplu olarak bulunduğu, kahvehane, dergâh, mektep, tekke gibi yerlere girerken, karşıda bir tabelâ bulunurdu. "Edep yahu!" yazardı o levhada… Önce edep olmadan, ne sohbet, ne tarikat, ne ibadet olamayacağını anlatmak için…

Ben de bir süredir, "karışmayayım " diye "canımı yediğim" bir meselede, dün facebook'ta bir tartışma okudum… Dişimi yazıp, altına bir şey yazmadım! Oradaki ifadelerden de hiç üstüme bir şey alınmadım… Horlananlar ne der, kendi bilecekleri iş!

Ama önce: "edep yahu!"

Sonra, her şey ama önce edep! Önemli miydi bu deyiş? Evet… Çünkü;

Aslında, bilim ve felsefe aynı şeyi arar…

Yaradılışın ve evrenin sırrı… Hadi bir adım daha atayım: Ölümün ve yaşamın, ölümsüzlüğün sırrı… Bilim ayni soruların cevabını deneysellikle, felsefe düşünce ile arar. Yıllar önce, bir yazı kaleme aldıydım: Bir Amerikan üniversitesinde nöroloji ve nörofizyoloji uzmanlarından bir grup, uzun bir araştırmadan sonra, elde ettikleri sonuca göre, beyin korteksindeki her hücrenin, mevcut bilginin bütününü taşıdığını bulduklarını anlatan bir makale yazmışlardı. Her bir hücre ayrı ayrı ve tümü de bilginin bankası olduğuna göre, bankanın müşterisi, yani bilgiyi kullanan kimdi? Yâni, "ben" kimdi?

Soruyordum: " Yoksa gerçekten de bir 'ben' var mıdır, benden içerü?"

Tapduk Emre'nin müridinin, hümanizma'ya nerdeyse beş yüz yıl önce nerden ulaştığını hatırlamak aklımıza gelmediği gibi, ulaştığı felsefi bir sonuca ondan altı yüz yıl sonra "bilimsel" bir heyet varır da ve siz bunu yazarsanız, size: " Çok düşünme da kafayı yen…" derler…

Üniversite'de ikinci sınıftaydım… 1972-73 olmalı… Bayezit Meydanı'nda, yeni kurulan Türkiye Sosyalist İşçi Partisi'nin ilk mitingi vardı, gittim. Meydana toplananlar, birden hep bir ağızdan bir türkü söylemeye başladılar.

"Gelin canlar bir olalım
Münkire kılıç çalalım
Hüseyin'in kanın olalım
Tevekkeltü taallah…

Açalım kızıl sancağı
Geçsin yezitlerin çağı
Elimizde aşk bıçağı
Tevekkeltü taallah…"


Nutkum tutuldu! Deyişin büyüsü bir yandan, sol bir toplantıda kendimi 16.yy Anadolu'sunda hissetmek, öteki yandan. Ama sol adına verilen argümanın, İslâm'a dayandırılmasını, bugün bile dikkate değer bulurum. Çünkü ayni Pir Sultan Abdal'ın,


"Mushaf alıp hocasına varınca
Destur alıp mektebinden dönünce
On yaşından on beşine girince
Yen'aşlama fidan olmuş misali"

Gibi, on beşine kadar insanın Kur'anı hatmetmesini öneren deyişleri de var!

Lenin bir yerlerde, İran'daki devrimci düşünceleri Mazdek dininden beri ayni kaynağa bağlar. Carr ise Rus devrimi de dahil doğudaki bütün devrimci düşünceleri, Mazdek'ten geçen, Şii, Alevi, Bektaşi inançla yıkanan dinsel felsefeye dayandırır. Marx'a değil! Marx'ın kendi bile, düşüncesinin sadece Avrupa'yı anlamakla sınırlı olduğunu yazar.

Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli, Mevlâna Celâleddin-i Rumî, Pir Sultan Abdal, Şah Hatayi, Kaygusuz Abdal, Abdal Musa, Nesimî; "enel hak" dediği için derisi yüzülen Hallac-ı Mansur, o yorumun insanlarıdırlar!

"Edep yahu…"

Batı felsefesi manastırdan, doğu felsefesi tekkeden çıktı… Hem doğulu ol, hem felsefe ekolünü yok say, hem de neden batılı değilim diye, ağla! Değilsin, çünkü manastırın yok! Ne Katoliksin ne de Protestan… Onun için Hegel okuyunca sersem, Kant okuyunca aptal oluyorsun! Çünkü neyi niçin tartıştıklarını bilmediğinden, anlayamıyorsun.

Kendimizden nefret ediyoruz diye, kimse bizi kendinden kabul etmez… Belki daha çok aşağılar, o kadar…

Elinden tutup seni bugüne getiren insanlar hakkında konuşurken olsun, "edep et yahu…"

Gene aşınız tutmadı be arkadaşlar… Siz de müstehaksınız… Çünkü belki de önce size söylemek lâzımdı:

"Edep yahu…"

Başka bir şey demiyorum…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.